Z KUŞAĞI

Cumhurbaşkanı’nın katıldığı bir Youtube programında 400.000’den fazla dislike almasıyla Z kuşağı tartışmaları ülkemizde tekrar alevlendi. Ben de bu hafta Z kuşağını yazmak istedim.

Öncelikle tarihsel zaman aralıklarıyla kuşaklara bir bakalım istiyorum.

1965 – 1980 yılları arasında doğanları “X Kuşağı” olarak adlandırıyorlar. Bu kuşak günümüzde yeniliklere adapte olmaya çalışan ve ekonomik olarak zor dönemlerden geçmiş bir kuşaktır.

1980 – 1995 yılları arasında doğanları “Y Kuşağı” olarak adlandırırken bu kuşağı geçiş döneminin kuşağı olarak görürler. Bu kuşak 1980’lerde başlayan “Büyük Teknoloji Devrimi” olarak adlandırılan dönemin başlangıcını görmüş ve bu dönemin getirdiği değişimleri kucaklayan hayat görüşüne sahip bir kuşaktır.

1995 – 2010 yılları arasında doğanlara ise “Z Kuşağı” adı veriliyor. Bu kuşak ise diğer kuşaklara göre bilgiye erişmede daha şanslı, dikkat süreleri daha kısa, daha hızlı, atılgan, daha yapıcı, teknoloji ile iç içe ve kendilerini sosyal medyada daha rahat ifade eden bir kuşak.

Bir genelleme yapamayız tabi ki ama yaklaşık 20 milyon olan genç nüfusumuz ile Avrupa’da birinciyiz. Dünyada olduğu gibi bu kuşağın etkileri ülkemizde de yoğun bir şekilde var. Ülkemizdeki gençlerden bahsedersek; yaşam tarzlarına, özgürlüklerine müdahale edilmesini istemiyorlar. Görüşlerine saygı duyulmasını istiyorlar. Belirsizlikleri sevmiyorlar. Diğer kuşaklara göre daha çok okuyorlar. Eşitlikçiler. Çevreciler. Gelenekçi değiller. Ülke meselelerinden ziyade şahsi meselelere önem veriyorlar. Bireysel oldukları kadar toplumsal olaylara duyarlılar. %65’i akıllı telefon kullanıyor ve sosyal medyayı etkin bir biçimde kullanıyorlar. Moda olanı çabuk benimsiyor ve popülist söylemlerden çabuk etkileniyorlar.

Dünyada her ne kadar Z Kuşağı apolitik olarak görülse de ülkemizde bu durum daha farklı diye düşünüyorum. Ülkemizde Türkçülük, Milliyetçilik, Atatürkçülük Z Kuşağı içerisinde yükselen değer olarak görülüyor, bu konular hakkında daha çok araştırıyor ve okuyorlar.

2019 Yerel Seçimlerinde 1.2 milyon yeni seçmen oy kullandı. Eğer seçimler zamanında yapılırsa 2023 yılındaki seçimlerde 7 milyon yeni seçmen aramıza katılacak ve Z kuşağı olarak adlandırdığımız kuşak seçmen sayısının %12’sine tekabül edecek. 2015 yılında yapılan bir araştırmada 18 – 24 yaş aralığındaki seçmenin yaklaşık %60’ı sandığa gitmemiş. 2019 yılında tekrarlanan İstanbul seçiminde bu yaş aralığındaki seçmenin %70’i oy kullanmış. Bu demek oluyor ki bu kuşak sandığa gitmemeyi de politik bir tavır olarak görüyor.

Z Kuşağında herhangi bir partiye bağlılık yok, partiler arası oy geçişkenliği fazla. Sosyal medyada çok aktifler, sosyal medyada örgütleniyorlar, talep ve isteklerini gene buradan bildiriyorlar. Siyasete bu şekilde müdahale etmeyi meşru görüyorlar.

Siyasi partiler, Z kuşağından oy alabilmek için şimdiye dek rap şarkılar yapıp, animasyonlar hazırlamaktan öteye gidemediler.  2023 yılındaki seçimde bu kuşaktan oy alabilmek için yeni argümanlar geliştirmeli, gençlere parti kadrolarında daha fazla yer vermeli ve gençlere yönelik vaatlerini güncellemeleri gerekiyor benden söylemesi :  ))

Bu Habere Yorum Yapın