Reklam
Reklam

NEDEN İNAT EDERİZ?

Abidin Sönmez
Abidin Sönmez
  • 05.02.2019
  • 361 kez okundu

İnatçı insan başkalarının değil, kendi istediğinin olmasında direnir. Karşısındakinin haklı olduğu apaçık bile olsa bunu görmek istemez. Israr ettiği konuda başkalarının ne düşündüğünü pek dikkate almaz. Sadece ayak diretir. Fikrini değiştirmez. Kimi zaman da kendine ait bir fikri yoktur. Sadece karşıdakini reddeder. İnatla hayır der.
Sergilediğimiz inat çoğu kez “haklı bulunma” arzusunun bir ürünüdür. Bu arzu karşılanıncaya kadar savunduğumuz fikre sıkı sıkıya sarılır, onu bırakmayız. Bir milim bile geri adım atmayız. Çünkü haksız duruma düşmek bizi ürkütür.
İnat ettiğimizde karşımızdaki kişinin doğru düşündüğünü, ileri sürdüğü görüşlerin gerçekleri yansıttığını kabul etmekte zorlanırız. Çünkü bu takdirde çevremizdekilerin gözündeki yerimizin sarsılacağından korkarız. Bilgi düzeyimizin yetersiz olduğunu düşünmelerinden endişe ederiz. Yenilgi, rencide olma, başarısız ve beceriksiz görünme… İnat etmemizin altında çoğu kez bu endişeler yatar. Bunları saygınlık kaygısı olarak tanımlamak mümkün.
Bazı durumlarda da inat etmemizin sebebi savunduğumuz görüşün doğru olduğuna yürekten inanıyor olmamız değildir. Sadece karşımızdakine kızgın olduğumuz için inat ederiz. Ne yapıp edip ona karşı durmak isteriz. Derdimiz söylediğimizin kabul edilmesi değil, karşıdakinin yenilgiye uğradığını görmektir.
İnat etmek masum bir eylem değil. En çok kişinin kendisine zarar verir. Araç kullanırken frene basmak belirli bir güç harcamayı gerektirir. Basılı tutmak ise daha fazlasını. İnatçılık frene basmak ve basılı tutmak gibidir. Bir süre sonra yoruluruz, yıpranırız.
İnsan, iletişim kurarak yaşayan bir canlı. Tek başına, hiç konuşmadan, hiç haberleşmeden yaşamak oldukça zor. Çevremizdeki diğer insanlarla iletişim kurmadan sağlığımızı koruyamayız. Bir süre sonra hem akıl sağlığımız hem de beden sağlığımız tehlikeye girer.
İletişim eksikliğinin yol açtığı bu sonuçlar sadece iletişimin tümüyle kesilmesi nedeniyle ortaya çıkmaz. Azalması da aynı etkileri doğurur. Çevremizdeki insanlarla daha az konuşmamız, daha seyrek bir araya gelmemiz, daha az paylaşmamız… Bunlar aramızdaki iletişimin belli bir ölçüde tıkandığını gösterir. Bu da bizim haberleşme, paylaşma ihtiyacımızın yeterince karşılanmaması demektir. İnatçılık iletişim tıkanması yaratır. Çevremizdekilerin bizden uzaklaşmasına yol açar.
İnatçılık zor iş. Hem inatçı kimsenin kendisi için, hem de çevresindeki insanlar için. Ayrıca inatçı biri olarak bilinmek de ayrı bir yük. Çünkü bu, insanların kabul etmediği, onaylamadığı ve beğenmediği bir özellik. Bu yüzden inatçı olarak anılmak insanın kendini kötü hissedeceği bir durum.
Çevremizdeki insanlar inatçı olduğumuzu söylüyorsa durup düşünmek ve değişmeye çalışmak en doğrusu. İnatçılık yapmamayı hedeflemek işe yaramayabilir. Başka bir davranış alışkanlığı kazanmaya çalışmalı. Kişilik yapımız inatçı olmamızı kolaylaştırıyor olabilir. Ancak inatçılık çoğu kez sadece bir alışkanlık. İstenirse yerine başka bir alışkanlık konabilir.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ