Köşe YazılarıNilgün ÖNKAŞ

KALP GÖZÜ ENGEL TANIMAZ

Kaldırın bugün ne kadar engel varsa güneşle aranızda, elinizin değdiği her şey gökyüzü koksun” diyor Ataol Behramoğlu.

Kaçınılmaz değişim, engeller karşısında kendiliğinden ortaya çıkar, sancılıdır, acıtır, incitir, kahreder, yıkar ama hayatta unutulmayacak dersler verir. Engel kaldırma konusunu, şairane üslupla anlatmak konusunda Ataol Behramoğlu oldukça mahir. Ataol Behramoğlu’ndan sonra engel konusunda “Engeller beni durduramaz, her bir engel kararlılığımı daha da güçlendirir. Her engel beni daha iyiye doğru kaçınılmaz bir değişime iter” diyor resim konusunda üstat Leonardo Da Vinci.

Engeller hep vardır ve var olmaya devam edecektir, hayat mücadeleler zinciridir. Hayat mücadelesinde normal gözüken engeller hep vardır. Örneğin, kimse görmek istemeyen kadar kör değildir. Gözü olup hiçbir şey görmeyenler, aslında engelli saymalıdırlar. Aslında kalp gözü ile bakanlar için hiçbir engel yoktur. Kalp gözü ile bakmak kişiyi sağaltır, yüceltir, bilgeliğe götürür.

Kalp gözü ile bakan için, kıymet başkadır. Bu tip kişiler, kıymet ne ise, onunla meşguldür, onlar için bundan ötesi beyhudedir. Kalp gözü ile bakan için örneğin kıymet ilimse; ilim öğrenir, ilim öğretir. İlim Hazret-i Ali’den, mal Firevun’dan gelir, denir. İlim maldan üstündür. İlim kişiyi korur. Malı ise kişi korur. Kıymet ne yönde ise engelin tanımı ona göre değişir.

Kıymetin yönünü tayine geçmeden önce engel nedir, ona bakalım. Engel, yolunda giden bir şeyin önüne konulan önleyici şeydir. Engel üzerinden atlanması gereken bir unsurdur. İnsanın olduğu her yerde engeller hep olacaktır. Engeller aşılmak için vardır.

Başarıdan söz etmek için engelleri aşmak gerekir. Bu konuda Can Yücel şöyle diyor: “İnsanın iki boyutu var bence; bir, olan insan, bir de olabilecek insan. İnsanın olabileceği boyuta engel olan ne kadar unsur varsa ben buna öfke duyuyorum.” Asıl olan budur, bazı engel severler merdiveni kendisi çıkar arkadan gelenler çıkmasın diye merdiveni kaldırır. Bunu görülür şekilde yapanlar bir yana, bir de bu engellemeleri yapıp yapmamış gibi gösterenlere hatta kendisi engellemeler yapıp başkası yapmış gibi gösterenlere ne demeli…

Bu engel koyucular kendisini, insanı, insanlığı önemli bir noktaya götüremezler, vakit kaybıdırlar, zaman hırsızıdırlar. Bu çağda en önemli şey zaman. Zaman akıp gidiyor ve unutmamalı ki sadece bu dünyadan geçip gidiyoruz kimse bu dünyada kalıcı değil. Bu yüzden kalan zamanı iyi değerlendirmek, yukarıda bahsettiğim kıymetin yönü konusunu, iyi düşünmek gerekir.

Bu bağlamda engel demişken 3 Aralık günü, 1992 yılından bu yana Birleşmiş Milletler tarafından, Uluslararası Engelliler Günü olarak kabul edilmektedir. Bugünde farkındalığı artırmak bu yolla engellilerin hayatını kolaylaştırmak için dünya çapında çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Bu aktiviteler genellikle ücretsizdir ve gönüllülük esasına dayanır, bu yönde herkesin bir tuğla da ben koyayım anlayışını, geliştirmesi beklenir. Engelliler gününde engellilere, engelli yakınlarına ve dahi herkese kıymet konusunu düşünmelerini salık veriyorum. Kıymet konusunda, kıymetin yönü konusunda derinliğine düşünürsek engel diye bir şey olmadığını görürüz. Asıl engel insanların kafasındadır. İnsanlar, engeli kendileri koyarlar ve bununla yaşamaya mahkum olurlar.

Yıllarca yapılmış öğrenilmiş çaresizlik deneyleri bunun ispatıdır. Örneğin; G.R Stephenson, bir kafese 5 maymun koyar ve onları ıslatabilecek basınçlı soğuk su düzeneği oluşturur. Kafese bir merdiven yerleştirir, en üst basamağa muz koyar. Maymunlar muzu almaya kalkınca, tüm maymunlar basınçlı soğuk su ile ıslatılır. Hangi maymun muza doğru ilerlese soğuk basınçlı su ile bütün maymunları ıslatılır, bu bir süre böyle devam eder. Muzu alma hamlesi ve sonrasında tüm maymunları soğuk basınçlı su ile ıslatma baskısı, zamanla şu sonucu doğurur. Soğuk basınçlı su verilmese hatta maymunlar birer birer değiştirilse bile artık, kafese yeni sokulan maymun, muza hamle yaptığında, diğer maymunlar ona saldırır ve bu hamleyi engeller. Hatta muzu almak için hareketlenen maymuna karşı diğer maymunlar öylesine saldırılar ki, zamanla hiçbir maymun merdivene bir adım atmaya yeltenemez. Tüm maymunlar o muzun bekçiliğini yapmaya başlar. İnsanlar da böyledir, öğrenilmiş çaresizlikleri vardır, örneğin birisine yapılan haksızlıklara karşı olduklarında ve bunu dillendirdiklerinde kendileri de zarar görürler ve dokunmayan yılan bin yaşasın atasözüne göre davranmaya başlarlar. Toplum bu şekilde bozulmaya doğru gider. Bugünlerde sıkça duyduğumuz mobbing/baskılar, baskılamalar oluşur. Soğuk savaşlar, psikolojik savaşlar yaşanır. Albert Einstein “Her savaş insanlığın ilerlemesini engelleyen kötülük zincirine bir halka ekler” der ki gerçekten öyledir. Kötülük kötülüğü doğurur. Bir Latin atasözü ise: “Elinden geldiği halde kötülüğe engel olmayan, onu teşvik ediyor, demektir” der.

 Hayatımızda başarıyı yakalamak için engelleri basamak olarak görmeliyiz. Örneğin; engellilerin park yerlerine araç park etmemek gibi, engeli olan bireylerimizin hayatını kolaylaştıracak önlemler almak gibi, farkındalık çalışmaları içerisinde olmalıyız. Onları engelsiz görmek gerektiğinin, asıl engelin beyinlerde olduğunu idrak etmek gerektiğinin de altını çizmek gerekir, düşüncesindeyim. Dilerim, Simyacı’nın yazarı Paulo Coelho’un “Gideceğin yoldan eminsen, engeller ‘dinlenme noktan’ olmaktan öteye gidemez.” dediği gibi, engellerimiz dinlenme noktalarımız olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı