MUĞLA BU KADAR UCUZ OLMAMALI

Yazımın başlığını oluşturan yaklaşımın sahibi, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Op.Dr. Osman Gürün.
Başkan diyor ki;
Muğla Bu Kadar Ucuz Olmamalı
Şüphesiz ilk anda, çeşitli ürünler fiyatlarının ucuzluğu akla gelebilir.
Özellikle turizm yörelerinde konuşlanan konaklama tesisleri olmak üzere her türden ürünler fiyatlarının, dünya endeksinin altında olduğu.
İlişkin olarak oysa denir.
Sahillerimizde konuşlanan turistik tesislerimiz, dünya standartları kapsamında.
Marmara Denizi kıyılarından başlamak üzere Ege Denizi üzerinden Akdeniz sahili boyunca yer alan her türden tesisler, her kesimin beğenisi ve takdirini kazanan işletmeler.
Bilhassa son çeyrek asırda dizayn edilen turistik işletmeler, emsallerini çok gerilerde bırakan özelliğe sahipler.
Buna karşın farklı bir yaklaşım içerisinde bulunulması, taraflı hareket edildiğinin göstergesidir.
Bir yerde haksızlıktır.
***
Bu yaklaşımlarda abartı yoktu.
Söz konusu sahil beldeleri yanında, tüm dünyanın hayranlığını kazanan nice tarihi ve doğa harikası yerlerin konuşlandığı iç kesimler de, ayrı özellikleri olan yerlerdi.
Üstelik buralar sadece turizm sezonu olarak yer eden aylar boyunca değil, bütün yıl süresince uğrak yeri olan merkez konumundalar.
İşte aynı yerler adına görüşlerini yansıtan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Op.Dr. Osman Gürün, haklı olarak biraz da sitem içeren bir yaklaşımda bulunuyor.
Muğla bu kadar ucuz olmamalı.
Hiç kimse başkanın bu yaklaşımına itiraz edemezdi.
Edilemezdi.
Her şey ortadaydı.
Üstelik, güneş balçıkla sıvanmazdı.
Böylelikle turizm bağlamında Muğla gerçeği bir kez daha irdelenmiş.
Başkan Gürün’ün yaklaşımıyla da tescil edilmişti.
Kim ne derse desin, nasıl bir yaklaşım içerisinde bulunsa da gerisi teferruattı.
***
Yine de şu denebilir.
Nitekim vurgulanıyor.
Muğla’nın turizm bağlamında devlete desteği ortada olmasına karşın, neden istenilen düzeyde yaklaşım gösterilmiyor?
Sadece turizm değil, çeşitli alanlarda kentin katkısı ortada iken, Başkan Gürün’ün bir yerde tepkisine neden olan yaklaşım sergilenmesi nedendi?
Neden söz konusu katkılar, tahminlerin çok üzerinde rakamlar içerdiği halde, geri dönüşünde sıkıntılar yaşanıyor?
Daha açık yaklaşımla Muğla, neden yıllardır devlete verdiğinin karşılığını almakta zorlanıyor?
***
Söz konusu gelişmeler bağlamında önemli bir ayrıntının daha altı çizilir.
Nitekim dile getiriliyor.
Devlete bu denli katkı sağlayan bir il adına, kayıtsız kalmak niye?
Üstelik sorunların giderilmesi halinde her iki kesim adına çok daha büyük kazançlar sağlanacağı kaçınılmaz iken.
Bu arada, mutlak cevap arayan bir yaklaşımlar yanında, turizm noktasında gözlenen sorunlar sadece bunlar değildi.
Daha nice ayrıntılar vardı ki, daha bir önem arz ediyor.
İlişkin olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Op.Dr. Osman Gürün’ün bizatihi değindiği ve mutlak surette çözüm getirilmesini istediği, önemli bir nokta vardı.
Uygulanan fiyat politikası..
Başkana göre turizmde beklentilerin karşılık bulmamasında öngörülen fiyat politikasının önemli rolü vardı.
Tüm dünya ülkeleri tarafından örnek gösterilen turistik tesislerimiz, yanı sıra emsalsiz güzellikte doğa harikası yerlerimize karşın öngörülen fiyatlar, dünya standartlarının çok altındaydı.
Özellikle her şey dahil bir fiyat politikasının yıllardır yerini koruması, her kesim adına mağduriyet içermektedir.
Bu yaklaşımda abartı yoktu.
Aynı yaklaşımlar üzerine, ne turizm işletmeleri çalışmalarının karşılığını alıyor.
Ne de bizatihi devletin aynı işletmelerden beklentileri karşılık buluyordu.
Başkana göre bu düpedüz haksızlıktı.
Daha da öte her iki kesim adına mağduriyet söz konusuydu.
***
Dedim ya ortada bir abartı yoktu.
Bizatihi başkan Gürün’ün vurguladığı gibi haksız bir rekabet söz konusuydu.
Özellikle her şey dahil politikası, sektöre vurulan en büyük darbeydi.
Kaldı ki turizmin ön plana çıkardığı ülkelerin hiçbirinde bu tür bir uygulama yoktu.
Hal böyle iken şu soru gündeme gelebilir.
Neden turizm bağlamında ülkemize bakış açısı, yıllardır değişmiyor?
Hem de söz konusu ülkelerin hiçbirinde olmayan doğa ve modern tesislere sahip olduğumuz halde?
Yönelik olarak iki önemli nokta karşımıza çıkıyor.
Sözde batılı ülkelerin Türkiye’ye bakış açısı yıllardır değişmedi, değişmiyor.
Ve de aradaki dil ve din ayrılığı.
Kuşkusuz bu iki unsur, her ne kadar son yıllarda biraz olsun gündemden kalktı gibi görünse de tümüyle giderilmiş değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: