GEREĞİ YERİNE GETİRİLMEZSE!..

Ülkemiz, ilişkin olarak yaşadığımız kent Muğla adına bir realite var ki yadsınamaz.

Aksi de iddia edilemez.

Gelişmeler ayan beyan ortada.

Hal böyle olunca tek söyleyebileceğimiz, önemli bir tehlike ile yüz yüze kalındığı.

Tarihin nice dönemlerinde olduğu gibi kısa bir süre öncesinde gözlenen sarsıntı gösterdi ki, Muğla ve çevresi deprem riski altındadır.

Her ne kadar depremlerin şiddetini gösteren Rechter ölçeğine göre önemli büyüklükte olmasa da sonuçta bir sarsıntıydı.

Şiddet dereceği ne olursa olsun, bir şekilde etkilemektedir.

Hele gecenin belirli bir saatinde olursa…

O takdirde, apar topar yatağandan kalkan insanımız elbette paniklerdi.

Nitekim yine gece korku ve endişe içerisinde geçirilmişti.

                                                                     ***

Dedim ya bölge halkı, geçmişte yüz yüze geldiği sarsıntılar nedeniylepanik içerisinde olmasa da, sonuçta meydana gelen depremdi.

Üstelik tabir yerindeyse şakası olmazdı.

Bu yüzden Muğla merkez olmak üzere Fethiye ve Marmaris ilçelerinde daha bir etkisini gösterse de, tümüyle bölge halkı tedirgin olmuştu.

Sonra etkileşim sadece Muğla ve civarında gözlenmedi.

Komşu iller Denizli, Aydın, Antalya ile birlikte İzmir’de de hissedilmişti.

Kısaca dense ki söz konusu bölgelerde konuşlanan halk, tedirginlik içerisinde…

Bunda abartı yoktu.

Kaldı ki olamazdı da.

Her ne kadar Kandilli Rasathanesinden yapılan açıklamaya göre ilk deprem 5,4 şiddetinde olmasına karşın sarsıntılar devam etmişti.
Nitekim ilk depremden kısa bir süre sonra bu kez aynı bölge 4,4 nokta ile sarsılmıştı.

Sonra bu sayıda değildi.

Aynı süreçte, yapılan açıklamaya göre şiddet derecesi düşük çok sayıda deprem olmuştu.

                                                                      ***

Kısa bir süre öncesinde bir kez daha gözlenen deprem üzerine, elbette kayıtsız kalınamazdı.

Nitekim ilgili ve yetkililerin harekete geçmesi yanında, siyasiler de boş durmuyor.

Muğla’da 2017 yılından bu yana yürütülen çalışmalarda 286 binanın riskli ve her an yıkılma tehlikesi olduğunun gözlenmesi üzerine, harekete geçiliyor.

İlişkin olarak Muğla CHP Milletvekili Mürsel Alban, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bir soru yöneltiyor.

Diyor ki;

Tehlikenin farkında mısınız?

Yaklaşım gösteren sadece parlamenter Alban olmuyor..

Diğer Muğla milletvekilleri de konunun detaylı bir şekilde araştırılarak, gereğinin yapılması için harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyorlar.

Kaldı ki bu denli önemli bir konuyla ilgili bizatihi devletin ilgili kurumlarının hemen harekete geçmesi gerekirdi.

Muğla ve çevresi önemli bir fay hattı üzerinde bulunduğundan hareketle gerekli incelemelerin yapılması, özellikle risk taşıyan yapılar için mutluk surette önlemlerin alınması sağlanmalıydı.

Ancak o takdirde bölge halkı rahat ederdi.

Değilse şimdi olduğu gibi tedirginlik sürer gider demektir.

                                                                             ***

Gelişmeler bu noktada olunca Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, yöneltilen soru önergesine cevap veriyor.

Muğla genelinde 1 Ocak 2017’den 5 Mart 2020’ye kadar 1408 bağımsız bölümü içeren toplam 574 yapının riskli olduğu tespit edilmiştir.

Bu yapılardan 266’sı hakkındaki riskli yapı tespiti, bakanlıktan izin belgesi almış yapı denetim kuruluşları ile laboratuvar kuruluşları tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bu binalarda toplam 1199 konut, 209 da işyeri bulunuyor.

Gözlendiği gibi söz konusu yerleşim birimlerinde konuşlanan ve daha bir riskli olduğu gözlenen yapılarla ilgili bir takım denetim ve incelemeler yapılmış.

Ne var ki asıl olan, tehlikeyi ortadan kaldırmaktır.

Bu da risk içeren binaların, uzmanların görüşleri doğrultusunda ya sağlamlaştırmanın yapılması ya da yıkılması halinde tehlike önlenirdi.

Bilindiği üzere Muğla geneli bu tür bir risk altındaydı.

Özellikle konuya ilişkin bilim adamlarının açıklamaları, üzerinde bulunduğumuz kıtanın tam anlamıyla yerleşimini tamamlamadığı yönünde.

Ne zaman Asya Kıtası tümüyle yerine oturur.

Üzerinde konuşlanan ülkelerde deprem riski olmazdı.

                                                                   ***

Tüm bu gelişmeler bağlamında ülkemizde gözlenen tablo neydi?

Hangi bölgeler ve üzerinde konuşlanan kentler daha bir risk içerisindeydi?

Buna göre Muğla genelinde konuşlanan yerleşim birimlerinden en fazla riskli yapının 199 bina ile Bodrum ilçesinde olduğu, burayı 122 riskli bina ile Milas ilçesinin, 80 bina ile Menteşe ilçesinin izlediği anlaşılıyor.

Gözlendiği kadarıyla bu yapılardan 689 adet bağımsız bölüm içeren toplam 288 bina yıkıma tabi tutuluyor.

Geride de daha 286 risk taşıyan binanın olduğu belirtiliyor.

Hal böyle olunca milletvekili Alban yaptığı açıklamada, gözlenen bu tabloya karşın, ilgili bakanlığın hiçbir şey yapmadığını vurguluyor.

Oysa Muğla fay hattı üzerinde olan bir kent, İnsanlar beton tabutlar içerinde yaşıyorlar.

Bu binalarla ilgili gerekli işlemler yapılmazsa bunun sorumlusu Çevre ve Şehircilik bakanlığıdır.

Görünen o ki, deprem bağlamında risk içeren bölgeler arasında yer alan Muğla’da, özellikle sorunlu yapılar gözden geçirilmelidir.

Kısaca GEREĞİ YERİNE GETİDRİLMELİDİR.

Aksi halde sonradan ah vah etmenin kimseye bir yararı olmaz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün
%d blogcu bunu beğendi: