Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Turgay Delibalta
Turgay Delibalta

Okulda kim koruyacak çocukları?

“Çocuklar arasında olur” diye geçiştirilen şeyin adı akran zorbalığı. Kimi zaman lakap takma, kimi zaman dışlama, kimi zaman da itme-kakma… Üstelik artık ekranın içinden de geliyor: sınıf grubunda linç, sahte hesapla küçük düşürme, video yayma, tehdit. Hepsi aynı kapıya çıkıyor: Bir çocuğun güven duygusunu kemirmek.

Türkiye’de okul içinde yaşanan bazı şiddet vakalarının ucu ölümle sonuçlanan trajedilere kadar uzandı. Bu gerçek tek bir soruyu büyütüyor: Çocuğu okulda kim koruyacak?

“Okulda oldu” cümlesi bir yer tarifi değil, bir alarmdır

Okul, çocuğun gününün yarısını geçirdiği yer. Yani risk de, çözüm de orada başlıyor. O yüzden “okulda oldu” dendiğinde sadece bir mekânı değil, bir sorumluluk zincirini konuşuyoruz. Bu zincirin bir halkası koptuğunda “keşke” ile teselli arıyoruz. Oysa güvenlik, keşkeyle değil sistemle sağlanır.

Sorumlu kim? Herkes… ama en çok yetkisi olanlar

Akran zorbalığını yalnızca “çocuklar arası mesele” diye görmek en kolay kaçış. Çünkü böyle dediğinizde sorumluluk dağılıp buharlaşıyor. Oysa yetki kimdeyse, sorumluluk da orada başlar.

Devletin görevi; sadece kural koymak değil, uygulamayı mümkün kılmaktır. Okul güvenliği, rehberlik hizmetleri, kriz yönetimi, izleme ve denetim… Bunların hepsi kaynak ister, standart ister, ölçülebilirlik ister. “Genelge yayımlandı” demek, tek başına güvenlik üretmez; sahaya inen denetim ve kapasite üretir.

Okul yönetiminin görevi; olay çıkınca tutanak tutmak değil, olay çıkmadan önce riskleri azaltmaktır. Zorbalık çoğu zaman bağırarak gelmez. İlk işaretler fısıltıdır: gruptan dışlama, sürekli alay, “şaka” kılıfıyla aşağılamalar. Yönetimin güçlü refleksi şunlardır: riskli alanların gözetimi, nöbet planının kağıt üzerinde kalmaması, bildirim mekanizmasının açık olması ve tekrar eden davranışta tutarlı yaptırım.

Rehberlik servisinin görevi; yılda bir seminer verip konuyu kapatmak değil, vakayı yönetmektir. Mağdur çocuk için güvenlik planı yapılmadan, zorbalık yapan çocuk için davranışsal müdahale başlatılmadan, sınıf iklimi çalışılmadan “barıştırdık” cümlesi çoğu zaman sadece dosyayı kapatır; sorunu değil.

Ailenin görevi ise iki kritik noktada başlar: dinlemek ve iş birliği yapmak. Mağdur çocuğun ailesi “abartıyorsun” dediğinde çocuk yalnızlaşır. Zorbalık yapan çocuğun ailesi “bizimki yapmaz” diye inkâr ettiğinde sorun büyür. Çocuğun dili susabilir; ama davranışı konuşur: okula gitmek istememe, ani öfke, içine kapanma, kaygı, uykusuzluk, bedensel şikâyetler… Bunlar “naz” değil, alarmdır.

Ailelere psikolojik destek şart

Bu meselede en çok ihmal edilen başlıklardan biri aile desteği. Zorbalık yalnızca çocuğu değil, evi de yaralar. Suçluluk, öfke, çaresizlik, utanç… Aile bunlarla baş başa kaldığında doğru adımı atmak zorlaşır. Bu yüzden okullar ve il/ilçe düzeyindeki mekanizmalar; veli psikoeğitimi, aile danışmanlığına yönlendirme ve kriz anında hızlı psikolojik destek hatlarını güçlendirmeli. Çünkü aile ayakta değilse, çocuk kendini korunaksız hisseder.

Rehber öğretmen (PDR) atamaları artırılmalı

Akran zorbalığıyla mücadelede okulun “erken uyarı sistemi” rehberlik hizmetidir. Ama birçok okulda PDR hizmeti ya yetersiz ya da bir kişiye yüzlerce öğrenci düşecek kadar yük altında. Bu, vakaların izlenememesi demek; görüşmelerin sürdürülememesi, sınıf iklimi çalışmalarının yapılamaması demek. Çözüm açık: Rehber öğretmen atamaları artırılmalı, norm kadrolar gerçek ihtiyaca göre düzenlenmeli, her okulda erişilebilir rehberlik hizmeti garanti altına alınmalı.

Okul nasıl korunmalı? Slogan değil, plan

Koruma, iyi niyetle değil sistemle olur. Okullar için uygulanabilir bir çerçeve basit:

  1. Gizli ve kayıtlı bildirim kanalı (öğrenci–veli–öğretmen)
  2. Risk haritası (tuvalet, merdiven, bahçe, servis alanı) ve buna göre nöbet
  3. Hızlı müdahale kuralı: bildirimden sonra gecikmeden ilk değerlendirme ve geçici güvenlik planı
  4. Vaka ekibi: yönetim + PDR + sınıf rehber öğretmeni; yazılı takip
  5. Tekrara net yaklaşım: “barıştılar” diye dosya kapanmasın
  6. Mağdur için somut güvenlik adımları
  7. Zorbalık yapan için davranışsal müdahale ve aile çalışması
  8. Siber zorbalık protokolü (kanıt, destek, disiplin süreci)
  9. Sınıf iklimi takibi (dönem içinde kısa ölçümler)
  10. Şeffaf önleyici programlar (mahremiyet korunarak)

Çağrı / Son söz

Bu yazı bir disiplin tartışması değil; bir çocuk koruma çağrısı. Çocukların sabah okula giderken aklından “Bugün sıra bana gelir mi?” sorusu geçmemeli. Okul kapısından giren her çocuk, şunu bilerek yürümeli: “Bu okulda yalnız değilim.”
Devlet denetimi ve kaynağıyla, okul yönetimi refleksiyle, rehberlik sistemi gücüyle, aile ise psikolojik dayanıklılığıyla bu zinciri kurmak zorunda. Çünkü konu “uslu durmak” değil; konu hayatta kalmak.

Kaynakça

  • Millî Eğitim Bakanlığı: Okullarda şiddetin önlenmesine yönelik resmî düzenlemeler ve rehber dokümanlar
  • UNICEF: Okul zorbalığı ve akran şiddetiyle mücadele bilgilendirme kaynakları
  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO): Çocuk-ergen ruh sağlığı ve şiddeti önleme kaynakları
  • Eğitim bilimleri ve PDR alan yazını: Akran zorbalığı, okul iklimi, psikososyal müdahale çalışmaları

 

 

Bu haber 151 kez okundu.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER