Türk Konseyi

Türk Milliyetçiliği, insani bir milliyetçiliktir. Avrupa miliyetçiliği gibi ırkçı, kafatasçı bir milliyetçilik değildir. Mussolini, Hitler milliyetçiliği ile karıştırmamak gerekir. Türk Milliyetçiliği bir Kültür Milliyetçiliğidir. Bunu en güzel açıklayan söz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün  ” Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözüdür. öyle olmasa Cumhuriyetimizin kurucusu “Ne mutlu Türk olana.” derdi değil mi?

Mustafa Kemal’in hayali gibi her Türk Milliyetçisinin hayalidir “Türk Birliği”. Tabi ki yıllarca korkunç  ya da hayal olarak gelmiştir bir çok kesime bu tabir ama kendi milletinden olan ile işbirliği neden yıllarca korkutmuştur insanları anlamam. Tarih boyunca birbirleriyle savaşan bir çok devlet günümüzde aynı uluslararası örgütlerin kurucuları konumundadır. Kültür bağı olan ve aynı dili konuşan devletlerin birbirleri  ile iş tutması gayet akılcı ve insani bir tutum değil midir? Tabi ki gerçeklikten yoksun bir şekilde “hadi sınırları kaldıralım, bayrağımız bu olsun” havasında bir Türk Birliği’nden bahsetmiyorum. Çağın gerekliliklerine uygun, işbirliği ve ortak akıl ile hareket eden, AB modelinde bir Türk Birliği’nden bahsediyorum.

Türk Devletleri herkesin bildiği üzere Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını ilan ettiler. Her ne kadar bağımsızlıklarını ilan etseler de Sovyetlerin etkisi ile bir süre daha emekleme aşamasından çıkamadılar. Kendi bağımsızlıklarını korumak isteyen ve aynı zamanda kendi aralarında dil ve kültür bağı olan aynı millete mensup devletlerin kendi aralarında bir işbirliği yapmaya ihtiyaçları vardı.

Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlığını kazanması ile birlikte Türkiye’nin öncülüğü ile Türk Devletlerinin Başkanlarının da katıldığı zirveler yapılmaya başlandı. Bu zirveleri resmiyete kavuşturan anlaşma ise 3 Ekim 2009 Nahçıvan Anlaşması olarak tarihe geçti. Kurucu üyeler Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgistan’dan oluşmaktadır. Türk Keneşi ya da Türk Konseyi olarak bilinen yapıya Türkmenistan  tarafsızlık statüsünde ve hala bunu bozmak istememekte, Macaristan 6. Türk Konseyi zirvesinde gözlemci statüsü kazanmış, Özbekistan ise 7. Türk Konseyi Zirvesinde resmi olarak Konseye katılmıştır.

Türk Konseyi, Nahçıvan Anlaşmasına göre;

Üye devletler BM anlaşmasının amaç ve ilkelerine bağlılıklarını teyit ederek, Türk Dili Konuşan Devletler arasında kapsamlı işbirliğini derinleştirerek bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkıda bulunmak olarak tanımlamışlardır.Üye ülkeler ayrıca demokrasi, insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü ve iyi yönetişim gibi temel ilkelere bağlılıklarını ifade etmişlerdir.

Örgütün Nahçıvan Anlaşması’nın 2. maddesinde ortaya konulan  temel amaç ve görevleri ise,

– Taraflar arasında karşılıklı güvenin güçlendirilmesi

– Bölge ve bölge dışında barışın korunması

– Dış politika konusunda ortak tutumlar benimsenmesi

– Uluslararası terörizm, ayrılıkçılık, aşırıcılık ve sınır ötesi suçlarla mücadele için eylemlerin koordine edilmesi

– Ortak amaçlarla ilgili her alanda bölgesel ve ikili işbirliğinin genişletilmesi

– Ticaret ve yatırım için uygun koşulların yaratılması

– Kapsamlı ve dengeli bir ekonomik büyüme

– Sosyal ve kültürel gelişimin amaçlanması

– Hukukun üstünlüğünün sağlanması

– İyi yönetim ve insan haklarının korunması konusunda tartışılması

– Bilim, teknoloji, eğitim ve kültür alanlarında etkileşimin genişletilmesi

şeklinde sıralanmıştır.

Türk Konseyi; Devlet Başkanları Konseyi, Dış işleri Bakanlar Konseyi, Aksakallar Konseyi, Kıdemli Memurlar Komitesi ve Sekreterya olmak üzere  5 organdan oluşmaktadır.

Türk Konseyi faaliyetlerini daha geniş kapsamlı alanlara yaysa ve daha radikal kararlar alsa mesela ortak bir eğitim programı, Üye ülkeler arasında dolaşım serbestesi, ortak askeri oluşumlar gibi.

Yazımı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüyle bitirmek istiyorum

“Türk Birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk Birliği’ne inanıyorum. Onu görüyorum. Yarının tarihi yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne áleme yeni ufuklar açacak. Güneş ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek. Hayatta yegane varlığım ve servetim Türk olarak doğmamdır’’

Bu Habere Yorum Yapın