YİTİP GİDEN BİR DEĞER- ANTALYA MEZAR TAŞLARI

“Bitiş gördüğün baştır, mezar beşiğe aştır, Ölü diriye eştir, düşün biraz derince.” (Gel Buyruğu /H. N. Atsız)

Yılardır Osmanlı dönemi öncesi Antalya mezar taşlarını fotoğraflıyorum. Tarihi mezar taşlarının fark edilmesi, kıymetinin bilinmesi ve hak ettiği şekilde korunup, gelecek kuşaklara aktarılması için bir vatandaş olarak her türlü gayreti göstermeye çabalıyorum ve bu çalışmaların sonunda kısmen de olsa netice alıyorum.

Yakın zamanlara kadar şu veya bu sebepten tarihi mezar taşları ile geniş halk tabakalarının pek irtibatı ve ilgisi yoktu. Akademisyenlerin çalışmaları ve eserleri halk tabanına, geniş kitlelere ulaşamıyordu. Bilindiği üzere halk, bilgisinin olmadığı konuda ilgisiz kalıyordu. Gerçek şu ki, halkın bizzat sahiplenmediği ve önemsemediği konuda mesafe kat edilemiyor. Geldiğimiz noktada mezar taşları hakkında bilinçlenen halkın onu koruduğunu ve sahip çıktığını görüyorum. Bu sebeple akademinin dışında yapılan çalışmaları yok saymak, küçük görmek kabul edilebilir şeyler değildir. Bunlar birbirini tamamlamalıdır diye düşünüyorum. Bu anlayış ve bakış açısı sadece mezar taşları için değil, topyekûn tarihi değerlerimiz, kültür mirasımız için geçerlidir. Bu yolda yapılan her çalışma, atılan her adım önemlidir ve gerekli ilgi ve desteği görmelidir diye düşünüyorum.

Bana göre mezar taşları; dönemin üslup özelliklerinin taşa işlenmesiyle, bunların üzerinde yer alan her bir motife yüklenen derin manasıyla, karakteristik ve yerel özellikleriyle oluşan çeşitli formlarıyla Türk Sanatında önemli bir yere sahiptir. Ayrıca mezar taşları, maddi kültür varlıklarımız içerisinde son derece önemli bir grubu meydana getirmekte ve şehir tarihine birinci derecede kaynaklık eden belgelerdendir. Aynı zamanda bu topraklardaki Milli varlığımızı tescilleyen birer ‘tapu belgesi’ olan mezar taşları ile ilgili yapılan birçok çalışma, belki de arşiv belgelerinin dahi sağlayamayacağı faydalar sunmakta, araştırmacılara farklı ufuklar açmaktadır. Ancak hem tarih, hem de sanat tarihi alanı için önemli veriler ortaya koyan bu eserlerin değeri ne yazık ki çok geç anlaşılmış ve gerektiği gibi korunamamıştır. Bu nedenle de bir kısmı yok olup gitmiştir.

Çok değerli üstad, kültür tarihçisi, Fazıl İsmail Ayanoğlu şöyle der mezar taşları için: “Mevcut yüksek sanat abidelerimiz ‘faraza’ ortada olmasaydı bile, mezarlıklarımızda bulunan nihayetsiz eserler, bu milleti medeniyet göklerine çıkarmağa kâfi gelirdi.”[1]


[1] (Ayvazoğlu, www.karar.com. Erişim Tarihi: 06.11.2018.)

Bu Habere Yorum Yapın