Siyasetten kaçabiliyor musunuz?
Ben kaçamıyorum. Biraz fantastik bir düşünce ile benim için siyaset; yürüyen, vücudu dikdörtgen, gri renkli, Cin Ali’ye benzer eli kolu bacağı ve kafası, kafasında sadece göz olan kocaman bir yaratık siyaset. Nereye gitsem bir yerden çıkıyor önüme, ne zaman sohbet etsem, herhangi bir yerden, haylaz bir çocuk gibi,koca gözlerini dikiyor üzerime. İzleniyorum sanki, izliyor beni, adım adım, gece gündüz , uyumuyor ve yorulmuyor
Siyasetin Wikipedia’daki tanımı:
Siyaset veya politika, gruplar arasında kararların alındığı veya bireyler arasındaki güç ilişkilerinin, kaynakların dağıtımı veya statü gibi diğer etkileşim biçimlerinin ilişkillendirildigi bir dizi faaliyeti ifade eder.Siyaset ve hükümeti inceleyen sosyal bilim dalı ise siyaset bilimi olarak adlandırılır.
Siyaset terimi, olumlu bir bağlamda “siyasi bir çözüm” olarak kullanılabileceği gibi uzlaşmacı ve şiddetsiz bir anlam taşırken, tanımlayıcı bir anlamda “hükümetin sanatı veya bilimi” olarak da kullanılabilir. Ancak sıklıkla olumsuz bir çağrışım taşır.
Wikipedia’nın tanımlayıcı açıklamasına göre siyaset; iktidardaki “ hükümetin sanatı veya bilimi”dir diyor. Bu tanımdan yola çıkarak; İktidar temsil ettiği topluluğu veya milleti yönetmeyi hak etmiş olan organize güç birimidir, ve bu organize güç siyasi bir partidir. Bu siyasi partinin öyle veya böyle bir ideolojisi olup iyi yöneteceği iddiasını taşır. Bu iddianın ömrü, pratikte sonsuza kadar değil beğenilmeyinceye kadardır. Belirtmek isterim ki yönetilenler olarak her beğenmediğimiz hükümeti canımız istediği zaman görevden uzaklaştırma yetkimiz yoktur. Siyasi partiler tüzüğü ve anayasaya göre seçme ve seçilme kuralları , yönetim , seçim zamanı yasalarla belirlenmiştir. Her şey bir Cumhuriyet anayasasına göre kurallar bütünlüğü ile çerçevesi belirlenir. Bu da bizi padişahlık sisteminden ayıran en belirgin bir özelliktir. Anayasaya uyulduğu sürece bu böyledir. Peki uyulmadığında …
Şu anda anayasanın aldığı kararlara uyulmadığı, adaletin örselendiği, en başında kuralları kabul ederek yönetimi elde etmiş ama yönetim sürecinde kuralları kendi ve çevresinin avantajına göre değiştirmeye çalışan bir yönetimle karşı karşıya kaldığımız bir dönemi yaşıyoruz. Ve bu yanlış.
O halde ne yapmalıyız ?
Ne yapabiliriz?
Sıranın gelmesini beklemeli ve yasaların bize verdiği çerçeve sınırlarında gerektiği yer ve zamanda tepkimizi gösterebiliriz, göstermeliyiz. Yani yönetme sanatında hükümetin iyi bir sanatçı olmadığını yüzlerine vurmalıyız seçim sandığı aracılığıyla. Tepkilerimizle “Çok üzgünüm ama siz iyi bir yönetim sanatçısı değilsiniz” diyebilmeliyiz. Biz sizi yeterli bulmadık, ihtiyaçlarımıza cevap veremediniz , sorunlarımıza çözüm getiremediniz ve başarısız oldunuz. Ama hâlâ iktidar sizsiniz ve biz sizi değiştirmek için seçim zamanının gelmesini sabırla bekliyoruz, bekleyeceğiz. Çünkü Cumhuriyet ve Demokrasi bunu gerektiriyor.
Hiçbir zaman kimin yönettiği ile ilgilenmedim. Beni ilgilendiren nasıl yönetildiğimiz. Yöneten ister dindar olsun isterse ateist; yasalara uygun ve adil bir biçimde yönettiği sürece neye ne kadar inandığı veya inanmadığı beni bir yurttaş olarak ilgilendirmiyor. İnanç, bireyin kendisine ait özel bir durumdur ve bir başkasını asla ve asla ilgilendirmez. Kimin yönettiğine değil nasıl yönetildiğimize odaklanmalıyız. Yönetilemiyoruz. Yönetilemediğimiz yaşamımızın her yerinde aksaklık olarak ortaya cıkıyor.
Mesela, bu hafta pazarda patates 30 TL ise bir sonraki hafta 50 TL .( enflasyon yönetim aksaklığının sonucu değil mi?)
Üniversite mezunu gençler 3 harfli süpermarketlerde Kasiyer olarak calışıyor ( işsizlik yönetim aksaklığı göstergesi değil mi?)
Kadın cinayetleri, çocuk işçiler , Mesem’de ölen stajyer gençler, depremde yıkılan dayanıksız binalar, aldığımız ekmeğin fiyatı, kiraların asgari ücretten daha fazla olması, birçok emekli maaşının asgari ücretin ve açlık yoksulluk sınırının altında kalması, beyin göçünün giderek çoğalması, orman yangınları, yeşilliklerin griye dönüşmesi , derelerden artık siyanür akması, hayvan katliamları v.b
Kısacası yaşadığımız negatif yüklü, depresyonlu ve umutsuz boğucu hayat tarzımız yönetilememezin direk değil belki ama dolaylı bir sonucu değil mi ? İş böyle iken ve siyaset yaşam tarzımızı ve hayat kalitemizi , standartlarımızı belirliyorken nasıl siyaset konuşmamayı becerebiliriz? Nasıl uzak durabiliriz ? Ve nasıl kaçıp kurtulabiliriz kendimizi siyasetten?
Bizim ülkemizde şu anda bu mümkün mü?
Ben bu soruların cevaplarını bilmiyorum.
Bilen varsa lütfen bana öğretsin, yardımcı olsun.
Sorum Şu ;
Bu kadar yakınımdayken,
Siyaset Yaratığından ben nasıl kaçabilirim?
Teşekkür ederim.

YORUMLAR