• Hamburger Menü 1
  • Hamburger Menü 2
  • Hamburger Menü 3
  • Hamburger Menü 4
  • Hamburger Menü 5
  • Hamburger Menü 6
  • Hamburger Menü 7
DEPREMLE YAŞAMAYA ALIŞMALIYIZ
76 okunma

DEPREMLE YAŞAMAYA ALIŞMALIYIZ

ABONE OL
Kasım 15, 2021 12:33
DEPREMLE YAŞAMAYA ALIŞMALIYIZ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geldiğimiz noktada bir realite var ki yadsımak mümkün değil.

Aksi de iddia edilemez.

Buna ilişkin tüm veriler ortada.

Dolayısıyla Türkiye, deprem kuşağı üzerinde yer alan bir ülke.

Bilim adamları ve konunun uzmanlarının görüşleri bu doğrultuda olduğuna göre, ülkemizin bu tür bir sarsıntılarla karşı karşıya kaldığını yadsımak mümkün değildir.

Tarihin seyri içerisinde, özellikle yakın süreçte meydana gelen sarsıntılar karşısında farklı yaklaşım gösterilemez.

Özellikle ülkemizin her bir köşesinde, bilhassa deprem kuşağı üzerinde konuşlanan bölgelerde uzunca süre araştırmalar yapan bilim insanları aynı görüşün sahibi olduklarına göre, başka türlü düşünülemez.

Dolayısıyla Türkiye Kuzeyde, Karadeniz Bölgesinden Doğu Anadolu Bölgesine uzanan fay hattının etkisinde kalmaktadır.

Kaldı ki, sadece bu bölgelerde değil.

Doğu Anadolu Bölgesinden başlayıp güneyde Toros Dağlarını çevreleyen kuşak boyunca da depremi tetikleyen Güney Anadolu Fay hattı yer almaktadır.

                                                                                  ***

Aslında geri kalan bölgeler depremden soyutlanmış değil.

Buralarda da diğer bölgeler kadar olmasa da birçok kesimi etkileyecek nitelikte fay hatları mevcuttur.

Bilhassa Kuzey Marmara’dan başlayıp Ege Bölgesi üzerinden Akdeniz’e uzanan Batı-doğu istikametinde birçok fay hatları yer almaktadır.

Hal böyle olunca Anadolu Yarımadası, tarih boyunca önemli depremlere sahne olmuş.

Sonrasında hiçte küçümsenmeyen kayıplar gözlenmiştir.

Geride kalan devirler bir yana, içinde bulunduğumuz yüzyılda bazı bölgeler daha bir yer sarsıntılarına sahne olsa da diğer yerler soyutlanmış değil.

Buralarda da bazı yıllarda gözlenen depremler neticesinde önemli kayıplar olmuştur.

                                                                                 ***

Tarihin seyri içerisinde gözlenen depremler üzerine Türkiye, önemli yer sarsıntılarıyla yüz yüze gelen bir ülke olduğuna göre, Kronolojik bir sıra doğrultusunda oluşan depremleri baktığımızda, ortaya önemli bir tablo çıkıyor.

Yakın tarihi süreç içerisinde önemli etki yaratan ve çok sayıda insanımızın ölümüne neden olan Richter ölçeğine göre 7,9 şiddetindeki 1939 Erzincan depreminde, ne yazık ki 33 bin vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

Aradan 3 sene geçmişti ki bu kez Tokat İli Erbaa İlçesi, 3000 kişinin hayatını kaybettiği 7.0 şiddetinde depreme maruz kalıyor.

Kısa bir süre sonrasında 1943 yılında bu defa Çankırı ili, 7,2 şiddetinde 4000 kişinin hayatından olduğu depremle sarsılıyor.

Bir sene sonra 1944 yılında Bolu-Gerede İlçesi 7,2 şiddetinde sarsıntıya maruz kalırken, ne yazık ki 3959 vatandaşımız hayatını kaybediyor.

Depremlerin ardı arkası kesilmiyordu.

Bu kez 1946 yılında Muş-Varto 5,9 la sarsılırken 839 kişi hayatını kaybetmişti.

Aradan 20 yıla yakın bir süre geçmişti ki bu kez Varto depremi kendini gösteriyor.

6,9 şiddetinde olduğu belirtilen deprem sonrasında 2408 kişi ölmüştü.

Bu defa sarsıntılar batı bölgelerinde etkisini göstermeye başlıyor.

1970 yılında gözlenen 7,2 şiddetindeki Gediz Depremi üzerine 1086 kişi hayatından oluyor.

Bir süre sonrasında önemli sarsıntılar yine Doğu Anadolu Bölgemizde gözleniyor.

1971 yılında meydana gelen 6,8 şiddetindeki Bingöl depreminde 878 vatandaşımız hayatını kaybederken, 4 sene sonrasında 1975 yılında Lice 6,6 ile sarsılıyor.

Ne yazık ki aynı deprem üzerine 2385 vatandaşımızı kaybediyoruz.

Bir sene sonrasında Van- Muradiye 7,5 şiddetindeki depremler sarsılırken, 3840 vatandaşımız hayatından olmuştu.

Görüldüğü üzere Doğu Anadolu Bölgesinde sarsıntıların ardı arkası kesilmiyordu.

Bu defa, 1983 yılında Erzurum-Narman ilçesindeki 6,9 şiddetindeki depremde 1155 kişi hayatını kaybetmişti.

Derken yakın tarihimizin en önemli sarsıntısı 1999 tarihinde Kocaeli-Gölcük’de meydana geliyor.

7,4 şiddetinde olduğu açıklanan deprem sonrasında ne acıdır ki 17,118 vatandaşımızı kaybediyoruz.

Üstelik sadece burasıyla sınırlı kalmamıştı.

Çevresinde konuşlanan tüm yerleşim birimleri de bir şekilde sarsıntıdan etkileniyor.

Ne yazık ki 1999 yılının etkisi bitmemişti.

Aynı yıl içerisinde bu kez Düzce ili 7,2 ile sarsılırken 894 vatandaşımız hayatından olmuştu.

                                                                    ***

Geçmişten günümüze gözlenen gelişmeler üzerine, hep altı çizildiği gibi ülkemizin önemli bölgeleri deprem riski taşıyan yerleşim birimleri olarak yer etmektedir.

Geçen bunca zaman diliminde sık aralıkla sarsıntıların meydana gelmesi, bu görüşü teyit eden önemli bir ayrıntıdır.

Hal böyle olunca, özellikle bilim adamları tarafından uyarı mı, yoksa teselli mi belli olmayan bir yaklaşım sergilenir.

Türkiye olarak depremle yaşamaya alışmalıyız.

Tamam, elbette Türkiye önemli deprem kuşağı üzerinde bulunan bir ülke…

İlişkin olarak benzer sarsıntıların gözlenmesi olağan.

Tamam da ne olursa olsun insanın deprem karşısında kayıtsız kalması düşünülemez.

Dolayısıyla bir şekilde etkiliyor.

Sonuçta bir kez daha vurgulamak gerekirse dünyanın, ilişkin olarak ülkemizin, geçmişten bugüne bu tür sarsıntılara maruz kaldığı yadsınamaz.

O nedenle bizlerde bir şekilde, klasik yaklaşım olsa da depremle yaşamaya alışmalıyız.

Tabi gerekli tedbirleri alarak…

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP