Merhaba Sevgili Okurlar,
Gündem o kadar yoğun ki; kafamın içinde cevabını bildiğim bilemediğim binlerce soru ve düşünce var. Nerden başlasam, nasıl yazsam, nasıl bitirsem diye. Ama bir yerlerden başlamak gerekiyor devamı çorap söküğü olarak gelir. Ya da Muğlalıların dediği gibi “kervan yolda düzelir.”
Muğla’nın eşi ve benzeri olmayan doğasında, sahillerinde, bağında, bahçesinde, tarlasında yağmaların son hızla devam ettiğini gerek sosyal medyadan gerek basından öğrenmekte ve takip etmekteyiz. Kille koyuna mapa ve tonoz konulmasından sonra geçtiğimiz hafta içinde Göcek’te Osmanağa koyu olarak bilinen koyda iş makineleri çalışmaya başlamış ve protestolar yapılmıştır. Protestolar neticesinde çalışmaların durdurulduğu basında haber edilmiştir. Yaz sezonun yaklaşmasıyla sahillerimizde yağmalar devam ederken; Ula, Kavakçalı Mahallesindeki taş ocağı için devam eden davada Nisan ayında keşif kararı çıkmıştır. Milas’ın 6 köyünde ve 700’e yakın parselde yapılacak kamulaştırma işlemlerine karşı protestolar devam etmektedir. Zeytinine, doğasına, toprağına sahip çıkmak için mücadele eden Esra kızımız tutuklanmış ve cezaevine gönderilmiştir. Üstünde yaşadığımız coğrafyanın toprağına, doğasına, suyuna, sahiline sahip çıkan ve korumak için mücadele eden tüm vatandaşlarımıza minnetlerimi sunarak, teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.
19 Mart 2026 tarih ve 33201 sayılı resmî gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Milli Parklar Kanunu ve Bazı kanunlar ile 375 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun çerçevesinde Muğla’mızın birçok bölgesinde yeni alanların imara açılarak yoğun bir yapılaşmaya gidileceğini düşünüyorum.
“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”
Ben demiyorum Anayasamızın 56. Maddesi diyor.
ABD-İsrail, İran Savaşı devam ederken geçen hafta içinde NATO’nun Adana’da çok uluslu bir yapıya sahip kolordu ile NATO’nun veya NATO dışı çok uluslu askeri gücün İstanbul Beykoz Anadolu Kavağında çok uluslu Deniz Unsur Komutanlığı oluşturularak konuşlandırılacağı gündeme gelmesi akıllara hemen Çekiç Güç ve Orgeneral Eşref BİTLİS Paşa’nın şehit olmasının yanında; benim aklıma Çanakkale Savaşları, Sevr Antlaşmasına göre İzmir’in Yunan askerleri tarafından işgal edilmesi, İstanbul, İzmir, Samsun ve Karadeniz Limanlarında İngiliz ve Amerikan gemilerinin demirlemesi, Güney ve Güneydoğu illerimize Fransız askerinin işgal etmesi, GüneyBatı Anadolu’nun da İtalyanlarca işgal edilmesi gelmiştir.
O tarihte adı “İtilaf Devletleri”, 90’ lı yıllarda “çekiç güç”, günümüzde ise “çok uluslu askeri güç” bana göre değişen bir şey yok. Değişen sadece işgalin adı.
Geçtiğimiz günlerde bazı Müslüman Ülkelerin Dışişleri Bakanları toplantı yaparak İran’ı kınadıklarını açıkladılar. İran ise üzerinde “Mavi Marmara” ve rahmetli Necmettin Erbakan’ın sözlerinin yazılı olduğu füzeleri İsrail’e attığı yönünde görüntüler internette dolaşıyor. Güler misin? Ağlar mısın? Aklım karıştı.
Ekonomideki kötü gidişat vatandaşın belini bükmüş üstünde tepinirken; her türlü yağma, talan, adaletsizlik, ahlaksızlık had safhaya ulaşmış. Kendinden olmayanlara karşı uygulanan düşman ceza hukuku artmıştır. Sonları yaklaştıkça tutumları sertleşmeye başlamıştır. Türk Milleti; Atatürk’ün “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir” sözünü asla ve asla unutmayacak ve gereğini yapacaktır diye düşünüyorum.
Türk Milliyetçilerinin lideri Başbuğ Alparslan Türkeş’in vefat edeli 29 yıl oldu. Onun “evlatlarım” kelimesi hala kulaklarımda çınlar. Ve “Her kim ki Türk’e, Atatürk’e düşmandır, biliniz ki onlar Malazgirt’te İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de, İstiklal harbinde mağlup ettiklerimizin Anadolu’da kalmış tohumlarıdır” ile “Ülkücü olup da Atatürk’ü sevmeyen kişiler, ülkücülüğün temel anlam ve prensiplerini kavrayamamış, kendisini ülkücü sanan kanı bozuk insanlardır” sözleri aklımdan hiç çıkmaz. Rahmet, minnet ve duayla anıyorum.
Kalın sağlıcakla ve adaletle….
