HER BİRİMİZ

Aklımızdaki derin boşluklarda yankılanan cümlelerin ”başka birinin dili”nden dökülüyor oluşu o ”boşluklara” sahip olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor.

”Bir keresinde” diye başlayan cümlelerin aslında kıyas cümleleri olduğunu anladığında içinde bulunduğun ”an”dan nefret edeceksin. Bir şeylerin sınırında ama çoğu ”şey” e uzak olduğunu anladığında derin bir boşluk göreceksin. Birine ilk kez “merhaba” dediğinde hissettiğin güzelliği, ufacık bir kelimenin bozacağına şahit olacaksın. Sayılarla aran bozulduğunda aslında tüm suçun matematikte değil, sana “bir” kere bile sarılmayan insanlarda olduğunu anlayacaksın. Hayatın normal seyrinde kaybolurken ”iz” diye bıraktıklarının aslında Hansel ve Gratel gibi ortalığa ekmek serpmekten başka bir şey olmadığını anlayacaksın.Yüz üstü yüzerken attığın kulaçların deniz için hiç bir şey ifade etmediğini göreceksin. Başını gökyüzüne kaldırdığında yıldızları göremediğin için suçladığın onca bulutun aslında göz yaşlarından ibaret olduğunu anladığın zaman çok ağlamış olacaksın, gözüne rüzgar vuracak.

Sabah yalnız uyanmanın tadına vardığına inandırdığında kendini, yalnızlığını öveceksin, tekilliğinden memnun olacaksın, yastığındaki göz yaşlarını kandırma. Tek başına yemek yemenin rezalet bir duygu olduğunu bildiğin halde Afrika kıtasındaki aç çocukları düşünüp son lokmanı alacaksın, ve evet ”Afrika dahil”…

Gökyüzünü baka baka eskittik. Biz göğe bakarken neler oldu neler. İnsanın kendini keşfetme yolunda attığı adımların daha çok duygusal çıkarımlar olduğunu elbette kabul ediyorum fakat bu ne kadar doğru bilmiyorum, realiteden bağımsız bir kendimiz var. Biz olmasakta olacak olan, devam edecek bir dünya var. Kendi içimize dönüp keşif yaparken bu gerçekliği unutmamız bana çok doğru gelmiyor.

Biraz felsefe tarihine bakalım. Günümüzde rövaşta olan varoluş felsefesi, yanlış anlaşıldığında ortaya trajikomik durumlar çıkabiliyor. Egzistansiyalizmi, dönemine ait söylemlerinden günümüze uyarladığımızda ilk önce modern insanın sıkıntılarına bakmamız gerekir. Her gün bir bardak kahveye yarım kilo kıyma parası veren insanoğlunun sancısı nedir? Bunun yoksunluğunu çeken insan gerçekten felsefenin konusu olabilir mi? Yahu nedir bu felsefe? Düşünmemiz lazım.

Kendimizi tanımamız için elbette başka insanların olması gerekir. İnsan tek başına kaldığında ne kadar ayırabilir kendisini bir başkasından?

Bu yazıyı okuyan arkadaşım, sen okumasan benim yazmamın anlamı olur mu sahi?

Bir Yorum

  1. Yüreğinize ve kaleminize sağlık Taylan bey. Böylesine güzel bir yazıyı okumuş olmak beni mutlu etti, yazılarınızın devamını merakla bekliyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: