ÜMİT EDERİZ DAHA BİR GERÇEKLEŞTİRİLİR

Yıllar var ki birçok bilim insanı, yazar-çizer ve de yerel bazda yöneticiler, önemli bir ayrıntının altını çizdiler.

Üstelik defalarca.

Dediler ki Türkiye, toprak yapısı ve iklim koşulları itibariyle tarıma elverişli öncelikli ülkeler arasında yer almaktadır.

Şayet her geçen gün artan dünya nüfusunu dikkate alarak, kendi halkı yanında ülkelerin ihtiyaçlarının karşılanması bağlamında gereğini eksiksiz yerine getirirse, geleceğin ülkeleri arasında yer alacağında en küçük kuşku olmaz.

Böylelikle çok daha farklı bir konumun sahibi olurdu.

Bu nedenle yapılması gereken, mevcut koşulların en iyi şekilde değerlendirilmesidir.

O takdirde, hedef olarak gördüğü ileri ülkeler düzeyinde yer alma ilkesi gerçekleşmiş olur.

                                                                 ***

Kabul edelim ki, ülkemizin dünya ülkeleri nezdinde daha farklı ve de istenen düzeyde konuma sahip olması için herkese, ilişkin olarak her ilimize önemli görevler düşmektedir.

Zira, top yekûn hareket edildiği sürece hedefe varılırdı.

Bu nedenle günümüz koşulları içerisinde, bu doğrultuda daha bir gelişme gösteren birçok ilimiz olduğu gözardı edilemez.

Bunlar bir yerde, ülkemizin çağdaş bir yapıya kavuşmasında gelişen ekonominin itici güç olacağı gerçeğinden hareket eden yerleşim birimleriydi.

Dolayısıyla baktığımızda, ülkemiz genelinde konuşlanan bazı illerin ön plana çıktığını görüyoruz.

Kuşkusuz bunların başında, sadece ülkemiz değil dünya genelinde metropol bir kent olarak yerini alan İstanbul geliyor.

Bunda tereddüt yoktu.

Zira İstanbul konumu ve nüfus yoğunluğu yanında, sahip olduğu sosyo-ekonomik kaynaklar itibariyle de ayrıcalıklı bir kenti.

Ardından konum itibariyle başkent Ankara, tarım ve sanayi bağlamında önemli hamleler yapan İzmir yerini alıyor.

Kabul edelim ki birçok yönden ön plana çıkan iller sadece bunlar değildi.

Her geçen gün birçok yönden ivme kazana daha da illerimiz olduğuna kuşku yoktu.

Bugün Bursa, Kocaeli, Gaziantep, Antalya, Konya, Erzurum olmak üzere daha birçok ilimiz, gelişme hamlesi içerisinde olan yerleşim birimleri olarak geleceğe güvenle bakmaktadırlar.

Doğal olarak bu iller konumuna erişme çabası içerisinde olan diğer kentlerimiz.

                                                                 ***

Tüm bu iller arasında birçok yönüyle ayrıcalık gösteren merkezlerden birinin yaşadığımız kent Muğla olduğuna kuşku olmazdı.

Ayrıcalıklı diyorum, öncelikle konumu, tarımın her çeşidi yanında sahip olduğu ormanlar, yeraltı kaynakları ve de son yıllarda önemli artışlar kaydeden turizm faaliyetleri.

Ve daha neler neler.

Dolayısıyla bugün Muğla genelinde yer eden her türden sayfiye merkezleri, sadece bölgesi değil ülke ekonomisine tahminlerin üzerinde katkı sağlayan özellikle yerler olarak kendini göstermektedir.

Sonra, her geçen gün daha bir ivme kazanan turizm etkinlikleri, tarım çalışmalarıyla özdeşleşen konuma gelmiştir.

Bu nedenle her iki çalışma alanı, günümüz şartları içerisinde birbirini tamamlayan sektörler olarak yer etmektedir.

Hem de tereddüde yer bırakmaksızın.

                                                                  ***

Peki tüm bu gelişmeler bağlamında gereği yerine getiriliyor muydu?

Ülkemizin şartları ve tüm imkanları göz önün alınarak, özellikle modern tarım bağlamında olması gereken uygulamalar var mıydı?

Hepsinden öte, üretici kesimi ve de bizatihi devlet, yapılmakta olan tarım çalışmalarını yerine buluyor muydu?

Kısaca, önemli bir tarım ülkesi olarak yer edinen Türkiye, ilişkin olarak bu alanda çalışmalarını sürdüren çok sayıda halkımız, gelişmelerden memnun muydu?

Kaldı ki bunlar afaki yaklaşımlar değildi.

Kuşkusuz cevap arayan sorular bunlarla sınırlı değildi.

Cevap arayan çok sayıda ayrıntılar vardı.

Ülkemizin önemli bir kesimi tarım çalışmaları bağlamında faaliyet gösterdiğine göre asıl olan, çalışmalarının karşılığını almaktı.

Ancak o takdirde gereği yerine getirilmiş olur.
Böylelikle vatandaşımız yanında bizatihi devlette kazançlı çıkardı.

Aksi takdirde, beyhude çalışmalar sergilenirdi ki, bunun kimseye faydası olmayacağı bilinmez değildi.

                                                                              ***

Bu nedenle tekrar belirtmek gerekirse, Türkiye’nin aynı zamanda önemli bir tarım ülkesi olduğu gereği göz ardı edilmemelidir.

Her ne kadar sanayi bağlamında yer edinmesi temel koşullardan olsa da yanı sıra tarım itibariyle de istim üzerinde ülke olmasının sağlayacağı önemli kazançlar yadsınamazdı.

Dolayısıyla tarım-sanayi birlikteliği ülkemiz adına çok önemli bir avantaj olduğu asla görmemezlikten gelinmemelidir.

Bugün 7 milyara yaklaşan dünya nüfusunun en temel ihtiyaçlarının başında gıda ürünleri geldiğine göre Türkiye, bu avantajını en iyi şekilde kullanmak durumundadır.

Hatta kaçınılmazdır.

O takdirde bakıp görülür ki her yönden gelişme gösteren bir ülke olarak, geleceğe daha bir güven ve ümitle bakardı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün
%d blogcu bunu beğendi: