Reklam
Reklam

DİNLE DEDİM, SUS DEMEDİM

Abidin Sönmez
Abidin Sönmez
  • 06.11.2018
  • 94 kez okundu

Dinlemek susmak değil; susmak da dinlemek değil. Susmamız her zaman, dinlediğimiz anlamına gelmez.
Biriyle konuşurken sessiz kalırsak karşı taraf onu dinlediğimizi düşünebilir. Böyle bir olasılık elbette var. Ama aksi de mümkün. Kim bilir şu anda aklından neler geçiriyor diyerek gücenebilir. Ya da sessizliğimizi bir tepki olarak algılayabilir. Onu dinlemediğimizi düşünen birinin aklına aşağıdaki örnekler gibi bir düşünce kolaylıkla gelebilir: Çok rahatsız oldu ama susuyor çünkü yanlış bir şey söylemekten korkuyor; susuyor çünkü hatasını anladı; sustuğuna göre söylediklerim ona anlamlı geldi; kabul etti etmesine ama gururunu yenip bunu açıkça belirtemiyor…
Elbette her sessizlik aynı değil. Sessiz kalmadan sessiz kalmaya fark var. Sus pus olursunuz, hiç konuşmazsınız ama öyle bir tavır sergilersiniz ki karşı taraf sizin dikkatle dinlediğinizi düşünür. Ancak o tavrı sergilemek her zaman kolay değil. Çünkü ilgiyle dinlemek her zaman mümkün olmuyor. Bu yüzden sessiz sedasız dinlemek yerine başka bir dinleme tarzı üzerinde düşünmek yararlı olacaktır.
“Kısaca tekrarlamak” dikkate alacağımız bir tarz olabilir. Karşı tarafın söylediklerinden ne anladıysak bunu kısaca tekrar etmek. Ama kısaca. Bir kaç kelimelik tek bir cümle. Aksi takdirde sözünün kesildiğini düşünebilir. Anlattıklarının akışı bozulabilir: Söylediklerinden … anlıyorum; öyle anlaşılıyor ki senin için önemli olan …; yani demek istiyorsun ki …; dediklerinden … sonucu çıkıyor, doğru mu?…
Verilen örneklere benzer şekilde karşı tarafa kısa bir cümle ile anladıklarımızı özetlediğimiz zaman onu dinlediğimizden emin olur. Eğer yanlış anladığımızı fark ederse düzeltir. Bu şekilde konuşma kesintiye uğramadan, belirli bir akış içerisinde gerektiği kadar devam eder. Bunlar bu yöntemin en başta gelen yararları.
Başka önemli bir yarar da bu dinleme tarzının konuşmacı üzerindeki etkisi. Söylediklerinin karşı tarafa ulaştığını fark eden kimse bundan mutlu olur ve konuşmaya daha fazla istekli hale gelir. Yapılan görüşme daha verimli geçer. Kısaca tekrarladığımızda konuşan kişi ana konuya odaklı kalır. Yaptığımız tekrar onu kendi düşüncelerinin daha net olarak farkına varmasını sağlar. Yan konulara, daha az önemli ayrıntılara sapmaz.
İletişimde sadece suskun kalmak bazen işe yarayabilir. Dinlemenin gerekmediği durumlarda susmakla yetinebiliriz. Ama biriyle konuşurken onu dinlediğimizi belli etmemiz, daha doğrusu onun bundan emin olması şart. Aksi takdirde konuşmanın verimli olmama riski var.
Bizim kültürümüz az konuşup çok dinlemeyi öğütler. Atasözlerimiz bu yönde: İki dinle bir söyle. Söz gümüş ise sükut altındır. Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim. Dilin cirmi küçük, cürmü büyük. Dil sükût ederse, baş selâmet bulur. Dilim, dilim, bana giydirir kilim…
Yukarıdaki atasözlerinin hiç birinde “dinlerken çıt çıkarma” demiyor. Uygun aralıklarla karşı tarafın sözlerini kısaca tekrarlamak atasözleriyle çelişmez. Atasözünün “iki dinle” kısmına girer.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ