Muğla Karya Kadın Derneği ve Eğitim Sen Muğla Şubesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın toplumsal cinsiyetle ilgili kavramları yasaklayan genelgesine tepki gösterdi.
Muğla Karya Kadın Derneği ve Eğitim Sen Muğla Şubesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2 Mayıs 2025 tarihli genelgesine karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, genelge ile yasaklanan kavramların temel insan haklarını ilgilendirdiği vurgulanarak, bu adımın laik, demokratik hukuk devletine aykırı olduğu ifade edildi.
“Toplumsal Cinsiyet, Eşitlik, İnsan Hakları Yasaklanamaz”
Basın açıklamasını Eğitim Sen Başkanı Nilüfer Enginsu yaptı: “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2 Mayıs 2025 tarihli, “toplumsal cinsiyet ve bazı kavramların kullanımı hakkında” başlığıyla yayınladığı resmi yazı ile “toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet kimliği, LGBTİ+ hakları, SOGIESC kavramları ve cinsellik eğitimi” gibi kavramların kullanımı yasaklanmıştır. Aileye ve topluma zarar verdiği ileri sürülen bu kavramlara karşı ortak duruş çağrısı yapılarak bir cepheleşme yaratılmak istenmektedir. Bu yazı ile temel bir insan hakkı olan eşitlik yok sayılmakta, insan hakkı ihlali ve anayasada suç teşkil eden ayrımcılık ve nefret söylemi içermektedir.”
“Devletin Eşitlik Sağlama Yükümlülüğü Vardır”
“Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ayrımcılık, ikincilleştirme ve şiddete neden olduğu; devlet tarafından önlem alınması ve eşitsizliğin önlenmesi feminist mücadeleler sonucu ile uluslararası belgelerde yansımış, yerine getirmesi gereken hukuksal bir sorumluluktur. Kadını, çocuğu ve aileyi korumakla görevli bir kurum, kazanılmış eşitlik mücadelesini geriletmeye ve insan haklarını hedef göstermeye yönelik bir siyasi yönelimi göstermektedir. Hem de çocuğa, kadına, LGBTİ artılara artarak yönelen bir şiddet söz konusuyken, engellenemezken.”
“Bu Yazı Hukuken Yok Hükmündedir”
“Siyasi iktidarın cinsiyet rejimi inşası içinde bu yazı Türkiye’deki hak ve özgürlükleri gasp etmenin zeminini hazırlayan büyük bir adımdır. Laik demokratik hukuk sisteminde din, dil, ırk, renk, cinsiyet, cinsel yönelimi gibi konularda hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm insanların eşit yurttaşlık hakkı söz konusudur. Laik, demokratik bir hukuk devletinde hiçbir kamu kurumu, evrensel insan haklarına ve anayasal eşitlik ilkesine aykırı şekilde ideolojik dayatmalarda bulunamaz. Anayasanın 10. maddesi tüm yurttaşların eşit olduğunu, 90. maddesi ise uluslararası sözleşmelerin iç hukuka üstün olduğunu açıkça belirtmektedir. Türkiye, başta CEDAW olmak üzere; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Engelli Hakları Sözleşmesi gibi birçok uluslararası sözleşmenin tarafıdır. Bu belgeler, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamakla devleti yükümlü kılmaktadır. Bakanlığın bu politik açıklaması hukuken yok hükmündedir. Uygulanması, sorumlular açısından ulusal ve uluslararası düzeyde yargılanabilir sonuçlar doğurur.”
“Gerici İttifakın Saldırısı”
“Hüda Par tarafından meclise sunulan “Ailenin korunması ve sapkınlığın suç sayılması” ile ilgili kanun teklifi ile aynı dönemde bu genelgenin yayınlanmasının gerici ittifakın kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği haklarına saldırı konusundaki ittifakının da ne kadar güçlü olduğunu görüyoruz.”
Biz de kadınlar, LGBTİ+’lar, hak savunucuları ve demokratik kitle örgütleri eşitlik karşıtı, anayasal ilkelere aykırı, bilimsellikten uzak bu açıklamaların bir an önce geri çekilmesini, şiddeti besleyen, ayrımcı, ötekileştirici ve dışlayıcı anlayışın kamu eliyle yürütülmesini kınıyor, hükümeti imzacısı olduğumuz uluslararası anlaşma ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun davranmaya çağırıyoruz.
Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı anayasal güvence altındadır, herhangi bir yasa değişikliğine kalkışmak anayasa ihlalidir. Haklarımızdan, hayatlarımızdan, özgürlük ve eşitlik mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Birlikte ve yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz.”
