Su kıtlığı sınırındayız

WWF – Türkiye’nin 2014 yılında yayınladığı “Türkiye’nin Su Ayak İzi; Su Üretim ve Uluslararası Ticaret İlişkisi Raporu”na göre; iklim değişikliği, kentleşme, sanayileşme ve gıda tüketimi gibi faktörlerle birlikte önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde Ülkemizin ihtiyaç duyacağı su miktarının, bugünkü su tüketiminin üç katı olacağı tahmin edilmekte ve su kaynaklarımız incelendiğinde su kıtlığı sınırında olan bir ülke olduğumuz görülmektedir.

Bu gerçeklikler önümüzde dururken son günlerde özellikle büyükşehirlerimizde su kıtlığı, kuraklık, su kesintileri sıklıkla konuşulmaya başlandı. Bu konuda başta Dr. Osman Gürün olmak üzere Muğla Büyükşehir Belediyesi’ni kutlamak gerekiyor. Türkiye’de yerel yönetim ve kamu kurumları bazında “Su Ayak İzi ve Temiz Su Eylem Planı” ilk defa 2015 yılında Muğla Büyükşehir Belediyemiz tarafından hazırlandı.

Peki “Su Ayak İzi” nedir?

Kısaca su varlığının ve su problemlerinin belirlenmesi, su kalitesinin değerlendirilmesi, sürdürülebilir su yönetimi politikalarının geliştirilmesi olarak tanımlayabiliriz. Su ayak izi; mavi, yeşil, gri olmak üzere üç bileşenden oluşmaktadır.

Mavi Su Ayak İzi: su tüketiminde nehir ve yeraltı tatlı su kaynaklarının kullanımını

Yeşil Su Ayak İzi: su tüketiminde yağmur suyu kullanımını

Gri Su Ayak İzi: su kirliliğini gösterir.

İlimizin nüfus yoğunluğu, halen Ülkemiz nüfus yoğunun altında olsa da nüfus artış hızı olarak Türkiye ortalamasının üzerinde ve her yıl artarak göç alıyoruz. Bu durum ve turizm yoğunluğunun fazla olması su kaynaklarımızın üzerindeki baskıyı arttırıyor özellikle yaz aylarında bu baskının etkilerini hepimiz hissediyoruz. 2012 yılı TÜİK verilerine göre; ilimizde kişi başına tüketilen su miktarı 216 litre ve bu suyun yarısından fazlasını içme ve kullanma suyu olarak tükettiğimiz görülmekteydi.

İlimizin genel su ayak izi profilini incelediğimizde; Mavi su ayak izinin %71’ini tarımsal su ayak izi oluşturuyor. Bunu %18 ile kentsel su ayak izi, arkasından %8 ile turizm sektörümüz takip ediyor. Gri su ayak izi profilimizde yani ilimizdeki su kirliliği sebebine baktığımızda ise kentlerde kullandığımız su ayak izi, toplam gri su ayak izinin yarısını oluşturuyor. Bunu ikinci sırada hayvancılık ile üçüncü sırada turizm takip ediyor. Bu faaliyetlerden kaynaklanan atıklar, su kalitesi problemlerini ortaya çıkarıyor.

Bu konuda milat olarak kabul edilebilecek Muğla Büyükşehir Belediyemizin 2015 yılında başlatmış olduğu çalışmalara, günümüzde Muğla Valiliği, İlgili Kamu Kurumlarımız, Üniversitemiz, Sivil Toplum Kuruluşlarımız başta olmak üzere hepimiz katkı vermeli, hızlı bir şekilde “Muğla Sürdürülebilir Su Stratejileri ve Eylem Planı” oluşturulmalı ve hayata geçirilmeli, iklim değişikliği etkilerini de dahil ederek su kaynaklarımızı etkin, verimli ve bütüncül bir şekilde yönetmeliyiz.

Kentlerde kullanılan su ve üretilen atık su miktarının azaltılması ile alakalı konutlarda uygulanabilecek akıllı sayaç kullanımının teşvik edilmesiyle su kullanımı konusunda bilinç artacaktır. Aynı zamanda özel sektörde başta termik santraller ve turizmciler olmak üzere “Su Ayak İzinin” azaltılması konusunda iş birliğine katılması sürece katkı sağlayacaktır. Tarımda ise başta açık kanal sistemine dayalı vahşi sulamaya son verilmeli, modern sulama uygulamaları arttırılmalıdır. Ayrıca kayıp kaçak oranları düşürülmelidir. Bunun yanında aşırı sulamayı teşvik edecek üretim tercihlerinden uzaklaşılmalı, yerlerine daha az su isteyen ürünler üretilmelidir. Aksi halde ilimizin gıda bağımsızlığı da tehlikeye girebilir. Ayrıca arıtma tesislerinin sayısı ve kapasitesi arttırılmalı, teknolojileri geliştirilmeli bununla birlikte kırsal alanların yanı sıra kentsel alanlarda da “Yağmur Hasadı Yöntemi” kullanılarak su yönetimi konusunda verimlilik sağlanmalıdır.

Muğla olarak özellikle turizm sezonunda su sıkıntısı çekeriz. Kuraklığın ve su kıtlığının sıkça konuşulmaya başlandığı günümüzde Muğlalı bu konuda eskisinden daha tedirgin. Su kullanımının yönetilebilmesi su sorununu aza indirmek için uygun bir yaklaşım olacaktır.

Bu Habere Yorum Yapın