Kök, odun v.s.

Hava açıktı. Yağmur yağmayalı hayli bir zaman olmuştu ama soğuk hüküm sürüyordu gecelerde, gündüzlerde.
O günlerin birinde sabah her zamankinden daha erken kalkmıştım. Malum emeklilik yaşıyorduk yani, saate bağlı yetişecek bir işimiz yoktu.
Bahçeye çıkmıştım. Değişik türdeki kuşların ötüşlerini duyuyordum, ayrıca zaman zaman günün bu erken saatinde kumrular da ötüyordu.
Duyduğum bu sesler içimde bir his, heves uyandırdı. Yaşam sevincim her zamankinden daha da güçlenmişti sanki.
Aylardan Ocak ayıydı, kış ayıydı elbette. Düşündüm ki, kış aylarından birisi olsa da bu ay sanki içinde biraz da baharı taşıyordu, belki de besliyordu. Hani derler ya; “Akşamlar, geceler sabahlara ve gündüzlere gebedir” aynen öyle.
Bir başka deyişle bu günlerde zemheri aylarını, günlerini yaşıyorduk. Zemherinin bir ucunda sonbahar diğer ucunda bahar vardı sonuçta.
Soğuklardan, zemheriden bahsetmişken (çoğu zaman olduğu gibi) rahmetli babamın çocukluğunda yaşadığı bir anıyı hatırladım, sık sık anlatırdı. Babamın çocukluğu dediğin 1930’lu yılların ortalarıydı muhtemelen. On-on iki yaşlarındaydı o zaman.
O yıllarda evlerde soba yok, kömür yok v.s. Isınmak için odun yakılıyordu, “kök” yakılıyordu. Daha çok bizim dağların, tepelerin hakim bitkisi pinar çalısı idi, onun kökü demek istediğim.
O günlerde ulaşım araca at, eşek, katır. Her yerde olduğu gibi Muğla merkezde yaşayanların da bu yakacaklara ihtiyacı vardı elbette, odun, kök, v.s. yani.
Yerkesik’ten-Muğla’ya bunları satmaya gidilirmiş kış boyu. Babaların hayvanlara yüklediği odunları genelde çocuklar gönderilirmiş satmak için.
Yerkesik-Muğla arasında “Dirgeme” köyü var malum. Yol onlara yakın bir yerden geçiyor.
Bir gün eşeğe kök yüklenir ve babam gönderilir satmaya. Satmak zor bir işlem değil, zaten ihtiyacı olanlar karşılarmış buralardan gidenleri .
Babam, eşekle yola çıkar tam da “Dirgeme” yakınlarına vardığında eşek çöker, belki de ayağını taş çelmiştir. Çocuk (babam) başlar ağlamaya. Bir yerden de bağırarak; “ Dirgemelilerden dayı, Dirgemelilerden dayı!”diyerek birilerine duyurmaya çalışır. Sonuçta duyan olmuştur bu çağrıyı..
Eşeğe yükün sarılması tekrar gerçekleşmiş, odunlar, kökler alıcısı ile buluşmuştur ve çocuk (babam) evine mutlu olarak dönmüştür o gün.
Zamanımızda elektrik var, gaz var, kömür var…
Isınabilene aşk olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: