ZULME YAKILAN İSYAN ATEŞİ

Çeşitli nedenler attı dağlara

Hayal oldu inemedik bağlara

Haber saldık bizden olan sağlara

Gayri düşünmeyin unutun diye

Ömer Kâmil Yılmaz

Çocukluğumda Eşref’ten bahsedelerdi dağa çıkıp eşkıya olmuş diye ve Muğla türküsü olmasa bile Eşref için onu işaret ederek “Aman Eşref, canım Eşref, uykudan uyardın beni, kana boyadın beni” türküsü söylenirdi halk arasında. Küçükken bizim ilimizin sandık hep bu türküyü. Meğer Urfa türküsü imiş. Fakat buna rağmen bu türküyü, Muğla halkı kendi ilimizinmiş gibi söylerdi son Muğla eşkıyası Eşref için.

Adaletin sağlanmadığı, sağlanamadığı durumlarda adaleti tesis etmek amaçlı ortaya çıkan efelik eğer süreçte kişi için işler ters giderse eşkıyalığa dönüşmüştür. Mehmet Mazlum Çelik bir yazısında, zulme yakılan bir isyan ateşi miydi eşkıyalık diye sorgular ve sorgulatır. Efeler ve eşkıyalar, adaletin işlemediği, tıkandığı yerde adalet arayışı ve bir nevi adalet tesisini kurmak amaçlı ortaya çıkmışlardır.

Ömer Kâmil Yılmaz Hocamız Menteşe (Muğla) Yöresine Türk (Yörük) Yerleşimi- Coğrafi Ad Değişimleri Suhte Olayları-Ayanlar Çatışması ve Eşkıyalık Hareketleri (Belge-Bilgi-Yorum) adlı kitabında bu konuda şöyle der: “Osmanlı’da taşraya atanan vali ve diğer yöneticiler, sonradan yönetimi para verip satın alan sancak beyleri, ayan ve mütesellimler, kendi insanına çok acımasız davrandılar adeta onları yok saydılar. Anadolu’yu sadece eşkıyaların yol kestiği, hastalıkların can aldığı ıssız yerler olarak hatırlatan beldeler, köyler, kasabalar olarak idare ettiler. İnsanına bu gözle bakan yönetici ve bunlara benzer aydınlar, çıkan isyanların nedenlerine kafa yormak gereği duymadı. Sadece baskıyla işleri sindirme yoluna gittiler. Bu yaklaşım bir siyaset olamazdı, nitekim de olmamıştır, bu yaklaşım aymazlık ve yolsuzluk üretmiştir. Suhte kalkışmaları, isyanlar ve eşkıyalık, devleti uzun zaman meşgul etmiş ve yıpratmış, en üst kademeden en küçük memura kadar bütün çalışanların kusurlarını gözler önüne sermiştir.” Ömer Kâmil Hocamız tarihi belgelere bakıldığında ülkenin birçok yerinde devletin düzenini koruyacak, vergisini toplayıp asayişini sağlayacak, adaleti yerine getirecek kişilerin yolsuzluk batağının içerisinde olduğunu söyler, bu olayların izi sürüldüğünde Osmanlı Devleti’nin neden yıkıldığının özünü yakalamanın mümkün olduğunu belirtir.

Tarihte silahlanıp dağlarda gezen, vatandaşın malını ve eşyasını çalan, yakalanma durumunda jandarma kuvvetlerine ateş açan eşkıyalar olduğu gibi aslında eşkıya olmak istemeyip birtakım aksilikler, kazalar sonucu eşkıyaya dönüşmüş kimseler de vardır.  Kader mazlumu olarak eşkıyaya dönüşenler yol keserek zenginden alıp fakire vermiş haksızlıklara karşı durmuş fakat yaptıkları ile ve acımasız ceza kesme usulleri ile korku da salmışlardır.

Ömer Kâmil Hoca efe ile eşkıya ayrımını şöyle yapmıştır:” Batı Anadolu’da adam vurup dağa çıkan halktan yana tavır alanlara efe; çalıp çırpan, zalim davrananlara eşkıya denmiştir” Bunlardan bazılarının yaptıkları ile halkın gönlünde taht kurduğunu bazılarının ise lanetle anıldığını yazan Ömer Kâmil Yılmaz, Menteşe (Muğla) Yöresine Türk (Yörük) Yerleşimi- Coğrafi Ad Değişimleri Suhte Olayları-Ayanlar Çatışması ve Eşkıyalık Hareketleri (Belge-Bilgi-Yorum) adlı kitabında bu konuyu ayrıntılı olarak işlemiştir. Son Muğla eşkıyası olarak bilinen Eşref’in hayatını anlattığı bölüme kendi şiiri ile başlayan Hocamız, aşağıdaki şiiri ile Eşref Atan’ı özlü bir şekilde anlatmaktadır.

Acıyla savrulup geçen bir ömrün

Kurduğu tuzağa düştün be Eşref

Güzel bir hayatı durmadın, örsün

Elinle yuvanı yıktın be Eşref

Adın çıkıp Menteşe’ye yayıldı,

Düşmanların adın duyup bayıldı,

Kim suç işlediyse sana sayıldı

Adın canavara çıktı be Eşref

Sinop mahpusunda yattın bir zaman

Küstün kaderine dedin el aman

Fark edip dedin ki el imiş yaman

Sonunda doğruyu seçtin be Eşref

Ömer Kâmil Hocamızın kitabında; Menteşe sahillerindeki Rum çetelerinin faaliyetleri ve eşkıyalık olayları, Bulgar eşkıya Köyceğizli İspiro, Adalı eşkıya Kalimnoslu Yorgo bölümler halinde ayrı ayrı anlatılır. Devamında, I. Dünya ve Kurtuluş Savaşı dönemlerinde yöremizde yaşanmış eşkıyalık faaliyetleri, yörede adı geçen çete-eşkıya ve kabadayılar, Keçeli Çetesi, Ulalı Dayı Gümüş Eşkıyası, Bozdoğanlı Sarı Zeybek ve faaliyetleri işlenir. Son dönem eşkıyalarından Ahmedi’den bahsedilir ve yöredeki eşkıyalık faaliyetleri hakkında bazı ek bilgiler verilir. Araştırmaları ışığında, Muğla yöresinde eşkıyanın en fazla olduğu yerlerin Göktepe, Milas, Kavaklıdere ve Fethiye olduğunu tespit eden Ömer Kâmil Yılmaz Hocamız, Bodrum ve Gökova tarafına deniz yolu ile hayvan çalmaya gelen Rum eşkıyalarının da varlığından söz eder. Tarihi seyir içinde Menteşe yöresinde yaşanmış eşkıyalık faaliyetlerinden bahseden kitapta Bodrum yöresinde Gökbel Köyü’nde Eşkıya Kallim’in faaliyetlerine ve tüccarların soyulmalarına da değinilir. Ömer Kâmil Hocanın tespitlerine göre, yöremizde sahile yakın adalarda yaşayan eşkıya Rumlar da silah ve tütün kaçakçılığı yapmış, devletin güvenlik güçlerini çok uğraştırmışlardır.

Türk tarihinin çok eski dönemlerinden beri süregelen eşkıyalık faaliyetlerinin sebeplerini ekonomik çıkmazlar, haksızlıklar, baskıların fertleri veya kitleleri harekete geçirmesi olarak sıralayan Ömer Kâmil Hoca, “Anadolu coğrafyası tarihi yoran çok büyük meydan muharebelerine, kanlı kalkışmalara, acılı sürgünlere ve yuvalar yıkan eşkıyalık hareketlerine sahne olmuştur. Bunlar içerisinde tarihin değinip geçtiği eşkıyalık hareketleri uzun süreli olmuş, imparatorluğun her yerinde ortaya çıkmıştır. Bu yörelerden biri olan Muğla yöresinde de eşkıyalık hareketleri yoğun yaşanmıştır” der. Bu yöredeki eşkıyalık faaliyetlerinin daha çok kişisel olaylara dayalı davalar olmakla birlikte bazen de padişahın kendilerine verdiği yetkiyi kötüye kullanan devlet görevlilerine ve bu tür yöneticilere sırtını dayamış yöre ağa ve beylerine karşı davalar olduğunu da belirten Ömer Kâmil Hoca, eşkıyaların bütün bunlarla mücadele etmek zorunda kaldıklarını kaydetmiştir.

Menteşe Belediyesi kültür yayını olarak çıkan Menteşe (Muğla) Yöresine Türk (Yörük) Yerleşimi- Coğrafi Ad Değişimleri Suhte Olayları-Ayanlar Çatışması ve Eşkıyalık Hareketleri (Belge-Bilgi-Yorum) kitabında her milletin kaderinde yerleştiği coğrafyanın önemli olduğunu vurgulayan Ömer Kâmil Hocamız, tarihe dikkat çekerek Anadolu toprakları üzerinde yaşamış bütün halkların direngen ruhu olduğuna da işaret eder. Bu ilin kaderini de etkileyen bu tarz olaylar, bu ruhu doğurmuştur desek yeridir. Bu ruh, efelik ve zaman zaman da eşkıyalık faaliyetleri olarak tezahür etmiştir. Zulme yakılan bir isyan ateşi olarak değerlendirdiğimiz eşkıyalık, ülkemiz ve ilimiz tarihinin bir gerçeğidir. Bu gerçekler çerçevesinde illerin tarihinin, kaderinin, olaylarının doğru irdelenebilmesi temennisiyle Ömer Kâmil Yılmaz Hocamızın konu ile ilgili akıcı şiirlerinden bir dörtlük ile sözlerimizi noktalayalım.

Kar yağardı pus olurdu üstünüz

Neden bugün sakinsiniz ey dağlar?

Efeler yitti diye mi küstünüz?

Anlat olanları bize ey dağlar!

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün
%d blogcu bunu beğendi: