Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Turgay Delibalta
Turgay Delibalta

Tek Adam Çağı mı? Dünya Nereye Evriliyor

Son on–on beş yıla baktığımızda, dünyanın birçok köşesinde aynı sahne ortaya çıkıyor:
Sandık var, seçim var, parlamento var… Ama gerçek güç giderek tek kişide toplanıyor.

Bu tabloya yalnızca “otoriterleşme” deyip geçmek kolay.
Oysa resim daha ince: Kurallar tümden çöpe atılmıyor; kimi ülkelerde kurallar değiştirilerek tek adam düzeni yasal bir kalıba sokuluyor.

İşin temelinde iki duygu var: korku ve hız isteği.
Ekonomi sallanınca, savaş ve göç baskısı artınca insanlar uzun tartışma değil, çabuk çözüm bekliyor.
“Biri çıksın, masaya yumruğu vursun, işleri düzeltsin” duygusu, tek kişide toplanan gücü normalleştiriyor.

İletişim düzeni de bu akımı besliyor. Televizyon tartışma yerine gerilim satıyor, sosyal medya kısa ve sert ifadeleri öne çıkarıyor. Bu ortamda sakin kurumlar değil, sert konuşan liderler parlıyor. Şimdi haritaya bakalım.

Macaristan’da Viktor Orbán serbest seçimlerle iktidara geldi. Zaman içinde anayasa değişiklikleri yapıldı, seçim sistemi yeniden yazıldı, mahkemeler ve medya kademeli biçimde kontrol altına alındı. Tek adamlaşma burada tanklarla değil; kanun değişiklikleriyle ilerliyor.

Rusya’da Vladimir Putin’in hikâyesi sandıkla başladı. Yıllar içinde yetkiler genişledi, medya ve muhalefet üzerindeki baskı arttı. Anayasa üzerindeki değişiklikler, görev süresini uzatarak sistemi kişi merkezli hale getirdi; başkanlık makamı, fiilen uzun süreli bir kişisel iktidara dönüştü.

Çin’de Xi Jinping döneminde devlet başkanlığı için anayasal süre sınırı kaldırıldı. Bu adımla birlikte liderlik görevinin süresiz hâle gelmesinin önü açıldı. Tek adam sistemi burada da kanun yoluyla sağlamlaştırıldı; parti, devlet ve lider tek eksende buluştu.

Türkiye’de parlamenter düzenden başkanlık sistemine geçiş, yürütme gücünü tek merkezde topladı. Cumhurbaşkanı hem devletin hem hükümetin hem de bir siyasi partinin başı olarak çok katmanlı bir güç kullanıyor. Tartışma tam da burada yoğunlaşıyor: Hızlanan karar alma, uzun vadede kurumsal dengeyi ve kurumların bağımsızlığını ne kadar etkiliyor?

Hindistan’da Narendra Modi, dünya siyaseti sahnesinde öne çıkan güçlü liderlerden biri. Kişisel marka gücü, geniş seçmen desteğiyle birleşti. Zamanla yargı ve medya üzerindeki etki arttı, muhalefetin alanı daraldı. Seçimler sürüyor, fakat zeminin ne kadar eşit olduğu giderek daha çok sorgulanıyor.

Brezilya’da Jair Bolsonaro, “ben bilirim” söylemiyle yönetimi kişiselleştiren bir çizgi izledi. Kurumlarla sık sık gerilim yaşandı. Görev sonrası hukuki süreçlerle yüzleşmesi, bir yandan kurumların hâlâ işlediğini, bir yandan da toplumdaki kutuplaşmanın ne kadar derinleştiğini gösterdi.

ABD’de Donald Trump dönemi, güçlü lider ile köklü kurumlar arasındaki gerilimi açığa çıkardı. Yargı, medya ve kongre ile yaşanan çatışmalar, tek adam eğiliminin yalnızca “gelişmekte olan ülke” meselesi olmadığını ortaya koydu. Kurumların gücü, tek adamlaşmayı sınırladı; ancak toplumda derin bir bölünme miras kaldı.

Ortak resme baktığımızda, tüm bu örneklerin benzer bir kalıp paylaştığını görüyoruz:
Krizler derinleşiyor. Halk hız ve güven istiyor. Lider “Ben hallederim” diyerek öne çıkıyor. Kurumlar adım adım geri çekiliyor. Sandık ortadan kalkmıyor, fakat yarışın koşulları eşit olmaktan uzaklaşıyor.

Sonuçta bugün birçok ülke, sorunlarını çözmek için gücü tek elde toplamayı bir “kısayol” olarak görüyor. Kriz anında bu yol gerçekten hız sağlayabiliyor. Ama uzun vadede asıl soru şurada düğümleniyor: Hız mı daha değerli, yoksa hatayı düzeltebilecek bir denge sistemi mi?

Tek kişiye bağlanan düzenler, çoğu zaman o kişinin hatalarıyla birlikte sarsılıyor ya da çöküyor. Kurumlara dayanan düzenlerde ise liderler değişse bile çerçeve ayakta kalıyor. Belki de asıl ihtiyaç “güçlü lider” değil, güçlü kurallar ve güçlü yurttaşlar. Çünkü bugün güven veren tek ses, yarın önümüze duvar olarak çıkabilir.

Kaynakça (Seçilmiş)

  • Freedom House – Democracy Index raporları
  • Economist Intelligence Unit – Dünya Demokrasi Endeksi
  • V-Dem – Küresel Demokrasi Eğilimleri
  • Carnegie Endowment – Küresel Siyaset Değişimi Analizleri
  • Brookings Institution – Popülizm ve güç yoğunlaşması çalışmaları
  • Foreign Affairs – İlliberal demokrasi ve güçlü liderlik makaleleri
  • International IDEA – Demokrasi gerilemesi ve geri dönüş raporları

 

 

Bu haber 71 kez okundu.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER