SÖZÜN ÖZGÜNLÜĞÜ

Günlük hayatta duyarız hep, ne güzel söyledin, hay ağzını öpeyim cümlesini… Özgünlük, hele de sözün özgünlüğü çok önemlidir. Sözün özgünlüğü deyince akan sular durur. Kimi şiir gibi konuşur kimi her an özlü sözler söyler. Bu tip insanlardan çok yok maalesef…

Özgünlük konusu, ne özgün ne değil noktasında tartışılagelmiştir. William Lake “Bütün insanlar “orijinal” olarak doğarlar. Ancak birçoğu; “kopya” olarak ölür” der.  Örneğin, bebekler dünyaya uyum sürecinde çok ağlar. Çok şaşırır, şaşırtır. Ağacı mora, maviye boyar, gök yüzünü sarıya, yeşile… Çünkü henüz özgündür sonradan süreç içerisinde kopya haline gelir.

Özgünlük hayattaki renktir. Düşünsenize her şey fabrika yapımı gibi tek tip olsa hayat ne kadar sıkıcı olurdu. Özgünlüğü insana fayda esasında düşünmeli, düşündürmeli vesselam… Özgünlük, bir şeyin başka şeylere benzememesi, kendine has olmasıdır. Başka şeylere benzemeyeceğiz, kendine has olacağız diye tabi toplumsal kabullerin dışına çıkmak da doğru değil. Burada ayar çok önemli. Hayatın bütününde ayar çok önemli. Ayarsızlık, olmayacak gariplikler yaşatabiliyor.

Özgünlük, satış hilelerine başvuranlarca çok iyi kullanılıyor ve bunun neticesinde tüketici toplumlar oluşuyor. Nesnelere farklı küçük bir detay eklenip beğeniye sunuluyor, beğenmemek ne mümkün hemen gidip alınıyor.

Örneğin; bardak. İşlevi ne? İçine, içecek koymak, herkesin evinde var. Fakat ihtiyaç fazlası nasıl aldırılır? Küçük bir farklılık ile beğeniye sunularak tabii. Normalden daha küçük veya daha büyük imal edilerek ya da küçük bir detay, resim nakşedilerek…

Kitap satış hilelerine gelince buna bir diyeceğimiz yok. Okurun bir yerden okumaya başlaması okuma kültürü edinmesi için her yol mübah. Yayınevleri son zamanlarda kitapları, değişik boyutlarda basıyor, kitap okumayan bile gidip sırf boyutu farklı geldiği için gidip alıyor. Gerçi kitap için farklı boyut uygulaması faydalı. Sürekli okuyan biri iseniz cep boyu kitap rahatça taşınabiliyor her yerde açılıp okunabiliyor.

Örneğin elbise, ayakkabı. Küçük bir değişiklik yapılıyor bir fiyonk kurdele eklemek gibi… Hiç elbise, ayakkabı ihtiyacı olmayan bir kişiye dahi bu eklenen detay özgün geliyor ve gidip satın alıyor.

Zevk ve beğeni ölçütlerinin yükselmesi, çeşit kavramı tabii ki çok önemli, olmasın demiyoruz. Eski kültürümüzdeki mimari yapıların süslemelerine, heybetine bakınız, Medeniyetin sosyal hayata, yapılara yansımasıdır bu, kültürdür, tabii ki çok önemlidir. Bunlar olmalı tabii ki. Demek istediğimiz şey, deli gibi alışverişten kaçınmak, bilinçli tüketici olabilmek. Önce sözü, kelamı zenginleştirmek, özgün kılmak.

Eski kültürümüzde sayısını tahmin dahi edemeyeceğiniz çoklukta şair, nesir yazarı, sanatçı, zanaatçı yetişmiş. Hep şair milletiz deriz, duymuşsunuzdur. Okursanız gelenek şiiri denilen çerçevede yazılan divan şiirinde, divan edebiyatında dahi özgünlüğün hat safhada olduğunu görürsünüz.

Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn

 Dert çok hem-dert yok düşman kavî tâli zebun

                                                                       Fuzûlî

Dîde giryân sîne büryân dil hazîn ben muztarib

 Hicr-i mülk-i ışk muhrik gam kavî tâli’ zebun

                                                                       Kelâmî

İşte size gelenek çizgisinde birbirine benzer ancak özgün şiir yazmış iki şair. Fuzûlî ve Kelâmî. Şair Fuzûlî dost pervasız, felek acımasız, zaman sükunetsiz, dert çok, dert ortağı yok, düşman güçlü, talih zayıf, der. Şair Kelâmî ise göz ağlayan, gönül yanmış hüzünlü, ben acı çeken, ışk mülkünün ayrılığı yakıcı, gam güçlü, talih zayıf, der.

Her iki şair de talihlerinin zayıf olduğunu söyler fakat başka unsurları sıralayarak bunu söylerler, sözde özgünlük işte, budur. Eskiler mala mülke değil söze, edebiyata değer veriyordu belki de bugün yaşanılan sıkıntılar bundan kaynaklıdır kim bilir…

İnsanlık kavramını sorgulatan maddesel bakış açısının hakimliği… Sözün sultanlığı yerini maddenin sultanlığına bırakınca olan oldu… Sözümüz işleve değil, detaya göre tüketim yapanlara, irade göstermeyip ihtiyacı dışında alanlara ve çöpe atanlara. İradenize dur demek, yanlış yapan bir yakınınıza dur demek, elinizde.

Yüzyıllardır hep söylenegelir örneğin;

Gönül ne kahve ister ne kahvehane

Gönül sohbet ister kahve bahane

Önemli olan buradaki gibi sözün özgün olması…

Herkese hitap eden, kurdeleli elbiseniz, ayakkabınız değildir. Herkese hitap eden, kalıcı olan, özgün sözlerinizdir. Özgün yazılmış şiirlerimiz, nesir eserlerimiz, edebiyatımız. Bunlara odaklanmak inanın sizi daha mutlu kılacaktır. Akıllar olması gerekenlere odaklanacaktır. Böylece hileye hurdaya gidilmeyecektir.

Kelamın, sözün özgünlüğüne değer verilen, maddenin işlevine odaklanılan, ihtiyaca binaen alışveriş yapılan, bu sayede daha yaşanabilir bir dünya bırakan kişilerden olunması dilekleri ile eyvallah.

Bu Habere Yorum Yapın