Tarım ve tohum insanlığın geleceği demek

Uzmanlar önümüzdeki 40 yılda üretilmesi gereken gıdanın, insanlık tarihinde geriye doğru 6 bin yılda üretilenden daha fazla olacağını açıkladılar.

Bu da başta ülkemiz olmak üzere bütün dünya ülkeleri açısından gıda ve de özellikle sağlıklı gıdaya ulaşmanın ne kadar yaşamsal bir değere sahip olacağını gözler önüne seriyor.

Gıdayı nasıl üretiyoruz ? Tohumla.

Peki ülkemiz açısından değerlendirdiğimiz de tarımda istenilen yerde miyiz? Elbette hayır. Daha bundan birkaç yıl öncesine kadar dünyada kendi kendine yetebilen 7 tarım ülkesinden biri iken maalesef bugün bırakan gıda ürünlerini süt ve süt ürünlerini elde ettiğimiz hayvanlarımızın temel gıda maddelerinden birisi olan samanı bile ithal eder hale geldik. Buğdayından karpuzuna kadar aklımıza gelen bütün tarım ürünlerini kendimiz üretir haldeyken şimdi buğdayı bilmem nerden, karpuzu bilmem nerden, mercimeği okyanus aşırı bir ülkeden, nohudu bir başka okyanus aşırı ülkeden ithal eder hale geldik.

Peki ülkemize giren bu gıda ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin ( genetiği değiştirilmiş yani GDO’lu) bulunup bulunmadığından emin miyiz? Hak getire.

Anadolu coğrafyası yani güzel ülkemiz her türlü tarım ürününün yetiştirilmesinde dünya üzerindeki ender ülkelerden birisi. . Ülkemiz çok şanslı bir coğrafyada yer alıyor ve sahip olduğu bu coğrafyanın tarımsal potansiyeli oldukça fazla. Zengin toprakları, farklı iklim kuşakları ve zengin habitatı açısından Türkiye büyük bir çeşitliliğe ve avantaja sahip. Peki bu potansiyeli değerlendirebiliyor muyuz? Ona da hak getire.

Tarım alanındaki her geçen yıl artın yanlış politika ve uygulamalar bizi toplum olarak ÇUŞ’ların (Çok Uluslu Şirketler) kucağına, ithal cenderesinin içine itmiş vaziyette.

Gıdaya ulaşım hele hele sağlıklı gıdaya ulaşımın yaşamsal değeri pandemi sürecinde çok daha açık bir şekilde hissedildi, anlaşıldı.

Önümüzdeki birkaç yıldan itibaren su kaynaklarının potansiyeli, korunarak kullanımı ile Tarımın gelişimi toplumların geleceğini şekillendirecek.

Sadece hükümetlerin politikaları değil Tarım sektöründeki tüm paydaşların tarımın geleceği ile ilgili daha çok çalışması; üretim ve geliştirme odaklı yeniliklere imza atması gerekiyor. Ülkemiz tarımı hayati değer taşıyor ve kendi haline bırakılamayacak kadar kıymetli. İyi bir planlama ve yönlendirme ile tarım ve su kaynaklarımızın gelişimine rehberlik yapılmalı. Hem de bilgi ve teknoloji destekli şekilde.

Türkiye ve dünyadaki sanayi ve tarımsal dönüşüme uyumlu, etik değerlere ve çevreye duyarlı, kalite ve verimlilik artışına odaklı bir anlayışla faaliyetlerini sürdürmeye önem verilmeli.  

Ülke sanayimiz öncelikle tarım sanayisi odaklı planlanmalı ve geliştirilmeli. Buna yapamadığımız zaman diğer tarım ülkeleri ile olan rekabette zorlanır hatta başarılı olamayız.

Son dönemlerde az sayıda da olsa “İyi Tarım” uygulamaları umut verici bir gelişme.

Organik tarım uygulamalarının hızlı bir şekilde artması gerekiyor.

Yönetici erk daha fazla vakit kaybetmeden milli bir tarım ve tohum politikası oluşturmalı ve hayata geçirmelidir. Her geçen gün bitme noktasına gelen ve topraklarını boş bırakmak ya da terketmek zorunda kalan üretici desteklerle tekrar ekebilir ve üretebilir hale getirilerek ayağa kaldırılmalıdır.

Yine uzmanların dikkat çektikleri bir başka önemli konu önümüzdeki dönemlerde dünya toplumlarının “açlık” tehlikesi ile karşı karşıya kalmasıdır. Özellikle buradan hareketle derhal Türk çiftçisi tekrar toprağını ekebilir ve üretir hale gelmelidir. Aksi takdirde ülke olarak bu riskle bile karşı karşıya kalabiliriz.

Peki bütün bunların anlatmaya çalıştıklarımın öznesi ne? TOHUM. Hem de YERLİ TOHUM.

Genetiği oynanmış, sadece bir kez ürün vermesine odaklı, ihraç, hibrit tohumlar değil. Öz be öz kendi ata tohumlarımız YERLİ TOHUMLARIMIZ. 

Eğer yerli tohumlarımızı koruyabilir gelecek kuşaklara aktarabilirsek geleceğimizi da garanti altına alabiliriz. Aksi takdirde çok büyük sıkıntılar çekeriz.

Bu anlamda Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Menteşe Belediyesi’nin çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Belediyecilik hizmetleridir şudur, budur bunlar tartışılabilir. Lakin her iki belediyenin bence Muğla ve ülkeye en büyük hizmeti YEREL TOHUMLARIMIZIN korunup, gelecek kuşaklara aktarılması çalışmalarıdır.

Unutmayın YERLİ TOHUMUNUZ yoksa gelecekte ya açsınız ya da başka devletlerin eline bakan ve istediğini yapan esiri!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.