Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam
Reklam
Selma Ünal
Selma Ünal

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN

İhtiyar Gençlik Gençlik Bayramını kutladı.

Türkiye Yüzyılının Gençlik Tablosu

Genç Nüfustaki işsizlik oranı %15,2

%72’si iş arada bile kolayca iş bulamayacağını düşünüyor

%43,9’u okuduğu alanda çalışmıyor

%84’ü maddi durumundan memnun değil

Gençlerin yaşam memnuniyeti %54

Gelecekten umutlu olan gençlerin oranı %45

Gençlerin %28’i yurtdışına gitmek istiyor

İhtiyar gençliğimize selam olsun.

Damarlarındaki asil kandan alsınlar muhtaç oldukları kudretlerini.

Hatırlasınlar Atatürk’ün neden Türkiye Cumhuriyeti’ni kendilerine emanet ettiğini.

Çünkü onlar geleceğimiz.

Umutsuz ve mutsuz olmaya hakları yok.

Evet şartlar belki bekledikleri ve hakettikleri gibi değil ama şartları değiştirme güçleri var onlarda, sadece kendilerine inanmaları gerekiyor. Mutlaka her zaman üçüncü bir yol vardır.

Ve bu üçüncü yolun ; şiddet içerikli olması gerekmiyor. Şiddetin hayatımızda bolca yer edindiği bir dönemde yeni bir şiddet gösterisinin daha lüzumu yok. İhtiyacımız olan da bu değil zaten. İlimle , bilimle , sanat ve spor ile de bu başarılabilir. Mesela her zaman için kalem kılıçtan daha keskindir. Kılıç, direk olarak fiziksel bedeni hedef alır. Kılıç; keser, keser ve keser ama kesemediği zaman gelir ve en sonunda etkisizleşir. Kalem ise akıllara yani düşünce gücüne hitap eder ve biliyoruz ki her türlü başarının temelinde fikir üretebilme yeteneği aranır. Yeni bir fikri olan ve pratiğe döken başarır. Kalem, yani yazma ; yazmanın sonucu bir fikir , kitap veya eser ortaya çıkarma, düşündürme eyleme geçirme etkisinden dolayı çift yönlü artısı vardır. Hem yazanın kazandığı popülerlik ya da maddi kazanç hem de eyleme geçmesini sağladığı kişilerin düşünce bazında kazanımları. Bu durumda kılıç , eksilme , azalmayı yani negatif bir olguyu; kalem ise fayda , çoğalma ve çoğaltma ile pozitif bir olguyu temsil eder. Ve zaten insanlık tarihinde de artık kılıcın negatif etkisi anlaşıldığından kalem yani temsil ettiği araç benimsemiştir. Savaşlar bile top tüfek ile değil strateji bilim ve ilimle kazanılıyor artık. Adı da zaten bu yüzden soğuk savaştır.

Gençler bunaldı, karışık ortam, karışık kafalar yarattı . Bu gençler çocukluk dönemlerinden itibaren sanki akademik eğitim herkese şartmış gibi bir teorik bilgi bombardımanına tutuldular. Çocuk gibi yaşayamadan dört duvar arasında sürekli oturup ders çalışmak ve iyi kötü bir üniversite bitirmek için çaba sarfettiler. Bu kadar fedakarca geçen çocukluk ve ergenlik döneminden sonra binbir emekle aldıkları diplomanın ise karşılığı olmadığı gerçeği ile yüz yüze karşılaştılar ve bu durum doğal olarak onları umutsuzluğa sürükledi.

Oysa çocuklar okula gitmeli evet ama okul sonrası mahallede arkadaşları ile oynamalıydılar. Oyun deyip geçmeyin, oyun onların hem sosyalleşmesini hem de oyun kurarak yönetici olma yeteneği pratiğini kazandırır. Ve sonra özellikle şehir merkezinde yaşayan aileler piknik yapmalıydılar , karda kışda doğanın içinde olmalıydılar ailece birlikte veya yine ailede anne baba kitap okumalı ve çocuklarına örnek olarak kitap okumalıydılar. Ve veya el işleri falan öğretilmeliydi.. Yani anne baba ve çocukları kaynaştıran kaliteli zaman geçirme etkinlikleri yapılmalıydı. Ama bu şekilde olmadı. Çocuklar okul dışında durmadan lise sınavları ve üniversite sınavlarına çalıştılar, anne baba akıllı telefona daldı, uzaklaştılar birbirlerinden, herkes kendi başına internetin iyi ya da kötü yönüyle baş başa kaldı böylece. Yalnızlaştı. Her aile üyesi, iç dünyasında ne fırtınalar barındırdı kimbilir.

Ne verdik gençlere? Ne istiyoruz onlardan? Demokrasi mi verdik ? Doğru düzgün eğitim mi verdik? El ve zihinsel becerilerini geliştirici, analitik düşünmeyi teşvik edici, yaratıcı, karşılaştırma yapabilecek, öğrenmeyi öğretici, sanatsal özgürlükçü yaklaşımlar sergiledik mi onlar için? Yol gösterebildik mi? Önlerini açtık mı? Balık tutmayı öğrettik mi mesela?

Hayır

Bütün bunların yerine , küçüklükten itibaren yemek yemiyor diye dayadık telefonları veya tabletleri önlerine sonra çorap söküğü gibi geldi sırasıyla her şey, yanlış yanlışı doğurdu. Sanki marifetmiş gibi ve ne çocuklara ne de bize bir faydası varmış gibi her çocuk teknolojik alet kullanma uzmanı oldu ve bir o kadar da yalnızlaştı. Ebeveynler “ ben ezildim , çocuğum ezilmesin” mantığıyla çocuk her ne istediyse aldı verdi, doyumsuz oldu çocuklar ve gençler, emek sarfetmedi , kıymet bilmedi doğal olarak. Başarı sadece sınav sonuçları ile ölçüldü. Ve böyle büyüdüler. Teknoloji, değersizlik ve kaos içinde kaldı gençler.

Şimdi domates ektiysen bahçene patlıcan hasat etmek istemenin hiç anlamı yok.

 

Unutma “ne ekersen onu biçersin”

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir