Nereden nereye!

Ülkemiz daha 10-15 yıl öncesine kadar tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yetebilen 7 ülkeden birisi iken gelin görün ki şimdi nerede?

Tarım ve hayvancılıkta uygulanan yanlış politikalar, neredeyse bütün tarım ürünlerini ithal eder hale düşürdü. Canlı hayvan ve karkas et ise ha keza öyle…

Tahıl ambarı koca İç Anadolu toprakları boş bırakılırken, samanı bile sağdan-soldan getirdiğimizi dün gibi hatırlıyoruz.

Buğdayda da aynı tablo ile karşı karşıyayız. Türkiye buğdayda kan kaybetmeye tam gaz devam ediyor. Geçen yıl 9.66 milyon ton buğday ithalatı yapan Türkiye buğday almak için 2.3 milyar dolar ödeyerek dünya buğday ithalatında birinci sırada yer aldı.

2020’ye ilişkin öngörüler durumun bu yıl daha da kötüleşeceğini gösteriyor. Greenpeace’in ABD Tarım Bakanlığı’nın “Dünya Tarımsal Üretimi” – Nisan 2020 raporundan aktardığı verilere göre, Türkiye’de buğday ekilen alanın 2020’de 7.8 milyon hektardan 7.2 milyon hektara düşeceği öngörülüyor.

Buğdayda Türkiye’nin kan kaybı 2020’nin ilk 5 aylık ithalat rakamlarına da yansıdı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre bu yılın ilk 5 ayında 4.3 milyon ton (geçen yıla göre 900 bin ton daha fazla) buğday ithalatı yapıldı.

Türkiye’nin buğday ithalatındaki artış, ‘makarna ve buğday üretmek için” diye açıklanmaya çalışılıyor. Oysa buğdayın anavatanı olan bu topraklar üretimde kullanılacak buğdayı da hasat etmek için fazlasıyla yeterli. Tarımsal politik kararlar, konut yapımı ile betonlaşma,girdi maliyetlerinin fazlalığı  ile buğday üretimi yapılan 24.5 milyon dekar arazide artık üretim yapılmıyor.

Tohum konusundaki süreci (dışa bağımlılığımızı) ise hiç anlatmaya gerek yok. Orada durum daha da vahim.

Tarım ve hayvancılıktaki yanlış politikalar sonucu çiftçi ve üretici adeta tükenme noktasına geldi. Üretici topraklarını bırakmak zorunda kalıyor, hani “adam diksen yetişir” dedirten o güzelim verimli topraklarımızın miktarı her geçen yıl daha da artıyor…

Nereden nereye..!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.