Zıtların birliği ilkesi, çoğu zaman ders kitaplarının “soyut” sayfalarında kalır; oysa Türkiye’de gündemi biraz takip eden herkes, bu ilkenin nasıl canlı bir şekilde işlediğini her gün görür. Hayat siyah–beyaz değil; ama “gri” de değil. Çünkü gri, sanki zıtlar yumuşayıp tek bir tonda uzlaşmış gibi bir dinginlik çağrıştırır. Oysa siyaset dediğimiz şey, tam tersine, aynı anda var olan karşıtlıkların birbirini itip çektiği, çatıştıkça yeni şekiller aldığı hareketli bir alan. Bu yüzden çelişkiyi görünce “olmaz böyle şey” diye irkilmek yerine, “burada hangi gerilim çalışıyor?” diye sormak daha öğretici.
Materyalist diyalektikte çelişki bir arıza değildir; değişimin motorudur. Gündelik hayatta da böyledir: İnsan hem güven ister hem özgürlük; hem istikrar arar hem yenilik. Toplumsal düzeyde de benzer bir ikilik vardır: Bir yanda düzeni koruma refleksi, diğer yanda dönüşüm talebi. Türkiye’de siyasetin ritmi de bu gerilimle atıyor. Bir tarafta “devletin bekası”, güvenlik ve süreklilik vurgusu; diğer tarafta haklar, temsil, eşitlik ve demokrasi talepleri. Bu karşıtlıkların varlığı şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan, bunları yok sayarak “her şey tek çizgiden okunur” diye ısrar etmektir. Çünkü gerçek siyaset, benzerlerin birbirini alkışladığı steril bir alan değil; karşıtların karşı karşıya gelerek sınırlarını, ihtiyaçlarını ve kırılma noktalarını görünür kıldığı bir mücadele sahasıdır.
Bugün haber akışında karşımıza çıkan pek çok “çelişkili” görüntü, aslında bu işleyişin bir sonucudur. Bir kesim için “tutarsızlık” görünen şey, başka bir açıdan siyasetin normalidir: Aynı sistem içinde farklı güçler birbirini dengeler, zorlar, bazen de istemeden birbirine alan açar. Bu yüzden tek tek aktörlerin niyetinden bağımsız olarak, ortaya çıkan tabloyu bir süreç olarak okumak gerekir. Zıtların birliği bize tam da bunu önerir: Olayların yüzeyine takılıp “kim kiminle yan yana geldi?” sorusuna kilitlenmek yerine, “hangi koşullar bu karşılaşmayı mümkün kıldı ve bu gerilim nereye akıyor?” sorusunu sormak.
Bu çerçevede MHP ile DEM Parti arasındaki temaslar ya da aynı gündem başlıklarında karşı karşıya gelişler, zıtların birliği ilkesinin Türkiye siyasetindeki en görünür örneklerinden biri olarak okunabilir. İdeolojik duruşları, tarihsel hafızaları ve taban sosyolojileri açısından birbirinin karşıtı gibi görünen bu iki siyasi aktör, aynı siyasal zeminde ister istemez temas ettiğinde bu durum bir “anomali” değil, siyasetin iç geriliminin dışa vurumudur. Devlet, güvenlik, kimlik ve demokrasi gibi başlıklarda keskin ayrışmalar taşıyan bu çizgilerin karşılaşması, siyasetin donmasını değil hareketini üretir; çünkü karşıtlık, uzlaşma kadar belirleyici bir dinamiktir. Zıtların birliği ilkesi burada şunu hatırlatır: Siyaset yalnızca benzerlerin anlaşmasıyla ilerlemez; karşıtların zorunlu karşılaşmaları da toplumsal dönüşümün dilini kurar. Bu tür temaslar tarafların ideolojik olarak “aynılaştığını” değil, sistemin birbirini dışlayan eğilimleri aynı anda taşıdığını gösterir; çelişki bastırıldığında değil, görünür olduğunda okunabilir hâle gelir.
Buradan çıkarılacak ders şu: Çelişkiyi görünce hemen “siyaset döndü” diye kestirip atmak, resmi yarım okumaktır. Çünkü siyaset, bazen tam da en sert karşıtların birbirine değdiği yerde anlam kazanır. Karşıtlıkların temas ettiği noktalar, hem krizin hem de olası dönüşümün habercisi olabilir. Bu temaslar bir yandan gerilimi artırır, öte yandan tartışmanın sınırlarını genişletir; yeni cümlelerin, yeni ittifak ihtimallerinin, hatta yeni kopuşların zeminini hazırlar. Yani tablo hareketlidir: Zıtlar çatışır, yeniden konumlanır, yeniden çatışır.
Sonuçta zıtların birliği, bize siyaset okumayı öğretir: “Bu neden oluyor?” sorusunu sadece aktörlerin niyetine değil, koşulların zorlamasına da bağlayarak sormayı… Çelişkiyi bir utanç ya da şaşkınlık vesilesi değil, bir işaret fişeği olarak görmeyi… Hayatın siyah–beyaz olmadığını kabul etmek yetmez; “gri” rahatlığına da sığınmadan, o hareketli tabloyu oluşturan zıt renklerin nasıl çatışıp nasıl yeni tonlar ürettiğini izlemek gerekir. Değişimin dili, tam da orada yazılır.
Bu haber 101 kez okundu.

YORUMLAR