Menteşe Pazar yerinde kurulan 2. el ve takas pazarı, ilk bakışta sadece “alışveriş” yapılan bir alan gibi görünebilir. Oysa oraya adım attığınız anda, bambaşka bir şeyle karşılaşıyorsunuz: Bir yanda ekonomik sıkışmışlıkla baş etmeye çalışan insanlar, diğer yanda paylaşmanın ve dayanışmanın verdiği o tanıdık, iç ısıtan his… Ve en önemlisi, bu pazar artık tek seferlik bir etkinlik değil; her ay kurulacak yeni bir Menteşe geleneği olma yolunda ilerliyor.
Tezgâhların arasında dolaşırken insan, adeta zaman tünelinde geziyormuş gibi hissediyor. Bir köşede yıllar öncesinden kalma plaklar, başka bir köşede anneannelerimizin sandığından çıkmış gibi duran danteller, az kullanılmış oyuncaklar, okunup kenara kaldırılmış ama sayfaları hâlâ canlı kitaplar, retro mutfak eşyaları… Bazı tezgâhlarda, satılan ya da takas edilen eşyaların yanına küçük notlar iliştirilmişti. “Bu abajur ilk evimizin salonundan”, “Bu montla üniversiteye gidip geldim”, “Bu oyuncakla kızım büyüdü” gibi cümleler, eşyaları sıradan birer nesne olmaktan çıkarıp hafızanın parçası hâline getiriyordu. Böyle olunca orada yapılan şey, sadece bir eşya devri değil, aynı zamanda anıların el değiştirmesiydi.
Bu pazarın en önemli taraflarından biri, takas kültürünü yeniden hatırlatması oldu. Artık çoğumuz alışverişi yalnızca para üzerinden düşünmeye alıştık. Oysa burada cebinizde çok para olmasa da elinizdeki fazla bir eşya, bir başkasının tezgâhındaki ihtiyacınız olan bir ürünle yer değiştirebiliyordu. Bir kişi dolabında artık kullanmadığı ama iyi durumdaki bir ceketi getirirken, başka biri evinde fazladan bulunan tencereyi getiriyordu; günün sonunda ikisi de ihtiyaç duydukları şeye kavuşmuş oluyordu. Bu tablo, artan yaşam maliyetleri karşısında dayanışmanın ne kadar somut ve mümkün olduğunu gösteren küçük ama anlamlı bir sahneydi.
Gün boyunca Menteşe Belediyesi’nin alanda sunduğu çay ve sıcak çorba ikramı da bu atmosferi pekiştiren bir başka detaydı. Kimi zaman bir bardak çay, bir tas çorba, en büyük projelerden daha çok şey anlatır. Soğuk bir havada elinde çay bardağıyla tezgâhların arasında dolaşan insanlar, çorbasını içerken yan tezgâhtakiyle muhabbete dalan komşular, tanışıp kaynaşan öğrenciler ve emekliler… Bütün bunlar, pazarın sadece alım-satım yapılan bir yer değil, aynı zamanda bir sosyal buluşma noktası olduğunu açıkça ortaya koydu. Belediyenin bu ikramı, “Bugün burada yalnız değilsiniz, yan yanayız” demenin çok sade ama çok etkili bir yoluydu.
Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras’ın pazardaki varlığı ise ayrı bir anlam taşıyordu. Sabah saatlerinden itibaren tezgâhları tek tek gezen, satıcılarla sohbet eden, vatandaşların taleplerini ve önerilerini dinleyen bir başkan profili gördük. Çoğu zaman “sosyal belediyecilik” kavramı uzun cümlelerle anlatılır ama esas karşılığını sahada bulur. Bir başkanın yurttaşla aynı alanda, aynı kalabalığın içinde yürüyerek, üşüyenle aynı havayı soluyarak, tezgâh açanın heyecanına ortak olarak orada bulunması, aslında kitaplarla tarif edilemeyecek kadar kıymetli bir iletişim biçimi. Özellikle ilk kez tezgâh açanlar için Başkan’ın uğrayıp “Nasıl gidiyor, memnun musunuz?” diye sorması bile büyük bir moral kaynağı oldu.
Bu pazarın bir diğer önemli boyutu da sürdürülebilirlik. Geri dönüşüm ve yeniden kullanım üzerine çokça konuşuyoruz; sosyal medyada, panolarda, toplantılarda bu kavramları sık sık duyuyoruz. Fakat uygulamada, kullanılabilir durumda olan pek çok eşyanın doğrudan çöpe gittiğine de tanığız. Menteşe’deki 2. el ve takas pazarı ise bu döngüyü kırmak için atılmış somut bir adım niteliğinde. Bir evde fazlalık olan, başka bir evde eksik olabilir. Birine yük olan eşya, bir başkası için gerçek anlamda ihtiyaçtır. İşte bu pazarda o buluşma sağlanıyor. Böylece hem israf azalıyor hem de eşyalar, ömürlerini tamamlamadan yeni hayatlara karışıyor.
Üstelik bu etkinliğin her ay tekrarlanacak olması, onu daha da anlamlı kılıyor. Tek günlük bir pazar, güzel bir anı olarak kalabilirdi. Ancak süreklilik kazandığında, kentte yeni bir alışkanlık, yeni bir kültür oluşmaya başlar. Özellikle öğrenciler, dar gelirli aileler, yeni ev kuran gençler için her ay kurulacak böyle bir pazar, ciddi bir nefes alma imkânı. Aynı zamanda, tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamamızı sağlayan bir ayna görevi de görüyor. Belki de dolabımızı açıp “Benim başkasının işine yarayabilecek nelerim var?” diye sormamıza vesile olacak.
Elbette bütün bunların ötesinde, bu pazarın asıl değeri, Menteşe’de bir arada yaşama kültürünü güçlendirmesinde yatıyor. Tezgâhın bir ucunda emekli bir öğretmen, diğer ucunda üniversite öğrencisi; bir yanda yıllardır Menteşe’de yaşayanlar, diğer yanda yeni taşınmış genç bir aile… Normal şartlarda yolları belki hiç kesişmeyecek insanlar, bu pazarda yan yana geliyor, konuşuyor, gülüyor, pazarlık yapıyor, takas yapıyor. Bir kentin ruhunu oluşturan da işte tam olarak bu karşılaşmalar.
Sonuçta Menteşe’de kurulan 2. el ve takas pazarı, eşyalara ikinci bir şans verirken insanlara da dayanışmanın ve paylaşmanın ne kadar iyi geldiğini hatırlatıyor. İlginç tezgâhları, samimi sohbetleri, sıcak çay ve çorba ikramıyla, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras’ın sahadaki görünür ve içten varlığıyla bu pazar, sadece bugünün ekonomik zorluklarına bir yanıt değil; aynı zamanda daha adil, daha paylaşımcı ve daha sıcak bir kent hayatının mümkün olduğuna dair güçlü bir işaret.
Belki de bundan sonra Menteşe’de her ay kurulacak bu pazar, takvimlerde yalnızca bir “pazar günü” olarak değil, “dayanışma günü” olarak anılmaya başlar. Çünkü orada yaşananlar, rakamlarla ölçülemeyecek kadar insani, küçük görünen ama çok şey anlatan ayrıntılarla dolu. Ve tam da bu yüzden, Menteşe’nin yeni ve güzel geleneği olmaya şimdiden aday.
Turgay DELİBALTA
Bu haber 402 kez okundu.

Çok güzel bir etkinlik hem evdeki kullanmadığım ürünleri sattım hem de alışveriş yaptım Belediye başkanımız Gonca Köksal’a
teşekkürler
Katılıyorum harika oldu. Kutlarım.