İlkokulun ilk yılları, hem bedenin hem de beynin en hızlı öğrenme ve uyum dönemidir. Bu yaşta doğru beslenme; boy–kilo artışı, kemik–kas gelişimi, dikkat ve hafıza ile bağışıklık için görünmez bir yakıt gibidir. Çocuğun tabağını göz kararı üçe ayırın: yarısı sebze ve meyve, dörtte biri tam tahıl, dörtte biri kaliteli protein. Bu basit denge, gün içindeki enerji dalgalanmalarını yatıştırır; derste odaklanmayı, sporda performansı ve akşam uykusunun huzurunu artırır.
Kalsiyum ve D vitamini kemik yoğunluğunun teminatıdır; demir ve B vitaminleri dağılan dikkati toplar, öğrenmeyi hızlandırır. Omega-3 yağ asitleri (balık, ceviz, öğütülmüş keten tohumu) zihnin devrelerini yağlar; sinyaller daha net, hatırlama daha keskin olur. Bir de görünmez kahraman var: su. Az içildiğinde baş ağrısı, yorgunluk ve dalgınlık kapıyı çalar. Şekerli içecekler kısa bir “enerji patlaması” verir, ardından düşüş ve huzursuzluk getirir; diş çürükleri ve gereksiz kilo artışı da cabası.
Çocuk, ne yediğini görerek ve deneyerek öğrenir. Pazar tezgâhında renkli sebzeleri birlikte seçmek, tam buğday ekmeğine peynir ya da tavukla basit bir sandviçi beraber hazırlamak, sofrayı kurarken küçük görevler vermek… Yalnızca tabağı değil, alışkanlığı da inşa eder. Öğün saatlerini düzenli tutmak, ekran karşısında atıştırmayı sınırlamak, “ödül” ve “ceza”yı yiyecekten bağımsız düşünmek davranışın omurgasını güçlendirir. Günün ritmi net olmalı: Kahvaltı şart. Bir haşlanmış yumurta, bir dilim tam buğday ekmeği, bir parça peynir, domates–salatalık ve bir bardak sütle başlayan sabah; ara öğünde elma yanına yoğurt ya da küçük bir avuç çiğ badem; öğlen zeytinyağlı sebze, bulgur ve ayran; ikindide yoğurtla yulaf veya küçük bir tam buğdaylı sandviç; akşam avuç içi kadar ızgara balık ya da tavuk, yanında fırın patates ve bol yeşillik… Gün boyu da çantada kişisel su şişesi. Basit, ulaşılabilir, sürdürülebilir.
“Seçici yiyen” meselesinde sihir, sabırdır. Yeni bir besini küçük porsiyonlarla defalarca ve baskısız sunmak; renk, doku ve sunumu değiştirerek merakı canlı tutmak işe yarar. Evde herkesin aynı yemeğin hafif varyasyonlarını yemesi, “iki ayrı menü” düzenini engeller. Çocuk, sofrada gördüğünü taklit eder; büyüklerin tabağı bu yüzden en etkili ders kitabıdır. Elbette her çocuğun ihtiyacı farklıdır. Boy–kilo persentillerini yılda bir iki kez izlemek; ani sıçrama ya da düşüşte çocuk hekimiyle görüşmek doğru olur. Alerji, çölyak, laktoz hassasiyeti, demir eksikliği veya kilo yönetiminde diyetisyenle kişisel plan kısa yoldan doğru çözümdür.
Sosyal devletin payı burada belirleyicidir. Okul çağındaki her çocuğun günde en az bir nitelikli sıcak yemeğe erişimi güvence altına alınmadan “eşit fırsat”tan söz etmek eksik kalır. Yerel üreticiden alım yapan, mevsimlik ve dengeli menülerle işleyen okul beslenme programları yaygınlaştırılmalı; kantinler kâr mantığına bırakılmayıp suyu ve sağlıklı atıştırmalığı ucuzlatan, şekerli içecek ile aşırı işlenmiş gıdaya net sınırlar koyan standartlarla denetlenmelidir. Belediyeler ve ilgili müdürlükler her okulda ücretsiz su çeşmeleri, gölgeli alanlar ve güvenli oyun sahaları kurarak su tüketimini ve hareketi doğal davranışa dönüştürmelidir. Etiket okuryazarlığı müfredata eklenmeli; veliler için atölye ve dijital rehberlerle “evde denge tabak” kültürü desteklenmelidir. Düşük gelirli hanelere taze meyve-sebze ve süt ürünlerinde hedefli destek/kupon modeli uygulanmalı; çocuklara yönelik abartılı gıda reklamları okul saatlerinde ve dijital mecralarda sınırlandırılmalıdır. Şekerli içeceklerde kademeli vergilendirmeden doğan kaynak doğrudan okul beslenme fonuna ve kantin dönüşümüne aktarılmalıdır. Ulusal ölçekte boy–kilo ve mikro besin izlemi düzenli çalıştırılmalı; riskli bölgelerde okul hemşireleri ve diyetisyenlerden oluşan mobil ekiplerle erken müdahale yapılmalıdır. Kamu alımlarında “yerel ve mevsimlik ürün” önceliği menü kalitesini yükseltirken maliyeti dengeler; alerjisi olan çocuklar için alternatif menü zorunludur.
Sonuç basit: 7–8 yaşta beslenme, karın doyurmanın ötesinde büyümenin kalitesini, öğrenmenin hızını ve hastalıklara karşı kalkanı belirler. Tabakta denge, bardakta su, mutfakta birlikte hazırlık ve kamunun akıllı düzenlemesi birleştiğinde; bugün atılan küçük ve istikrarlı adımlar yarının güçlü bedenlerine, berrak zihinlerine ve daha eşit bir topluma dönüşür.
Kaynak
World Health Organization (WHO). School health and nutrition – global standards and guidance (son baskılar).
T.C. Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü. Okul Çağı Çocuklarında Beslenme Rehberi (PDF)
Bu haber 144 kez okundu.

YORUMLAR