Yaygın davranışsal asimetri: Mış gibi yapmak

Mış gibi yapmak; bireyin olmayan bir şeyi, olmuş gibi göstermesi veya kabul etmediği bir şeyi kabul ediyormuş gibi davranmasıdır. Ya da mış gibi yapmak, insanoğlunun risk üstlenme yerine kolaya kaçması veya gerçek duygu ya da niyetlerini saklamasıdır. Bu kabul veya davranışın temelinde karasızlık, zayıflık ya da kolaycılık vardır. Söz konusu bu zaaflar insanoğlunu; konjonktüre takılmaya, direnmemeye, teslim olmaya ve başkalarına tabi olmaya sevk eder. Bu davranış biçimleri; bireyin kendisi olmasını engeller ve onun özgürleşme veya özgünleşme şansını ortadan kaldırır. Tabir yerinde ise onu, adeta başkalarının gölgesi, takipçisi ya da piyonu yapar.

Aslında mış gibi yapmak, bireyi kimliksizleştiren veya kişiliksizleştiren psikolojik kökenli bir davranıştır. Bu davranış biçimi, aynı zamanda insanın pasifize olmasına ve duygusal anlamda tükenmesine de yol açar. Yani onu irade kullanamayan bir varlık haline dönüştürür. Edilgen bir konuma taşınan birey, hayatını ve ilişkiler sistemini başkalarının istek ve yönlendirmeleri doğrultusunda düzenleme ihtiyacı hisseder. Öte yandan kendisine ait olmayan hayatın kendisine ait olduğunu zanneden birey, taklit ve takıye ile bu yetmezliğini örtme gayreti içine girer. Ve böylece birey, hem meşrulaştığına inanır ve hem de toplumsal kabul gördüğünü zanneder.

Ancak mış gibi yapmak, bireye her zaman beklenen pirimi sağlamayabilir. Çünkü insanlar bazen işledikleri günahları unutup, günah işlemeyenlerin içinde bulunduğu durumu sorgulama iş güzarlığına soyunabilirler. Yani ben yaparım ama sen yapamazsın ya da yapmamalısın ukalalığından bahsediyorum. Bu ukalalık, mış gibi yapanların içsel anlamda ve kısmen rahatlamalarına katkı sağlayabilir ama meşrulaşmalarına değil.

Meşruiyet; adam gibi adam olunarak, özgürleşerek ve özgünleşerek sağlanabilen bir itibar seviyesidir. Mış gibi yapma yerine, özgün olan iş, eylem ve davranışları gerçekleştirenler, yanlış yapmazlar ve bilerek yalana tenezzül etmezler. Bilakis hayatı yaşama konusunda seviyeli ve onurlu bir duruş sergilerler. Hayatta risk üstlenerek, doğruyu arayarak ve özgün kararların peşinden koşturarak toplumsal kaliteye katkı verirler özgün insanlar.

Mış gibi yapma yerine, kendimiz olmamıza katkı sağlayan özgün davranışlar sergilememiz, bizi rol model haline getirebilir diye düşünüyorum. Toplumsal yetmezlikleri ortadan kaldırmanın yolu, yasaklamak yerine örnek olmaktan geçer. Örnek olmak, etik ve ahlaki standartlara uygun davranışlar sergilemekle gerçekleşir. Davranışlarımızı standartlara bağlamak; hem rol yapmamızı engeller ve hem de kendimiz olmamıza katkı sağlar. Böylece toplumsal güven kat sayımız da artmış olur. Bu gelişmeler bizi, toplumsal anlamda mış gibi yapma hastalığından da kurtarmış olur.

Bu Habere Yorum Yapın