Travmatik Tarih Anlayışı

Ülkemizde bugünlerde neredeyse her köşe başında travmatik ve hastalıklı bir tarih anlayışı hakim. Bu anlayış öyle bir hızla yayılmakta ki covid-19 bu hızın yanında halt etmiş.

Özellikle kendi tarihimiz diyerek İngiliz tezlerini savunan cemaat ve tarikatların okuma yazma dahi bilmeyen kesimlere dayattığı yeraltı tarih anlayışı neredeyse resmi tarih tezimiz haline geldi.

Hele ki fetö ile ayyuka çıkan cumhuriyet dönemi eleştirileri hatta aşağılamaları bugün ….

Atatürk deccal..

Lozan yenilgi..

Din elden gidiyor..

Ulu hakan Abdülhamit..

31 Mart..

Camileri ahır yaptılar..

Osmanlıyı, Kemalistler tıktı..

Menderes demokrasi şehidi..

Atatürk’ü Kurtuluş Savaşı için Vahdettin görevlendirdi..

Vs..vs..

Travmatik ve boşlukta kalan zihinler ezilmişlik hissi içinde kendi yobazlığı arasında kalan sıkılmışlığının tezahürü, şeytan yaratıp onu taşlamaya benzer. Bu da saplantılı iktidarın saplantılı militanlarını yaratmakta.

Kendi tarihinden ders almayan ve anlamaya çalışmayan bu zihniyet bırakın 2023’ü bırakın doğalgazı , bu şizofrenik ve gerçeklerin yer altına süpürüldüğü ülkede içi boş dava edebiyatı ile gericiliğin neferlerini yaratmakta.

Ölülerle uğraşmaya devam eden bu zihniyetin günlük politikaları ile yönettiği ülkenin ileriye dönük hedefleri sadece bir sonraki seçim için tabanını korumaktan öteye gidememekte.

Ne olduğu belirsiz bu netameli anlayışın karşısına bilime ve akla dayanan sağlam bir duruş çıkaramadığımız takdirde ise çürümüşlük ve bozulmuşluk toplumun her kesimine sirayet edip, ekonomik yoksulluk yanında düşünce aleminde de çoraklığa yol açmaya devam edecektir..

Bu Habere Yorum Yapın