Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam
Reklam
Turgay Delibalta
Turgay Delibalta

MUĞLA SOSYOLOJİSİ VE BİR İTİBAR SUİKASTININ POLİTİK ANATOMİSİ

Siyasette gerçekleştirilen itibar suikastları ve yıpratma politikaları asla tesadüfi değildir. Çoğu zaman yüzeysel bir öfkenin ya da sıradan bir tahammülsüzlüğün değil; rasyonel, planlı ve politik bir korkunun sonucudur. Bugün sormamız gereken asıl soru şudur: Neden başka bir kent değil de Muğla? Ve neden doğrudan Muğla Milletvekili Sayın Av. Gizem Özcan?

Bu sorunun yanıtı, kadına yönelik alışılagelmiş ataerkil saldırganlığın sınırlarını aşan, doğrudan “seçmen davranışına” ve kentin “politik sosyolojisine” yöneltilmiş stratejik bir hamlede gizlidir.

Muğla ölçeğinde sahada yaptığımız gözlemler, kentte inşa edilen yeni nesil siyasal iletişim modelinin başarısını açıkça ortaya koymaktadır. Siyaset artık sadece seçim dönemlerinde kurulan miting meydanlarına sıkışmış bir olgu olmaktan çıkmış; kentin kültürel dokusuyla ve sivil toplum dinamikleriyle entegre olmuştur. Şölenler, sanatsal etkinlikler ve toplumun dezavantajlı kesimleriyle (özel gereksinimli bireyler ve engelliler) kurulan derinlikli diyaloglar bu yeni modelin omurgasını oluşturmaktadır.

Muğla’da yerel tarih araştırmacılarından tiyatro sanatçılarına, ressamlardan yazarlara kadar sanatın her disipliniyle organik bir bağ kurulmaktadır. Bununla da kalınmamakta; yerel demokrasinin kılcal damarları olan muhtarlarla sürekli istişare mekanizmaları işletilmekte, kentin somut olmayan kültürel mirasları (geleneksel zurna kültürü, tarhana festivalleri vb.) özenle korunarak kentsel kimliğin bir parçası hâline getirilmektedir. Örnekleri kolaylıkla çoğaltılabilecek bu “katılımcı yerel yönetim” vizyonu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanlığı, belediye başkanları ve elbette milletvekillerinin eşgüdümlü çalışmalarıyla desteklenmektedir.

İşte tam bu noktada Muğla Milletvekili Sayın Av. Gizem Özcan’ın oynadığı proaktif rol, siyasal rakipleri için ciddi bir rahatsızlık kaynağına dönüşmektedir. Sayın Özcan, bu kültürel ve sosyal entegrasyon sürecinin tamamına bizzat destek vermekte; siyaseti Ankara’nın bürokratik koridorlarında, masa başı elitizmiyle yapmak yerine, sahada, halkın tam kalbinde icra etmektedir. Belediye başkanları ve parti teşkilatıyla omuz omuza yürütülen bu “saha siyaseti”, her gün Muğlalı yurttaşlarla birlikte yaşamı sorgulamayı, krizlere yerinde müdahale etmeyi ve sorunlara ortak akılla çözüm üretmeyi beraberinde getirmektedir.

Siyaset biliminin temel kuramları bize şunu söyler: Seçmenle kurulan bu tür doğrudan, samimi ve hizmet odaklı temaslar, kaçınılmaz olarak rakip partilerin oy konsolidasyonunu kırar. Zaten Muğla genelinde belirgin bir oy üstünlüğüne sahip olan CHP’nin, seçmenle kurduğu bu mekânsal ve duygusal aidiyet sayesinde siyasal hegemonyasını daha da pekiştirdiği sahadaki verilerle sabittir.

Dolayısıyla, Sayın Gizem Özcan’ın hedef tahtasına oturtulması basit bir tesadüf değildir. Ortada, başarılı bir siyasal figürü bertaraf etme çabası vardır. Bu saldırı, görünürde “kadın kimliğini” hedef alan pespaye bir kumpas gibi dursa da özünde Muğla’daki rasyonel seçmen davranışına, yükselen CHP eğilimine ve sahada elde edilen sosyolojik başarıya karşı yapılmış “politik bir sabotaj” girişimidir. Rakiplerin başaramadığı şey; halkla bütünleşen bu şeffaf siyaset anlayışını sahada yenmektir. Sahada yenemedikleri bir iradeyi, bel altı vuruşlarla ve çamur siyasetiyle yıpratmaya çalışmaları ise sadece onların politik çaresizliklerinin bir itirafıdır.

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir