Vahşi sulamadan vazgeçmeliyiz

Son dönemlerde gerek ülkemizin gerekse dünyanın karşı karşıya kaldığı en büyük küresel sorunlardan birisi kuraklık, su kaynaklarının kirlenmesi ve giderek tükenmesi. Su kaynaklarının kirlenmesinin ve tükenmesinde bir çok etken var. Sanayi atıkları, ormanların yok olması ve bilinçsiz sulama bunlardan en önemlileri. Eğer dünya devletleri ve ülkemiz daha fazla geç olmadan önlem almaz ve yeni düzenlemeler getirmezse çölleşme ve susuz bir dünya bizi bekliyor.

Bir tarım ülkesi olan ülkemizde de ne yazık ki hala vahşi sulama sisteminden tam olarak kurtulabilmiş değiliz. Son yıllarda önemli sulama teknikleri tarımda hayata geçirildi ama yeterli değil.

Geçtiğimiz gün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin bu konudaki sorunlarını mecliste gündeme getirdi. Gürer, ruhsatsız olduğu için modern sulama kredisi temin edemeyen üreticilerin yaşadığı mağduriyeti,  TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirdi.

Gürer, gündem dışı söz alarak su kaynaklarının azaldığını belirtti. Su kaynaklarının doğru kullanılmamasının, içme ve sulama suyunda israfa neden olduğuna işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkemizde ekili alanların vahşi sulama tabir edilen salma sulama yöntemiyle sulandığına dikkat çekti. 

Gürer’e katılmamak mümkün değil. Vahşi sulama yöntemi sadece su kaybının değil rekoltenin bile düşmesine neden olabiliyor. Ayrıca toprağa da çok büyük zarar veriyor. Büyük küçük ölçek demeden çiftçimiz daha fazla vakit kaybetmeden hem kendi geleceği hem de ülkenin geleceği için  modern sulama yöntemleri olan damlama ve yağmurlama sistemlerine mutlaka yönelmesi gerekiyor.

Bu noktada; çiftçinin bankası diye kurulan Ziraat Bankası’nın modern sulama yöntemine geçecek çiftçiye kredi için tüm kolaylıkları sağlamalı. Köprülere, yollara, kredi (!) sağlayacağına kuruluş nedeni olan çiftçiye geri ödenebilir koşullarda krediler açmalı. Gerek siyasilere gerekse çiftçi örgütlerine bu konuda önemli görevler düşüyor. Zira su yoksa çiftçi yok çiftçi yoksa sofralarında gıda maddesi yok.

***

İleride yaşanabilecek susuzluğun önüne geçilebilmesi için yer altı ve yer üstü kaynaklarımızı korumak olmazsa olmazımız olmalı. Su kaynaklarımızın kullanımında da (gerek günlük yaşamda, gerek sanayi ve tarımda) tasarruf ön planda tutulmalı.

Bu konuda Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından geçtiğimiz yıllarda hazırlanan “Su Ayak İzleri” başlıklı rapor adeta bütün yönetici erklerine bir çağrı ve rehber niteliğindedir.

Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Osman Gürün’ün “ Başlı başına Su Bakanlığı kurulmalıdır” öneri ve çağrısı ise ülkemiz için yaşamsal bir uyarı ve çağrıdır. Gürün’ün bir diğer önemli çağrısı ve önerisi de tıpkı elektrikte olduğu gibi iller arası “su kaynaklarının birbirine bağlanması”dır.

Ülkemizin geleceğini etkileyecek su kaynaklarımızın korunması doğru kullanımı ile ilgili Muğla’dan yapılan bu çağrıya daha fazla duymamazlık yapılmamalıdır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.