Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Turgay Delibalta
Turgay Delibalta

Kıtlık Kime Güç Verir? Yardım Değil Yaşam Hakkı

Başta duranların gücü her zaman para bolluğundan gelmez.
Bazen tam tersi olur. Cebinde para azalan insan sayısı artar. Yoksulluk yayılır.
Öfke büyür.
Ama oy sandığına gelince beklenen büyük kırılma olmaz.

Çünkü yoksulluk yalnızca cebi boşaltmaz. İnsanla yöneten arasındaki bağı da değiştirir.

Evine giren para azaldıkça, yardım alan insan çoğalır.
Gıda kolisi, kart, doğalgaz desteği, nakit desteği… Bunlar aslında hepimizin ortak parasından çıkar.
Ama gözde şöyle görünür: “Bana bunu veren başta duran kişidir.”
Yardımı kaybetme korkusu araya girer.
Bu korku, oy verme davranışını güçlü biçimde etkiler.

En düşük ücret düşüktür. Çünkü çalışan emeğinin karşılığını tam alamaz. Çoğu zaman tek tek pazarlık eder. Bir araya gelemez. Birlik zayıftır. İşten atılma korkusu ağır basar. Masada işveren daha güçlü durur. Devlet çoğu durumda güçlü olanın yanında yer alır. Vergi yükü dar gelirliye biner. “Ücret artarsa işsiz kalırsın.” sözü sürekli öne çıkar. Böylece en düşük ücret hep geriden gelir.

Emekli parası da bu yüzden düşüktür. Çalışan genç sayısı azalır. Primler eksik ve düzensiz yatar. Kayıt dışı iş yaygındır. Ortak para havuzu zayıflar. Devlet emekliye ayırdığı payı dar tutar. Büyük işler, gösterişli yapılar için daha çok para akar. Emeklinin sesi oy zamanı dışında az duyulur. Seçim öncesi verilen artışlar da kısa sürede fiyat artışıyla erir gider.

Bir de işin zihin yanı var.
İş bulamayan insan…
Evine et alamayan, çocuğunun bezini düşünen ana baba…
Bu insan için şu sözler geri plana kayar:
“Başta işin ehli kişiler olsun.”
“Kurallar herkese aynı uygulansın.”

Karın açsa, bu tür sözler uzak gelir.
Günlük dert ağır basar.
Sürekli kavga üreten dil de buna eklenir.
Ekranlar bağırış çağırışla dolar.
Sofraya bakan göz, büyük resmi görmeye güç bulamaz.

Bazı yerlerde bu döngü bir noktada kırılır.
Fiyatlar çok hızlı artarsa, işsizlik yayılırsa, mutfak iyice daralırsa…
O zaman başta kim varsa o da bu baskının altında kalır.
Dünyanın birçok yerinde bu sonucu gördük.

Ama son anda yama yapılabiliyorsa, başta duranlar bu sıkıntıyı bile kendine dayanak yapabilir.
“Ben olmasam bu yardımlar biter.” cümlesi sık sık duyulur.
Doğru olsun ya da olmasın, bu söz bazı seçmenler için etkili olur.

Buradan nasıl çıkılır?
Sürekli koli dağıtarak değil.
Her gün uzun sunumlar yaparak da değil.

Asıl çıkış şudur: Yoksulluğu başta duranların elinde bir baskı aracı olmaktan çıkarmak.
İnsanı kişiye bağlı yardıma muhtaç olmaktan kurtarmak.
Güvencenin kaynağını kişi değil, işleyen ve herkes için aynı olan kurallar yapmak.

O zaman oy veren insan kararını
korkuyla değil, kendi isteğiyle,
mecburen değil, bilerek verir.

Dönüp baktığımızda…
Yoksulluk kısa sürede başta olanlara yarar gibi görünür.
Ama zaman uzadıkça bu durum değişimi çağıran en güçlü etkenlerden biri hâline gelir.

Unutmayalım:
Ekmek küçüldükçe sandığın önemi büyür.

 

 

Bu haber 108 kez okundu.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER