KANUNİ’NİN RODOS SEFERİ VE MENTEŞE SAHASINDAKİ GÜNLERİ-I-

                                                                                

BELGRAT’TA ESTİRDİ ÖNCE RÜZGARI,

DÖNDÜ İSTANBUL’A VERDİ KARARI,

RODOS KİM Kİ BİZE VERİR ZARARI,

ALIN ŞU ADAYI DİYE BUYURDU.

 

YÜRÜDÜ ORDULARI ÜSKÜDAR’DAN,

GEÇTİLER ANADAN, BABADAN YARDAN,

KÜTAHYA’DAN, DENİZLİ’DEN, MUĞLA’DAN,

OTAK KURUN MARMARİS’TE BUYURDU.

 

VARDI MENTEŞE’YE GÖRDÜ ÇEVREYİ,

MARMARİS’TE ADAYLA KURDU DEVREYİ,

ASKERE YEDİRMEDİ HARAM MEYVEYİ,

SARI ANAY’LA GÖRÜŞMEYİ BUYURDU.

 

KURTOĞLU MUSLİHİTTİN EGE’Yİ AŞTI,

KUŞATILDI RODOS SEN JANLAR ŞAŞTI,

GÜLLELER DÜŞÜP DALGALAR AŞTI,

TEZ ALIN RODOS’U DİYE BUYURDU.

 

RODOS KUŞATMASI AYLARCA SÜRDÜ,

DÜŞMANI ADADAN KAR GİBİ KÜRDÜ,

AVRUPALI ONUN GÜCÜNÜ GÖRDÜ,

RODOS SANCAĞIMDIR DİYE BUYURDU.

                                                                                Ömer Kâmil Yılmaz

Anadolu insanı, bu coğrafyaya geldiğinden beri, bu topraklara tutunabilme ve kalıcı olma savaşı vermiştir. Tarihler genellikle savaş acılarını yazsa da bazı savaşların kaçınılmaz yaşandığına da işaret eder. Osmanlı Devleti’nin Rodos’u alma gerekçesi de böyle bir gelişmeye dayanır. Rodos Adası’na, Kudüs taraflarından, Papa’nın teşvikiyle getirilip yerleştirilen Sen Jan Şövalyeleri, adaya yerleştikten sonra, denizlerde korsanlığa başlamış, Menteşeoğulları’nın Muğla yöresini almasından itibaren bu beyliğin ticaret gemilerine saldırdıkları gibi kıyı köy ve şehirlerine çıkıp, insan ve hayvan kaçırarak eşkıyalık ve korsanlık yapmışlardır. Bunun için Menteşe beylerinden Mesut, Orhan ve Ahmet Gazi Bey’in, Rodos’u alma ve korsanlıkla mücadeleleri olmuş, kısmı başarılara rağmen birleşik Haçlı donanmasının devreye girmesiyle bu adanın fethi gerçekleşememiştir.

            Çelebi I.Mehmet döneminde İzmir kuşatmasında, İzmir kalesinin yıkılmasına karşılık şövalyeler, sultanı sıkıştırınca, Çelebi Mehmet, Menteşe Sancağı sınırları içerisinde bulunan Halikarnas’ı(Bodrum’u) şövalyelere vererek barışı sağlamıştır. Bodrum’a da hâkim olan şövalyeler, bunun ardından denizdeki eşkıyalıklarını daha da artırmışlardır. Fatih zamanında adanın fethi gündeme gelse de adanın alınması gerçekleştirilememiştir.

            Sultan II. Beyazıt döneminde, kardeşi Cem’le taht kavgası yaşanınca, yenilen Cem, Rodos Şövalyeleri’ne sığınmış, onlar da Cem’i, sultana karşı eylemlerde bulunmaması karşılığında yüklü miktarda altın alarak himaye etmişlerdir.

            Rodos’un fethi, Yavuz Sultan Selim’in, Suriye ve Mısır’ı fethiyle daha bir öne çıkmıştır. Çünkü Doğu Akdeniz’in hâkimiyeti, Afrika kıyılarında açılabilmek için bu korsanların yol kesen tavırlarına bir son verilmesini gerektirmiştir. Yavuz, bu adanın alınması için hazırlıkların yapılmasının emrini vermiş, bunun üzerine yoğun bir çalışma başlatılmıştır. Yeni gemilerin inşası ve cephane tedarikine hız verilmiştir. Ne varki Yavuz Sultan Selim’in ölümüyle bu sefer ertelenmiştir.

            Kanuni Sultan Süleyman başa geçince, ilk seferini Belgrat üzerine yapmış, orayı bir ay gibi kısa bir dönemde almıştır. Bunun üzerine devlet erkânı Kanuni’ye, Ege’de faaliyet gösteren Rodos Şövalyeleri’nin olumsuz davranışlarından şikâyet edince, Sadrazam Piri Mehmet Paşa, Vezir Mustafa Paşa ve Deniz Amirali Kurtoğlu Muslihittin’in ısrarlı tutumu üzerine Kanuni, Rodos’un fethine karar vermiştir. Yapılan hazırlıklardan sonra seferin serdarlığına Vezir Mustafa Paşa getirilirken, denizdeki gücün yönetimi, Kurtoğlu Muslihit’e verilmiş, onun emriyle de donanma Ege’ye açılıp, Rodos’a doğru yol almaya başlamıştır.

 

Bu Habere Yorum Yapın