YOLLAR

Hakikat şehrine yolcu değilsen

Ne yolcuyu eğle ne yolu incit

Aşık Hüdai

Hakikat şehrine yolcu muyuz? Hakikat şehri neresi? Yol ne, yolcu ne, yolculuk nereye?  Hakikat şehri gönül ehlinin kalbi mi? Yolculuk oraya doğru mu? Bütün bu sorular zihnimizi meşgul ededursun yol deyip geçmeyelim, yollar önemli… Hem bastığımız yer hem de sorunlarla karşılaşıldığında çözmek için başvurulan yollar… En önemlisi etik ahlâk.

Önce bastığımız yer diyelim… Atilla İlhan, yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilir, der. İnsan doğduğunda yola düşer, ömür boyu yürür, yolun sonu kabirdir. Yollar deyip şairlerden dem vurmamak olmaz. Faruk Nafiz Çamlıbel, ‘Han Duvarları’ şiirinde yolları; uzayan, dönen, kıvrılan yollar, uykuya varmış gibi görünen yılan yollar diyerek uzun uzadıya anlatır ve şiirine şöyle devam eder:

….

Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi

Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine

Yol, hep yol, daima yol… bitmiyor düzlük yine.

Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali

Sonum ademdir diyor insana yolun hali,

Bu şiirdeki gibi adem eski yazıda ayın harfi ile yazılır ise yokluk, bulunmamak, olmamak, hiçlik anlamlarına gelir. Elif harfi ile yazılır ise insan demektir. Burada Faruk Nafiz sonu gelmeyen yolların halinin, insana yokluğu, hiçliği hatırlattığını söylüyor. Şiirin sonlarında şair,

Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar

Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!

diyerek yolları insana ait yaslı özelliğine büründürüyor. Şairler ve yol derken Şükûfe Nihal Başar’ın şu mısraları da akla geliveriyor:

Yolumuz dar, çarpışma kaçınılmaz…

Ses mi çiçek mi desem;

Işık mı renk mi desem;

Sanki geçtiğim yolda bir şey unuttum.

Herkesin gönlünde taht kuran Aşık Veysel ise;

Uzun ince bir yoldayım

Gidiyorum gündüz gece

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece       

diyerek hayatı uzun ince bir yola benzetiyor.

Bastığımız yollardan şimdi de sorunlarla karşılaşıldığında çözmek için başvurulan yollara geçelim ve en önemlisi etik ahlâk, diyelim. Etik ahlâk, gerçekler çıkarına hizmet etmediğinde görmezden gelmemektir, bu gerçeği eğip bükmemektir örneğin. Haklı çıkmak için yalan yanlış devşirme yapmamaktır örneğin, kişileri bu hileli yollara alet etmemektir örneğin… Gerçek bir türlüdür, eğilip bükülmez, ne yaparsan yap nafile… İnsan affetse tarih affetmez, tarihin sayfalarına yazılırsın bu tür kötü hasletlerinle. Herkese tatlı sözler söyleyerek, iltifatla, şirinlikle kendi yanına çekemezsin örneğin, bunu bir yere kadar yaparsın en vurdumduymazı bile bir yerde uyanır, ne oluyoruz der.

Sorunlarla karşılaşıldığında çözmek için başvurulan yollar konusunda ise düzgün işler yapın ki gayri ahlaki yollar olmasın. Her zaman yollarınıza çıkanlar, yollarınızda bulunanlar, yollarınıza engel olanlar, yolda bulduklarına sizi değişenler olacaktır. Bunlar oldukça da kırılacaksın… Kırıldıkça güçleneceksin… Songül Ünsal Kaktüsler de Çiçek Açar kitabında “Ne ara arsızlaştı insanlar bu kadar? Ne ara kendilerini, insanlıklarını unutup hırsları uğruna başkalarını harcar oldular?” diyor. En güvendiklerin, dost dediklerin, arkadaş dediklerin vurar, menfaatçiler vurar kırılırsın… İşte bu noktada yol vermek gerekir… Fikri Karayel bu konuda;

Tutmayın yol verin gidene gidene

Cevap da vermem artık gücüme gidene

Hiç mi soru sormadın yüzüne gülene

Doldu sığmaz içime, yoldur bitmez gidene…

Sözlerini, bestelemiş, gençler bu ara çok dinliyorlar.

Gençlerden Koca Yunus’a geçelim, “İnsan iyiliği kadar taşlanır, merhameti kadar dışlanır, kulluğu kadar da sınanır” diyor, doğrudur, bunu deneyimledik pek çok kereler… “Ey dostunu düşman sayan, gıybet etme, yalan konuşma. Bu dünyada fitneye düşen, iftira edenin öbür dünyada yeri dar olur” diyor Yunus Emre. Yüzyıllar öncesinden süzülüp gelen ne kadar doğru tespitler.

İlhan Berk ise, ‘Korkuyorum, bir gün biri çıkıp “Ey İnsanoğlu! diyecek ve kimse üstüne alınmayacak” diye’ diyor.  Belki de bu durumlara geldik. Bir çocuk “Sizi Allah’a şikayet edeceğim” dedi. Bu öyle böyle bir şey değil… Atalarımız ne güzel söylemiş, “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” diye… Zikrettiğimiz bütün sözlerin hepsi insanı düşünme ve mantık evrenine çağırıyor.

Olaylara yoksa Chasing Mavericks’in şu sözünden hareketle mi bakmak gerekir. “Sınırlarını zorlayan insanlar, bazen o sınırların da kendilerini zorladığını keşfederler.” Çünkü bir insanın özgürlüğünün bittiği yerde başka bir insanın özgürlüğü başlar. Sınırları zorlamak olumlu olabilir ancak orantısız güç kullananlar maazallah orantısız bir güçle karşılaşabilirler… Bunun da pek çok örneğini görüyoruz doğrusu…

Nilgün Marmara, ‘Kuş Koysunlar Yoluna’ başlıklı şiirinin son mısraında “Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” demiş bir çocuk, diyor. Yollarınıza kuşlar konsun, yollarınıza çiçekler koyacaklar bulunsun diyerek yine Songül Ünsal’ın kitabından bir sözle bitirelim, “Zorlayınca bazı şeyler olmaz. Tıpkı kalbi çöplüğe bulaşmış insanların kalbinde cennet aramanın imkansızlığı gibi.” Kalbiniz cennet olsun, bulaşmayın çöplüğe temennisiyle bitirirken kalbi cennet şehitlerimizi, 18 Mart Çanakkale Zaferimizin 105.yıldönümünde rahmet, minnet ve şükran duygularımızla anıyoruz, ruhları şad olsun, eyvallah.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı