Bir köşe yazısı yayımlandı, yardım çağrısı karşılığını buldu: Üç duyarlı yurttaş iki kız öğrencinin kışlık giyim ve eğitim giderlerine destek verdi. “Bir simitle günü bitiren” gençlerin yüzündeki umut, dayanışmanın hâlâ diri olduğunu bir kez daha gösterdi.
Birkaç hafta önce iki kız öğrencinin ekonomik sıkıntılarını yazmıştım. Bir Simitle Günü Bitiren Öğrenci başlıklı yazımda, tam da kışın bu soğuk günlerinde hem giysiye hem de eğitim giderlerine acil ihtiyaçları olduğunu anlatmıştım. Kısmen de olsa kentimizde yaşayan üç yüreği güzel insan onlara el uzattı. Hem kışlık kıyafetlerini temin ettiler hem de eğitim giderlerine yıl boyunca destek oldular.
Yardım eden yüreği güzel kentlimiz emekli öğretmen C.Y, Muğlalı olup Ankara’da yaşıyor; kısıtlı bütçesinden bir kız öğrencinin yıllık eğitim giderlerini karşıladı. Yaşadığım mahallede SSK emeklisi komşum H.D. de bir başka kız öğrencinin eğitim giderlerine katkıda bulundu. Kentlimiz H.T. ise öğrencilerin kışlık giysi ihtiyacını karşıladı.
Mutluluk farklı alanlarda aranabilir; başka konularda da mutlu olabilirsiniz. Ben o kız öğrencilerin kışın o soğukta titrediğini görmüştüm. Yardımlardan sonra sarınıp giyinip okula giderlerken, onların yüzlerindeki rahatlamaya tanık olmak benim için hayatımda mutlu olduğum nadir anlardan biriydi. 2025 yılının yoksul, dar gelirli insanların üzerinde bıraktığı enkazın son günlerinde bu mutluluğu yaşadım.
Şunu da eklemek isterim: Yardım yapan kişi psikolojik olarak vicdan rahatlığı ve iç huzur kazanır; “işe yarıyorum” duygusu özgüvenini güçlendirir. Başkasının yükünü hafiflettiğini görmek, empatiyi artırır ve hayata dair umut duygusunu tazeler. Ayrıca bu tür iyilikler stresi azaltıp kişinin kendi yaşamıyla daha anlamlı bir bağ kurmasına yardımcı olur. Bazen tek bir iyilik, hem alanı hem de vereni onarır.
Buna sebep olan Yenigün Gazetesi’ne, çalışanlarına ve yardım elini uzatan yüreği güzel insanlara çok teşekkür ediyorum. Benim için yeni yıl kutlu oldu. Bir simitle günü geçiren öğrencinin gözlerindeki mutluluğu, içi geçmiş yaşamdan umudunu kesmiş her bireyin görmesini isterdim.
Makale, öykü ya da haber yazmak; yazana hem zihinsel hem de duygusal açıdan önemli katkılar sağlar. Düşünceleri düzenleme, olaylara eleştirel bakma ve kendini daha açık ifade etme becerisini geliştirir. Yazma süreci, kişinin bilgi birikimini derinleştirirken araştırma alışkanlığı kazandırır ve kelime dağarcığını zenginleştirir. Aynı zamanda yazan kişi, duygularını ve gözlemlerini metne dökerek içsel bir rahatlama yaşar; kendini tanıma ve dünyayı anlama konusunda ilerler. Sürekli yazmak disiplin ve sabır kazandırır; zamanla özgüveni artırır ve düşüncelerin başkalarına aktarılabilmesini sağlayarak sosyal ve mesleki hayatta da güçlü bir iletişim aracı haline gelir. Psikolojik açıdan bakıldığında yazmak, kişinin iç dünyasını daha iyi anlamasına ve duygularını fark etmesine yardımcı olur; düşünceleri kâğıda dökmek stresi azaltır, zihinsel yükü hafifletir ve kişinin kendisiyle daha sağlıklı bir iç diyalog kurmasını destekler. Bazen tek bir yazı, hem yazanı iyileştirir hem de bir başkasının hayatına dokunur.
Sadece öğrenciler için değil, benim için de bütün bunlar değeri ölçülemez izler bırakacaktır. İlgili yazımda “eller yüreğe” demiştim; eli yüreğine gidenlere ve Yenigün Gazetesi’ne tekrar teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bir emekli öğretmenimizin başlattığı bu içtenliğe iş insanlarımız sessiz kalmayacaktır. Şimdi sevgili iş insanları, “eller yüreğe”… sevgiyle.
Bu haber 107 kez okundu.

YORUMLAR