Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam
Reklam
Ünal Yiğit
Ünal Yiğit

Muğla’nın Doğası “Hasan’ın Böreği” mi?

Merhaba Sevgili Okurlar,

Öncelikle geçmiş Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, Allah tekrarını göstermeyi nasip etsin.

Bu sene Mübarek Ramazan Bayramı ile Türklerin Orta Asya’dan beri kutladığı Nevruz (yenigün) Bayramı çakışmıştır. Türk Dünyasında bayram coşkusu içinde kutlanmış olmasına rağmen terör örgütü sempatizanları örgütü simgeleyen bayraklar ile sözde kutlamışlardır. Geçtiğimiz yıllarda TUSAŞ baskını olarak bilinen çatışmada öldürülen teröristlerin fotoğrafları pankart şeklinde dahi açılmasının yanında bazı büyükşehirlerden kürt şehri diye bahsedilmiş ve sarı-yeşil-kırmızı paçavralar bayrak diye açılmıştır. Bölücü unsurlar gemi azıya almış şekilde davranmaktadırlar.

Susuz dere üzerine köprü kurarak geçenden 5 akçe, geçmeyenden 10 akçe alan Dede Korkut hikayelerinden olan Deli Dumrul’u hemen hemen herkes bilir. “Geçenden 5 akçe, geçmeyenden 10 akçe” diye de Türk Halk Kültürüne deyim olarak da yerleşmiştir. Bazı kaynaklarda geçenden 33 akçe, geçmeyenden döve döve 40 akçe diye de bahsedilmektedir.

Ülke deki vergi ve ceza adaletsizliğinin durumu Deli Dumrul’un kuru dere üzerine kurduğu köprü ile mukayese edilir mi? Bilmiyorum. Ama şubat ayında yürürlüğe giren yeni trafik cezalarının çok ağır ve katı olması vatandaşlarımızı epey zorlayacak gibi görünüyor. Kurallara uymayanlar elbette cezalandırılsın. Her geçen gün daha da fakirleşen vatandaşlarımız bu cezaları nasıl ödeyecek diye de düşünmeden edemiyorum.

Tarihini tam hatırlayamamakla birlikte trafik cezaları genel bütçede diğer gelirler olarak yer alırdı ve devasa bütçelere çok küçük rakamlardı.

Özellikle son yıllarda koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin genel bütçesi sırtını cezalara ve vergiye dayamış duruma geldi. Cezalar ve vergiler olmasa Devletin kasasına para girmeyecek neredeyse. Basında yer alan haberlere göre 2026 yılı bütçesine konan cezaların ilk aylarda toplanması şaşkınlık yaratmıştır.

Cumhuriyetin tüm edinimlerini özelleştirme adı altında satılması neticesinde devletin gelirleri azalmış; itibardan tasarruf olmaz diyerek iktidarda bulunanlar savurganlıkta birbiriyle yarışır hale gelmiştir.

Ülkeyi yönetenler helikopter ve onlarca lüks araç ile iftara giderken, benim bile adını bilmediğim adını bilsem de tadını bilmediğim yiyecekler ile iftar organizasyonları düzenlerken, vatandaş karnını nasıl doyuracağını kara kara düşünmüştür. Kuru ekmek soğan yeriz Reisi yedirmeyiz diyenler de bulabilirlerse kuru ekmek soğan yemeye devam edeceklerdir diye düşünüyorum.

19 Mart 2026 tarih ve 33201 sayılı resmî gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Milli Parklar Kanunu ve Bazı kanunlar ile 375 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanunun Muğla’mızı yakından ilgilendirdiğini düşünüyorum.

Muğla’da, Marmaris ve Saklıkent olmak üzere 2 tane Milli Parkımız, 2-3 tane yaban hayatı geliştirme sahası, 2-3 tane sulak alan, 10 kadar tabiat koruma alanı ve parkımız bulunmaktadır. Bu alanlar ile ilgili her türlü yetki ve sorumluluk Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğündedir.

Çıkan kanun yorumlandığında koruma altında bulunan alanların özelleştirilebileceği ve üzerlerinde özel tesisler kurulabileceği yönündedir.

Tabiri yerindeyse Hasan’ın böreği yağmalanmaya devam ediyor. Dağlarımız da maden ocakları, sahillerimiz derken devletin koruması altındaki alanlarda yapılaşmaya açılarak korunacak bir şey kalmayıncaya kadar yağmalanmaya devam edeceğiz herhâlde.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet, minnet ve dua ile anıyorum.

Kalın sağlıcakla ve adaletle….

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir