SARI ZEYBEK

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 82.yılı. Atatürk aslında hep aramızda. Fikirleri, düşünceleri milyonlarca insanla birlikte yaşıyor. Atatürk gibi büyük liderler hiçbir zaman ölmezler.

Bu 10 Kasım’da Sarı Zeybek deyince Atatürk’ün akla gelmesi konusuna değinelim. Öncelikle zeybek kelimesi üzerinde duralım. Besteci, udî, koro şefi Onur Akdoğu, zeybek sözcüğünün eski Türkçede koruyucu zırh anlamına gelen “say” ve sağlam ve sıkı anlamına gelen “bek” sözcüklerinin birleşiminden meydana geldiğini söyler. Asırlar içerisinde saybek kelimesinin değişerek saybak, zeybak, seybak, seybek ve son olarak da zeybek olduğunu belirtir.

Sarı Zeybek türküsünün, Ege yöresinde yaşamış ve Egelilerin çok sevdikleri “Sarı Zeybek” lakaplı bir efe için yakıldığı bilinmektedir. Zeybek kültürüne, zeybek oyunlarına olan ilgisi, merakı dolayısıyla kahramanlığı, mertliği, cesareti de göz önünde bulundurularak zaman içerisinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e “Sarı Zeybek” denir, olmuştur. Sarı saçları nedeniyle de “Sarı Zeybek” lakabı kendisine çok yakışmıştır.

Zeybekler, efeler diyarı bölgemizin, zeybek-efe kültürü ile yoğrulmuş olmasından dolayı bu anma gününde Atatürk’ün hayatının son evrelerinde, Sarı Zeybek türküsü ile zeybek oynadığı güne bakmak gerekir düşüncesindeyim. Atatürk, 2 Şubat 1938 tarihinde vefatından yaklaşık dokuz ay önce Bursa Belediyesi tarafından onuruna düzenlenen baloya katılmıştır. Bütün salon danslarını çok iyi bilen Atatürk, son katıldığı bu baloda vals yapar sonrasında Orkestra Şefi Azerbaycanlı Mehmet Bey’e Sarı Zeybek der, Sarı Zeybek türküsünün çalınmasını ister. Bütün heybeti ile muhteşem şekilde zeybek oynar. Herkes büyülenmiş şekilde, ayakta pistin çevresini sarmalamış Atatürk’ü izler, alkış sesleri her yeri inletir. Atatürk, “Batının valsi gibi işte bizim salon dansımız” der Zeybek için. Zeybeğin her zaman kadınlarla oynanabilecek bize has bir salon dansı olduğunu vurgular.

Zeybek sözcüğü güçlü, kuvvetli koruyucu anlamında kullanılmıştır. Zeybek, halkı koruyan cesur bir adamı temsil eder.  Atatürk’e Sarı Zeybek denilmesi işte bundan dolayıdır. Atatürk halkı koruyandır, Sarı Zeybek’tir. Kurtuluş Savaşında zeybek kelimesinin kökenindeki şekilde say hecesi ile korucu zırh olmuştur vatana, bek hecesi ile de sağlam, sıkı duruş göstermiştir. Rumeli yöresine ait; kaynak kişisi Tanburacı Osman Pehlivan, derleyeni ve notaya alanı Muzaffer Sarısözen olan, Sarı Zeybek türküsünün sözleri şöyledir:

Sarı zeybek, aman, şu dağlara yaslanır, aman

Yağmur yağar silahları, efem, ıslanır

Bir gün olur, aman, deli gönül uslanır, aman

Eyvah olsun, telli de doru efem, şanına

Eğil, bir bak mor cepkenin, efem, kanına

Karşı dağı, aman, duman aldı bürüdü, aman

Üç yüz atlı, beş yüz yaya, efem, yürüdü

Sarı zeybek, aman, şu cihanda bir idi, aman

Eyvah olsun, telli de doru efem, şanına

Eğil, bir bak mor cepkenin, efem, kanına

Bestesi de çok güzel olan türküyü her 10 Kasım’da dinlemeli, dinletmelidir. Bu vatan işgalcilerden yurdu kurtaran Atatürk’ü çok sevmiştir. Atatürk de yurdunu çok sevmiş gözünü kırpmadan “Ya İstiklal Ya Ölüm” demiştir. Vatan bu irade ile kurtulmuştur. Sarı Zeybeğin mavi keskin bakışlarındaki irade milletin iradesine dönüşmüştür. 1915 yılında yurtta hayat durmuştur. Düşman işgali altındaki bir ülkede hayat akacak değildir ya… Elbet durmuştur. Atatürk sarsılmaz iradesi ile yılmamıştır. Namert, işgalci düşmana haddini bildirmiştir. 1915 yılında mektepler mezun vermemiştir. Tıbbiye, 1915 yılında eğitimine bir yıl ara vermiş, genç yaşlı demeden insanlar savaşa gitmiş, herkes yurdun düşmandan temizlenmesine kilitlenmiştir.

Askeri dehası ile düşmanı bozguna uğratan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’in ve direnişçi ruha sahip yüce Türk milletinin karşısında, İngiliz Subay General Hamilton, umutsuzluk içerisinde “Gebe dağlar Türk doğurmaya devam ediyor” demiştir. Çünkü bitmedik tükenmedik, düşman karşısına Tokat Türküsünde geçen;

Hey on beşli on beşli

Tokat yolları taşlı

On beşliler geliyor

Yârimin gözü yaşlı

On beşliler Gidiyor

Kızların Gözü Yaşlı

sözlerinde görüldüğü gibi on beşlilerle dahi dikildik. Yurdu düşmandan kurtarmaya giden on beşliler cephede olduğu için liseler o yıl mezun vermedi. On beşliler cephede yiğitçe çarpıştı. Bu dik duruş, Bayrak şairi Arif Nihat Asya’ya Fetih Marşı’nı yazdırdı. Arif Nihat Asya, Fetih Marşı’nda bütün bunları ve şanlı tarihimizi hatırlatır. Fetih Marşı’nda şöyle der şair:

Bu kitaplar Fatih’tir, Selim’dir, Süleyman’dır.

Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan’dır.

Haydi artık uyuyan destanını uyandır!

 Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın

Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın!

 Delikanlım, işaret aldığın gün atandan

Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan!

Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan.

 Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

Destanlar yazan bir millet, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile destanını uyandırmış düşman çizmesine vatanı çiğnetmemiş, işgalcileri yurttan kovmuştur. İşte bu irade tek yürek olmuş kötülüğe dur, demiştir. İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif’in dediği gibi namusunu çiğnetmemiştir, çiğnetmeyecektir.  Arif Nihat Asya’nın dediği gibi her zaman burçlara bayrak olacak kumaştan olan asil milletimiz, gerektiğinde ortaya çıkarmak üzere bağrında nice Mustafa Kemaller bulundurmaktadır. Bu millete kurtuluş destanı yazdıran Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlıyoruz, anıyoruz, yaşatıyoruz. Atatürk’ü her geçen gün daha iyi anlamak, anlatmak ve yaşatmak temennileri ile 10 Kasım Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Anma Törenlerimiz kutlu olsun, verimli geçsin, yılmaz irade ile nice yıllara…

Bu Habere Yorum Yapın