Şair Hüseyin Atılgan’ın -ÇIKIŞ-adlı şiir kitabı üzerine-(I)

Edebiyat tarihçilerimizden Seyit Kemal Karaalioğlu, “Resimli Türk Edebiyatçıları Sözlüğü” adlı eserinde diyor ki:

“Edebiyatta kendi sesimizi bulabilmemiz, kendi kendimiz olabilmemiz, şairlerimize ve yazarlarımıza bağlıdır. Eserlerini hayranlıkla okuduğumuz bu kişilerin, hangi aşamalardan geçtiklerini, yaratıcı güçlerinin köklerini, tüm renkli ayrıntılarıyla onların hayat öykülerinin dünyasından ve fikirlerinden çıkartabiliriz.”

Muğla’nın edebi alanda verimli yazar ve şairlerinden biri olan Hüseyin Atılgan, 2001 yılında “Koridor”, 2016 yılında “Kapı” adlı şiir kitaplarını yayınlamasından sonra, 2021 yılında “Çıkış” adlı üçüncü şiir kitabını yayımladı. Bu şiir kitabına aldığı şiirlerinin dilinin, daha bir yetkinleştiğini, dil ve estetiği birlikte götürmeye gayret ettiğini görmekteyiz.

Atılgan, bir “aşk ve sevgi” şairidir. Karanlıkların sınırlarının sonuna, ışıkla bakmak, oralarda kalmış duygu kırıntılarını yoklamaktan hoşlanır.

“Ben geceyi beklerken,

Sen uyanırsın.

Ay yoluna düşer.

Bütün çiçeklerin serencamında,

Güneş’in ilk ışıkları da

Bal rengi saçlarına düşer.

Ben ise günün karanlığına düşerim..

Taa ki gece tekrar gelene kadar.”

24 Mayıs 2015

Şiir kitabına aldığı şiirlerinin, okura rahatlık veren bir anlatımı vardır. Bazı dizelerinde imgelerle beslenmiş sözcükler görülse de genelde anlatımın açık ve anlaşılır olmasına gayret ettiğini görüyoruz. Yani şiirinde II. Yeniler’in kullandığı anlaşılmaz sözcük yapısına ve çözümü zor imgelere başvurmaz. Benzetmelere az yer verse de seçtiklerini çarpıcı kullanmaya gayret eder.

“Severim isyan rengindeki

Ayrılıkları…

Arkasından

Bayram tadında,

Şiir tadında

Kavuşmalar varsa.”

Şair, bu kısa şiirinde adı geçen, “ İsyan rengi” ve “Bayram tadı” benzetmelerinde halk söylemine yakın sözler etse de, bu benzetmeleri kendine özgüdür.

Atılgan, şiirlerinde, ülkenin içinden geçtiği dönemin şartlarına pek değinmez. Aşk ve “sevda” onun şiirlerinin ana temasını oluşturur. Ancak bazı şiirlerinde geçmiş dönemin siyasal ortamını 1970’ler Türkiye’sinde yaşanmış gelişmelerini hatırlatan göndermeler yapar.

“Yollar yürümekle aşınmaz” diyenlere inat

En güzel, en uzun

Yürüyüşleri biz yaptık.

Tandoğan’da yürüdük

Saçlarımızı rüzgara bırakarak.

Sevdalara yürüdük,

Sehpalara yürüdük.

Mecnun’dan günümüze,

Günümüzden Mecnun’a ,

Yürüdük.

En son ve en sert yürüyüşleri,

Biz yaptık”

22 Mart 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.