Sadakat olgusuna farklı bir yaklaşım

Sadakat; kişinin sevdiğine inanması, güvendiğine bağlanması ve ona bağlı kalmasıdır. Tanımı yapılan bu olguya, yüzeysel açıdan bakılabileceği gibi, irdeleyici açıdan da bakılabilir. Her iki durumda da sadakat olgusuna yüklenen anlam ve bu olgunun içerdiği ögeler değişir. Olguya yüzeysel açıdan bakıldığında, sadakatin doğru bir davranış biçimi olduğuna ve insanoğlu için genelde olumlu etkiler yaptığına inanılır. Ancak meseleye derinden ve irdeleyici bir açıdan bakıldığında ise, durum değişir. Bu bakış açısına göre sadakat olumlu ögeler içerdiği kadar, olumsuz ögeler de içerebilir. Şimdi konuyu her iki açıdan da ele alalım.

Sadakatin olumlu bakış açısına göre değerlendirilmesi durumunda; inanma, güvenme, özdeşleşme ve bunların sonucu olarak dayanışma, ekip ya da takım anlayışı ile hareket etme ve biz duygusuna ulaşma eylemlerinin ön plana çıktığı görülür. Yani sadakatin bu ögeleri içerecek şekilde işlemesi, sosyal barış ve toplumsal uzlaşma ve toplumsal sinerjinin oluşması açısından önemlidir. Pozitif sadakat duygusu, sadakatin samimiyete dayanmasıyla ilgili bir durumdur. İçinde hiç mi hiç bir hesabın bulunmadığı sadakat ya da bağlanma duygusundan bahsediyorum. Kulun Rabbine iman etmesi, itaat etmesi ve ibadetinde yaşadığı ruh hali gibi.

Sadakat olgusuna irdeleyici bir mantıkla bakıldığında, pür manada bir sadakat davranışının, insan ilişkileri ve toplumsal hayat açısından bazen yanlış uygulamalara sebep olacağını söylemek mümkündür. Çünkü pür anlamda sadakat olgusunun insanları kayıtsız bir itaatle karşı karşıya bırakacağı, fanatizme taşıyacağı ya da onları biat etmeye ve ölümüne bağlanmaya zorlayacağı ifade edilebilir. Pozitif olmayan sadakat duygusunun da hasbi ve hesabi olan iki boyutu vardır. Böylesine bir sadakat anlayışı ya sahibini biat ve pür manada itaat etmeye götürecek ya da maskelenmiş sadakatin arkasında yer alan hesabi bir davranışın içerisine itecektir. Yani itaat etmediği halde itaat ediyormuş gibi görünerek, güç odağının ve konjonktürün üzerinden çıkar sağlamaya çalışmak gibi.

Kayıtsız itaat ve biat ilişkisi; fanatizm, öç alma, nefret duygusu ve ötekileştirmeyi de beraberinde getirir. Yani sadakat olgusu üzerinden bindirilmiş kıtalar ya da güç odakları oluşturmak kolaydır. Nefret nefreti, şiddet te şiddeti doğurur. Ancak belirtmeliyim ki, bizim çok miktarda toplumsal uzlaşıya, sevgiye ve huzura ihtiyacımız var. Bu noktada toplumsal yaşama iklimimizi besleyen ve temel kotlarımızı düzenleyen, Anadolu İrfanının devreye gireceğine güveniyorum ve güvenmeye devam edeceğim. Saygılarımla.

Bu Habere Yorum Yapın