Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
kule reklam
kule reklam
Header reklam
Hakan Canel

Herkes stok yapıyor, kıtlık kapıda

Ülkemizde tarım sektörünün en büyük problemi, girdi maliyetlerinin yüksekliğidir.

Dünyada pandemi, kuraklık, savaş nedeniyle gıda krizleri ve kıtlık başladı. Çin başta olmak üzere birçok ülke şimdiden stok yapıyor. Sadece Çin’de limanlarda bekleyen içi başta buğday olmak üzere çeşitli gıda maddeleri bulunan bekleyen gemilerin sayısı 2-3 binlerle ifade ediliyor. Hindistan, ABD ve diğerleri ha keza.

Hâlihazırda tarım sektörünün en büyük problemi, girdi maliyetlerinin yüksekliğidir. Girdi fiyat endeksiyle üretici fiyat endeksi arasındaki fark açıldı. Girdi fiyatlarının yüksekliği üretimi olumsuz etkilemekte, üreticimiz daha az girdi kullanmaktadır. Örneğin geçen senenin son çeyreğinde ve bu senenin ilk çeyreğinde taban ve üst gübre kullanımında azalma olduğunu tespit edildi.

İstatistiklere göre; üreticilerimiz geçmiş yıllara nazaran daha az gübre kullandılar. Bu durum bütün ürünleri etkilemekle beraber buğday arpa gibi hububat ve bakliyat ürünlerinin üretimini olumsuz etkileyecektir. Gübre fiyatları son bir yılda yüzde 300’e varan oranlarda zamlandı. Mazot fiyatları yüzde 239, yem fiyatları ise yüzde 130’un üzerinde zam gördü. Bu durum sektör açısından sürdürülebilir değildir.

Dünyada pandemi, kuraklık, savaş nedeniyle gıda krizleri ve kıtlık başladı. Birçok ülke, Çin başta olmak üzere gıda milliyetçiliği yapmakta, gıda ürünlerini stoklamakta ve ihracatına sınırlamalar getirmektedir. Bu koşullarda ülkemizin gıda ihtiyacını ithalatla karşılama imkânı yoktur. İnsanımızı doyurmak için çiftçilerimiz üretmek zorundadır.

Türkiye tarım potansiyeli yüksek, dünyada yetişmeyen birçok ürünü yetiştirebilen bir ülkedir. Tarımın GSYH içerisindeki payı yüzde 5,6’dır. Tarımsal hâsıla 45 milyar dolar, ihracatımız ise 25 milyar dolardır. Tarımda kişi başı gelir 3 bin doların altındadır. Bu tabloyu değiştirmeliyiz. Hedefimiz 100 milyar dolar hasılası olan, 50 milyar dolar ihracat yapan ve çiftçisinin refahını sağlamış bir tarım sektörü olmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için çiftçiyi merkeze alan devlet politikalarına ihtiyaç vardır. Tarım sektöründe uygulanacak Devlet politikaları değişen Hükümetlere ve Bakanlara göre değişmemeli, kalıcı olmalıdır.

 Tarım nüfusu hızlı bir şekilde azalıyor. Gençlerimizi kırsalda tutmak oldukça zorlaştı. Kadın çiftçilerimiz üretimde olmazsa ülkeyi doyuramayız. Tarım sektöründe çalışanların yaklaşık yarısı kadın çiftçilerimizdir. Ülkenin tarımsal üretimine büyük katkı sağlayan kadın çiftçilerimizin yüzde 94,5’u Sosyal Güvenlik Sistemine dâhil değildir. Gençlerimizin ve kadınlarımızın Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin yarısının devlet tarafından karşılanması Sosyal Güvenlik Sistemine girmelerini kolaylaştırır.  SGK sistemine dâhil olan çiftçi sayısı 497 bine kadar düştü. Çiftçilerimiz asgari ücrete bağlı olarak artan primlerini ödemekte güçlük çekiyorlar. Prim gün sayısını azaltarak ödeme gücüne kavuşturulmaları gerekiyor.

Türkiye’de hala sağlıklı bir tarım envanteri yoktur. Hangi bölgede hangi toprak türünde hangi çiftçi ne ekecek, nasıl verimli ürün alacak bilen yok. Herkes kara düzen gidiyor.

Çiftçimizi mutlu edemezsek, ülkemizi mutlu edemeyiz. Çiftçimiz üretemezse Türkiye aç kalır. Tarlaya girerken de hasadını yaparken de yüzü gülen çiftçi istiyoruz.

Her zaman dediğim gibi Türkiye derhal milli bir tarım politikası oluşturmalı ve hayata geçirmelidir. Böyle giderse el eline bakmak ve aç kalmak zorundayız…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER