Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
kule reklam
kule reklam
Header reklam
Selim Öztürk

2023 Seçimlerinin Z Raporu

21 yıllık iktidarın getirdiği yıpranmışlık, yüksek enflasyon, hayat pahallığı, sığınmacılar krizi ve son olarak resmi rakamlara göre 50.000’i aşkın vatandaşımızın hayatını kaybettiği deprem felaketine rağmen Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyetimizin 100. Yılında yapılan genel seçimlerde de daha önce girdiği 15 seçimde olduğu gibi galibiyetle çıktı.

Muhalefet’in “Aday değil sistem önemli“Tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur” “ Halk otoriterlik ile demokrasi arasında bir seçim yapacak” tezleri çöktü. Ayrıca muhalefet Türkiye’nin sosyo-politik tablosunu yanlış analiz etti. Kilit seçmen olarak HDP seçmenini merkeze aldı oysa kilit seçmen Ak Parti’den kopma potansiyeli olan seçmendi. Kaldı ki bu ülkede HDP’ye oy veren ve onun varlığından rahatsız olmayan seçmen yüzde 20 ise, terörden ve ülkenin bölünmesinden endişe duyan yüzde 80’lik blok var. Milliyetçiliğin bu kadar yükseldiği bir konjonktürde yapılan kötü bir analiz ve  stratejiydi. Kaldı ki 6 partinin kurmayları sürekli birbirleri aleyhinde açıklamalar yapar, üzerine büyük bir çoğunluğu kararsız olan seçmenin karşısına “7 başkan yardımcısı” gibi istikrardan uzak  formüllerle çıkarsanız seçmende kazanacak oranda karşılık bulamazsınız.

Tabiki 6’lı Masa topyekun kaybetmedi. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte TBMM’deki 38 sandalyesini kaybeden Kılıçdaroğlu ve aldığı oy oranı ile TBMM’deki sandalye sayısında bir önceki seçime göre hemen hemen hiç fark olmayan hatta oransal olarak oylarını düşüren Akşener bu seçimlerin mutlak kaybedeni. (seçim sonrasında her iki genel başkanın da liderliği kendi partileri içerisinde tartışılmaya başlandı.) CHP listelerinden seçime giren Deva Partisi 15, Gelecek ve Saadet Partileri 10’ar, Demokrat Parti 3 milletvekili çıkararak şüphesiz muhalefet kanadının kazananları.

İktidar kanadında ise Doğu Karadeniz doğalgazı, TOGG ve Milli Savunma Sanayii gibi halkta karşılık bulan projeler seçim kazandırsa da Ak Parti’nin oy oranının 2002 seçimlerindeki oy oranına gerilemesinin sebebini; yüksek enflasyon iklimiyle birlikte şüphesiz HÜDA-PAR ile olan birliktelik ve Ak Parti teşkilatlarının saha siyasetinden uzaklaşmasıyla birlikte seçmenden kısmen kopması diye yorumlayabiliriz. Ak Parti’nin kaybettiği oylar Millet İttifakı’na gitmedi. MHP ve YRP’ne yönelerek Cumhur İttifak’ı içerisinde kaldı.

Bu seçimleri 2. tura taşıyan hiç şüphesiz Ata İttifakı ve ittifakın Cumhurbaşkanı Adayı Dr. Sinan Oğan oldu. Ama 2. Turda Sinan Oğan’ın ve İttifak içerisindeki Partilerin hangi adayı destekleyecekleri konusunda ayrışması ve farklı adayları desteklemeleri bu ittifakı hızlı bir şekilde ortadan kaldırdı. Ümit Özdağ’ın liderliğindeki Zafer Partisi, ayrıca Muharrem İnce’nin liderliğindeki Memleket Partisi Parlamento seçimlerinde bekledikleri karşılığı bulamadılar. Tabiki de diğer partiler gibi büyük bütçelerle seçim kampanyası yürütemediler. Her iki bloktan da medya ambargosu vardı bu partilere ama bu partiler de sahayı dolduramadılar. Sahayı doldurmadan yalnızca sosyal medya popülariteniz ve sosyal medya çalışmalarınızla kampanya yürütürseniz hayal kırıklığı yaşarsınız. Muharrem İnce’ye yapılan çirkin kumpanstan sonra Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildi ve sonrasındaki süreçte sonuçlara etki edecek görünürlüğü kalmadı. Ümit Özdağ özellikle 1. ve 2. Tur arasında siyaseti domine etti. HDP ve HÜDA-PAR’ı siyaset dışına itti ve üzerinde ısrarla durduğu sığınmacılar konusunu, Anayasanın ilk 4 maddesini ve 66. maddeyi siyasetin merkezine oturttu. Bu iki parti de hazine yardımı alamayacak. 9 Ay sonra Mahalli İdareler Seçimi var. Ve İşleri daha da zor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimi kazandıktan sonra yeni kabinesini oluşturdu. Yeni kabinenin hemen hemen hepsi teknokrat kadrolardan oluşuyor. “Teknokrat Kabine” ile nasıl bir dönem bekliyor bizi hep birlikte göreceğiz. Kılıçdaroğlu ise mağlubiyetin ardından partisinin içerisinden değişim sesleri yükselmeye başlarken, partisinin MYK’sını hızlı bir şekilde yenileyip Mahalli İdareler Seçimlerinin işaretini vererek “Ben buradayım ve mücadeleye devam ediyorum” dedi.

Yazıyı siyasi tarihten bir örnekle bitirmek istiyorum.

1989 Mahalli İdareler Seçimlerinde Erdal İnönü’nün SHP’si  %28,7 oy oranı ile birinci parti olarak çıkmış ve büyükşehirlerin hemen hemen hepsini almıştı. Bundan tam 2 yıl sonra 1991 yılında yapılan Genel Seçimlerde Leyla Zana başta olmak üzere DEP üyelerini, SHP listelerinden TBMM’ne sokmuş ve “Yemin Krizi” yaşanmıştı. 1991 seçimlerini %20,75 oy oranı ile üçüncü parti olarak tamamlamıştı. Ardından 1994 Mahalli İdareler Seçimlerinden %13,5 oy oranı ile dördüncü parti olmuş ve İstanbul, İzmir, Ankara Büyükşehir Belediyeleri başta olmak üzere bir çok belediyesini kaybetmişti.

Bu örneği 9 ay sonra yapılacak 2024 Yerel Seçimlerine ithaf ediyorum : )

YORUMLAR

2 adet yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER