Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam
Reklam
Turgay Delibalta
Turgay Delibalta

23 YILLIK PROJENİN İFLASI: “DİNDAR VE MİLLİ NESİL” BEKLERKEN KAN GÖLÜNE DÖNEN OKULLAR

Türkiye’de eğitim sistemi, son çeyrek asırdır çok net ve açıkça ifade edilen bir siyasi hedefin laboratuvarı konumunda. 23 yıllık iktidarın eğitimdeki ana omurgası, bizzat en yetkili ağızlardan defalarca ilan edildiği üzere “dindar ve milli bir nesil” yetiştirmekti. Bu uğurda müfredatlar baştan aşağı değiştirildi, milyarlarca liralık bütçeler bu vizyona uygun vakıf ve derneklere aktarıldı, okul türleri bu ideolojik hedefe göre yeniden dizayn edildi.

Peki, aradan geçen 23 koca yılın ardından, devletin tüm aygıtları kullanılarak yürütülen bu toplum mühendisliği projesi ne kadar başarılı oldu? Bugün okullarımızın kapısından içeri baktığımızda, vadedilen o “yüksek ahlaklı, milli değerlerle donatılmış” gençliği mi görüyoruz, yoksa bambaşka bir kabusu mu yaşıyoruz?

Gelin, acı gerçeklerle yüzleşelim.

Yukarıdan Dayatılan Ahlakın Çöküşü

Sosyolojinin ve bilimin değişmez bir kuralı vardır: Bir topluma, hele ki gençlere, ahlak ve değer yargılarını yukarıdan bir kalıp olarak dayatamazsınız. Eğitim sisteminin merkezinden evrensel bilimi, eleştirel düşünceyi ve rasyonel aklı çıkarıp yerine sadece itaat kültürünü ve dogmaları koyduğunuzda, ortaya çıkan şey ahlaklı bir nesil değil; derin bir hiçlik, ikiyüzlülük ve öfke sarmalına hapsolmuş bir gençlik olur.

Bugün Türkiye’de gençlerin büyük bir kısmı, kendilerine dayatılan bu ideolojik kalıbı reddediyor. Ancak asıl trajedi şurada: Sistem, bu gençlere tutunabilecekleri bilimsel, sanatsal veya evrensel bir değerler bütünü de sunmuyor. Geleceksizlik kaygısı, ekonomik krizin yarattığı bunalım ve adalete olan inancın sıfırlanmasıyla birleşince, ortaya değerlerinden kopuk, şiddeti bir iletişim aracı olarak gören, mafya dizilerinden fırlamış rol modelleri benimseyen bir kuşak çıkıyor.

23 yıllık “dindar ve milli nesil” projesi, maalesef iflas etmiştir. Ortaya çıkan tablo; saygının ve empatinin yerini zorbalığın aldığı, uyuşturucu kullanım yaşının ilkokul seviyelerine kadar düştüğü devasa bir enkazdır.

Okul Koridorlarında Silah Sesleri: Öğretmen ve Öğrenci Katliamları

Bu ideolojik iflasın en somut ve en kanlı sonuçlarını ise maalesef okullarımızda görüyoruz. “Ahlaklı nesil” yetiştirme iddiasıyla yola çıkılan 23 yılın sonunda geldiğimiz nokta; öğrencilerin bellerinde ateşli silahlarla, ceplerinde kelebek bıçaklarla okula girdiği bir vahşi batı tablosudur.

Öğretmenler, kendi sınıflarında, ders anlattıkları sırada öğrencilerinin veya velilerin silahlı ve bıçaklı saldırılarına uğrayarak hayattan koparılıyor. Akran zorbalığı artık sadece itişip kakışmaktan ibaret değil; öğrencilerin birbirlerini acımasızca katlettiği, çeteleşerek okul tuvaletlerinde mahkemeler kurduğu bir terör ortamına dönüşmüş durumda.

Bu cinayetler ve katliamlar, anlık öfke krizleriyle açıklanıp geçiştirilemez. Bir öğrenci, kendisine not veren öğretmenini makam odasında veya sınıfın ortasında silahla vurma cüretini nereden buluyor?

Bu cüretin kaynağı; öğretmeni itibarsızlaştıran, onu sadece bir “hizmet sunucu” seviyesine indirgeyen ve şikayet mekanizmalarıyla elini kolunu bağlayan politikalardır. Cehaletin ve kaba kuvvetin, bilimin ve aydınlanmanın önüne geçirildiği bir iklimde, bilimi temsil eden öğretmenin hedef tahtasına konması tesadüf değildir. Şiddet ve cezasızlık kültürü toplumu öylesine zehirlemiştir ki, artık okullar bilim üretilen alanlar değil, hayatta kalma mücadelesi verilen arenalar hâline gelmiştir.

Çözüm: Bilimin ve Aklın Işığına Dönüş

Gerçek ve sarsılmaz bir ahlak, korkuyla veya ezberletilen dogmalarla inşa edilmez. Gerçek ahlak; insan haklarına saygı duyan, hukukun üstünlüğüne inanan, doğayı koruyan ve aklı rehber edinen bilimsel bir eğitim modeliyle var olabilir.

Türkiye’nin acilen, ideolojik saplantılarla kurgulanmış ve açıkça başarısız olduğu kanıtlanmış bu eğitim politikasından vazgeçmesi gerekmektedir. Okulları şiddetten, silahlardan ve kan dökülmekten kurtarmanın yolu, güvenlik önlemlerini artırmanın yanı sıra, eğitimin felsefesini temelden değiştirmektir. Liyakatsiz kadroların elinde oyuncak olan eğitim sistemi; fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeyi hedefleyen rasyonel ve bilimsel ayarlarına dönmek zorundadır.

Eğer bu yüzleşmeyi bugün yapmazsak, yarın o okul koridorlarında yankılanan silah sesleri, bir bütün olarak ülkenin geleceğini tamamen susturacaktır. 23 yılın bilançosu ortadadır; hamaset bitmiş, gerçekler tüm acımasızlığıyla yüzümüze çarpmıştır. Artık aklı ve bilimi seçmekten başka çaremiz kalmamıştır.

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir