Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından hazırlanan yeni trafik sigortası tebliği, 1 Temmuz 2026 Çarşamba günü itibarıyla resmen yürürlüğe giriyor. Milyonlarca araç sahibini yakından ilgilendiriren bu radikal düzenleme, kaza sonrasındaki bürokratik süreçleri kısaltarak mağduriyetleri en aza indirmeyi hedefliyor. Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle birlikte araç değer kaybı hesaplamalarından sağlık ve bakıcı giderlerine kadar birçok kural baştan yazıldı.
Trafik Sigortası Araç Değer Kaybı Başvurusu Otomatik mi Olacak?
Yeni dönemde kazaya karışan sürücülerin hayatını kolaylaştıracak en büyük adım maddi zararlar teminatında atıldı. 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak kurallara göre, kaza sonrası araç hasarı için sigorta şirketine başvuran hak sahipleri, ek bir işlem yapmalarına gerek kalmadan araç değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılacak.
Atanacak bağımsız sigorta eksperleri; aracın markası, modeli, kilometresi, hasar geçmişi ve piyasa değerini inceleyerek net bir değer kaybı tutarı belirleyecek. Sigorta şirketleri ise eksper raporu kendilerine ulaştıktan sonraki ilk iş günü içinde bu tutarı hak sahibine bildirmekle yükümlü olacak. Ayrıca “kalıcı veri saklayıcısı” tanımıyla SMS, e-posta ve e-Devlet gibi dijital kanallar üzerinden bilgilendirme süreci resmiyet kazanacak.
Yeni Yönetmelikte Tedavi, Bakıcı ve Ölüm Tazminatı Şartları Neler?
Yürürlüğe girecek olan trafik sigortası yeni yönetmelik kararları, kazazedelerin tedavi ve bakım süreçlerine de net bir yasal zemin kazandırıyor. Sağlık Giderleri Teminatı kapsamında, kaza anından sürekli sakatlık raporu alınana kadar ortaya çıkan tüm tedavi masrafları, protez bedelleri ve geçici/sürekli bakıcı giderleri sigorta şirketleri veya Güvence Hesabı tarafından karşılanacak.
Sakatlanma teminatında kaza ile hasar arasındaki illiyet bağını aksini ispat etme yükümlülüğü tamamen sigorta şirketine devredildi. Öte yandan, trafik kazası sonucu yaşanan can kayıplarında ödenen Destekten Yoksun Kalma Teminatı (ölüm tazminatı) ise Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine göre doğrudan hayatını kaybeden kişi esas alınarak hesaplanacak.
