Hasta ve hastane halleri

Çok gerekli olan bir şeyin kusuru anlatılırken ya da varlığından duyulan memnuniyeti, yokluğunun yaşanmaması için de duayı ifade etmek için “ Allah eksikliğini göstermesin”, “Allah muhtaç etmesin”; birinin gereksinim duyduğu bir şeyi başkasından sağlamak zorunda kalmamak için söylenir.

Geçen gün en yakınımın ani rahatsızlanması nedeniyle MSKÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisindeydim. Varır varmaz işlemlerin ardından Travma Bölümüne aldılar, gerekli tetkiklerin ardından sonuçları almak için Müşahede Odasında beklemeye başladık.

O gün hem tatil hem de gece olmasına rağmen hayli kalabalıktı. Dikkatimi çekti, sırada bekleyenlerin çoğu gençti. Acilde görevli personel doktorundan tutun da hizmetlisini kadar hepsi görevlerini titizlikle takip ediyor ve sürekli diyalog halindeler.

Acilde ağır olan hastalar da var baş ağrısı, öksürük gibi şikayetle gelenler de vardı. Kalabalık olmasına rağmen gayet sakindi, gürültü ve gereksiz ses hiç yoktu. Arada bir hemşirelerin “personel!” dedikleri duyuluyordu.

Saat 02.00’ye gelmişti.. Sonuçlarımız çıkmış, doktorumuz değerlendirmesini yaptıktan sonra gerekli ve süreli ilaçları reçete yapıp 10 gün içiresinde Kardiyoloji bölümünden sıra alıp, Kardiyoloji doktoruna görünmemizi söyledi. Gerekli tavsiyelerden sonra hastaneden ayrıldık.

Ertesi günden başlamak üzere her gün arasakta bir türlü kardiyoloji bölümünden söylenen gün içerisinde sıra almamız mümkün olmadı.  Öneminden dolayı mutlaka gitmemiz gerektiği için süresi içerisinde yine hastanenin kardiyoloji bölümüne giderek servis sekreterine durumu anlattım. Görevli bayan; “ Bugün dört doktorumuzdan da randevu alınmış. Fakat doktorun ikisi izinli olduğundan dört doktorun hastasını iki doktor bakacak, dolayısıyla bugün muayene olmanız mümkün görünmüyor. Yarın gelin.” Dediler.

Yapacak bir şey yok, nitekim ertesi günü gelmek üzere biz de eve döndük.

Ertesi gün aynı görevliye durumu tekrar anlattık. “Kapıda bekleyin, doktor gelince durumu anlatın, sıra versin” der ise de “sıra veririm” demesinden sonra kapıda beklemeye başladık. Saat ilerledikçe benim gibi birkaç kişi daha dayandı kapıya ve beklemeye başladılar.

Bu arada doktor da geldi, kapıyı açıp içeri girdi. Bu sırada bekleyenlerden birisi kapıyı açıp öksüre öksüre içeri girdi derken peşinden dört kişi daha içeri daldı.

Doktor; “ Müsaade edin bilgisayarı açayım, üstümü değişeyim, sizi sırayla alacağım.” Demesine rağmen birisi, “ Tokdur bey size bi şey soracadım”, diğeri, “Ben Salı günden kaldım”, bir diğeri “Bilgisayar sıra vermedi.” v.s. Arka arkasına söylenenler arasında duyduklarım.

Bu sırada doktor çare olarak kapıyı kapatıp arkasından kilitledi.

Bu esnada kapıda hastalar itiş , kakış…Hasta ve hasta yakınları, sekreterler arası yüksek sesle gergin konuşmalar. Kimisi Yatağan’dan, kimisi Bodrum Mumculardan gelmiş. Bir curcuna bir karmaşa, kimse kimseyi dinlemiyor. Herkes bir şekilde kendini ifade etmeye çalışıyor.

Ben de olanları dikkatle izlemeye başladım. Benim bulunduğum yere yakın oturmakta olan bir teyzenin orada, o an yaşadıklarını yukarıda açmış olduğum , “Allah eksikliğini de göstermesin muhtaç da etmesin” dediğini duydum.  Hastaneyi hitaben ne güzel söyledi. Belki dua olarak belki teselli olarak belki şikayet olarak söyledi. Kimbilir?

Bizim sıramız gelince de içeri aldılar. İlk bakışta doktorun,  yorgun, yılgın ve bezmiş vaziyette hizmet vermeye çalışıyor olduğunu gördüm. Kolay değil; muayenesini mi yapacak, hastalarımı mı dinleyecek, bilgisayarda yazışmasını mı yapacak. Tek başına, yardımcı yok. Haklı, herkes haklı…

Sistemin getirmiş olduğu bu yanlış ve sıkıntı hastane yönetimini, doktorları da etkilemektedir. Seydikemer’den ya da başka ilçelerden buraya hastanın gelmesi, getirilmesi kadar yanlış daha ne olabilir. Vatandaş yerinde sağlık hizmeti niçin alamaz, onca yol katetmek zorunda kalır? Uzak mesafelerdeki ilçelerde eksik olan poliklinik hizmetlerini açarak, merkeze hasta yığılmasının önüne geçmiş olursunuz.

Öte yandan; merkezde devlet hastanesi ile üniversiteye bağlı eğitim ve araştırma hastanesi mutlaka ayrılmalı. Muğla merkezde eski hastanenin, tam teşekküllü, kesintisiz hizmet veren (Acil Servisi dahil) bir an önce daha fazla geç kalınmadan hizmete açılması gerekli. Aksi halde devlete ait geceleri de hizmet veren bir sağlık kuruluşu olmadığından, mevcut hastanenin acil servisine başı ağrıyanda gelir, nezle olanda. Bırakın da üniversiteler eğitimini ve araştırmasını, asli görevlerini tam olarak yapsınlar.

İnşallah böyle devam etmez. Böyle devam eder ise; donanımlı doktorlar kendilerine daha iyi şartlarda olan yerlere geçiş yaparlar. Tutamazsınız, tek tek gittiklerini görür, duyarız.

Gerekli çözüm bir an önce alınmalı. Alınmazsa ilerleyen günlerde Muğla merkezde tek olan bu hastane şifa dağıtan değil çile dağıtan kurum haline gelecektir.

Bu vesile ile Allah kimseye çaresiz dert, çekilmez keder vermesin. Sağlıklı, mutlu, güzel günler dileklerimle….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: