Uluslararası Cittaslow Birliği tarafından tescillenen Türkiye’nin en huzurlu rotaları belli oldu; Muğla’nın göz bebeği Akyaka ve Köyceğiz, yerel dokusunu koruyan “yavaş yaşam” modeliyle listedeki yerini sağlamlaştırdı.
Hızlı şehirleşme, gürültü kirliliği ve endüstriyel baskıya karşı bir direnç odağı olan Cittaslow (Sakin Şehir) ağı, Türkiye’nin en dingin duraklarını tescilledi. İtalya’da 1999 yılında başlayan ve dünya çapında standartlaşan şehirleşmeye karşı yerel kimliği korumayı hedefleyen bu harekette, Muğla’nın iki önemli ilçesi öne çıkıyor. Geleneksel mimarinin korunduğu, yerel mutfağın başrolde olduğu ve doğaya saygılı bir yaşamın sürdüğü Akyaka ve Köyceğiz, Türkiye’nin 25 tescilli sakin rotası arasında Muğla’yı temsil ediyor.

Muğla’nın İki Gururu: Akyaka ve Köyceğiz
Muğla’nın sakin rotalarından Akyaka, Azmak Nehri’nin serinliği ve kendine has mimari yapısıyla listede en çok dikkat çeken noktalardan biri olurken; Köyceğiz ise göl kıyısındaki huzurlu atmosferi, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve korunmuş biyolojik çeşitliliği ile “slow living” (yavaş yaşam) felsefesini tam anlamıyla yaşatıyor. Çevre politikalarından altyapıya kadar 70’ten fazla kriteri başarıyla tamamlayan bu ilçelerimiz, sadece turistik birer merkez değil, aynı zamanda yerel kalkınmanın ve huzurlu yaşamın simgesi olarak tescillendi.
Cittaslow Hareketinin Türkiye Listesi
Türkiye genelinde İzmir’den Artvin’e, Şanlıurfa’dan Kastamonu’ya kadar uzanan geniş yelpazede yer alan diğer sakin şehirler ise şu şekilde sıralandı:
-
Seferihisar (İzmir)
-
Akyaka (Muğla)
-
Gökçeada (Çanakkale)
-
Yenipazar (Aydın)
-
Vize (Kırklareli)
-
Perşembe (Ordu)
-
Yalvaç (Isparta)
-
Halfeti (Şanlıurfa)
-
Şavşat (Artvin)
-
Uzundere (Erzurum)
-
Göynük (Bolu)
-
Gerze (Sinop)
-
Eğirdir (Isparta)
-
Mudurnu (Bolu)
-
Köyceğiz (Muğla)
-
Ahlat (Bitlis)
-
Güdül (Ankara)
-
Arapgir (Malatya)
-
Foça (İzmir)
-
Finike (Antalya)
-
Kemaliye (Erzincan)
-
Şarköy (Tekirdağ)
-
İznik (Bursa)
-
Daday (Kastamonu)
-
Safranbolu (Karabük)
Uzmanlar, Muğla’daki bu tescilli alanların korunmasının yerel el sanatlarının geleceğe aktarılması ve bölgedeki ekosistemin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını belirtiyor.
