Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Meslek Yüksek Okulu’nun deprem bölgesinde yemek hizmeti vermeye giden öğretim görevlileri ve öğrenciler kente dönüş yaptı. Yaklaşık 35 bin kişiye yemek hizmeti veren öğretim görevlileri yaşadıklarını anlattı. Öğretim Görevlisi Adnan Acar “Biz oradaki insanlara sıcak bir aş meselesiyle yola çıktık. Gerçekten insanlar çok zor durumdaydılar. Yemekleri alabilecekler bir kapları bile yoktu.” dedi.
MSKÜ Meslek Yüksek Okulu Aşçılık ve bazı bölümlerin öğretim görevlileri ve öğrencileri deprem bölgesi Adıyaman’a giderek 35 bin kişiye yemek hizmeti verdi.
10 gün boyunca depremzedelere 3 öğün yemek çıkaran öğretim görevlileri yaşadıklarını anlattı.
Öğretim Görevlisi Vedat Göller, şöyle konuştu:
“Bizim, oraya gittiğimzde amacımız erzak dağıtmak değildi. Tamamen yemek yapmak üzerine bir iş planımız vardı. Biz, bin kişilik planlama yapmıştık. Fakat mutfağı ve potansiyeli görünce 35 bine kadar yükseldik. Bunun dışında Arda ve Şeyhmus Hocamın ekipleri köylere de çıkmaya başladı. Mutfakta kullanamayacağımız ufak ebatlı ürünleri ve diğer gelen hijyen ürünlerini de köylere bizzat ulaştırdık. Taze sebze-meyve dağıtımını da organize ettiler. 2. TIR’a ihtiyaç duyduk. Bunu Hocalarımıza ilettiğimizde üniversitemiz, hayırsever bir iş insanımız ve hocalarımız bize 2 TIR’ı ulaştırdı. Bu TIR da bölgeye daha önce hiç ulaşmamış olan sebze-meyve vardı. İlk defa muz, elma ve havuçla bölge halkını bir araya getirdik.
“POŞETE PİLAV KOYMAK ZORUNDA KALDIK”
Yalankoz diye bir köy vardı. Burada 5 ailenin kaldığı yere, 2 tane kara lahana verdim. Yaşlı teyze arkamdan koşup lahanın bir tanesini geri verdi. ‘Oğlum bunu başka bir yere verin, başkasının boğazından geçsin’ dedi. Bunun dışında bir tane muz verdiğim çocuk vardı. O çocuk ‘Abi ikincisini de yiyebilir miyim’ dedi. Enkazın başında da yemek dağıttık. Orada da insanların 4-5 gün yemek yememesine rağmen ‘Bize gerek yok başkalarına verin’ demesi. Bir teyze geldi ve ‘Ben altı gündür yemek yemiyorum’ dedi ve salça kabına, poşet geçirmişti, poşete pilav koymak zorunda kaldık. Bunlar beni çok derinden etkiledi. Bölgeye çorba ve sandviç ulaşmıştı ama biz gittiğimizde hiç yemek yoktu. Bu da bize, yaptığımız işin ne kadar ulvi ve güzel olduğunu bi gösterdi.
“İNSANLAR ÇOK ZOR DURUMDAYDI”
Öğretim Görevlisi Adnan Acar ise “Biz oradaki insanlara sıcak bir aş meselesiyle yola çıktık. Bununla birlikte ulaşılamayan, merkeze uzak, yolları kapanmış birçok mezra köy vardo Kendi araçlarımız ve kiraladığımız araçlarla bu köylere, insanlara erzak ulaştırmaktı derdimiz. Gerçekten insanlar çok zor durumdaydılar. Yemekleri alabilecekler bir kapları bile yoktu.” diye konuştu.
“YAŞLI TEYZE SADECE ÇOCUKLARINA YEMEK ALDI”
Bölgede yemek organizasyonuna bakan Öğr. Gör. Reşit Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Bir teyze geldi. Kenarda bekliyor, hiç sesini çıkarmıyordu. Ben buyrun nasıl yardımcı olabilirim dedim. Bana, ‘Siz burada yemek dağıtıyormuşsunuz, bende alabilir miyim’ dedi. Bende tabiki dedim kaç kişi olduklarını sordum. ‘6 kişiyiz’ dedi. Bir evde 6 kişinin yaşayacağını ön görmediğim için tekrar sordum. Teyze, ‘Büyükler de var evdr ama 6 tane çocuk var, ben sadece o çocuklar için yemek istiyorum. Biz yemesek de olur’ dedi. Ne varsa dolduralım dedim arkadaşlara. Meyve koyduk ve teyze yine 6 tane istediğini söyledi.”
Öğretim Görevlisi Ahmet Bayraktar’da “Biz orada sadece çorba kaynatmaya giden bir ekip olarak, 3 farklı iş yaptık aslında. Orman işletmesinin dağıtımı sayesinde insanlara yemek götürdük. Bunun yanında elinde kovalarla, salça kutularıyla, bulaşık leğenleriyle yemek isteyenlere yemek verdik. Günün hangi saatinde gelirse gelsin bu saatte yemek yok demedik. Olmasa da bir şekilde bir şeyler ürettik.” dedi.



Haber: Esma Turan
Bu haber 11 kez okundu.
