ORHAN ÇAKIR

Bir Muğla sevdalısı, daha da öte Muğla Şovenisti bir başkan, bu dünyadan göç eyleyerek ebedi istirahatgâhına çekildi.

Sessiz sedasız.

Son zamanlarda asude bir hayat yaşarken…

Başkan diyorum.

Öncesinde Şehr-i Emin, günümüzde Belediye Başkanı olarak yer eden bir görevin sahibiydi rahmetli Orhan Çakır.

Hem de 1989-1999 yılları arasında olmak üzere 2 dönem Muğla Belediye Başkanı olarak.

                                                                        ***

Hiç kuşku yok o, ayrıcalıklı bir başkan olarak yer etti.

Onu farklı kılan, her kesim tarafından sevgi ve saygı görmekle birlikte tasvip edilmesinin nedeni, üstlendiği görevi bihakkın yerine getirmesiydi.

Aynı görevin sahibi niceleri parti ayrımı güderek farklı yaklaşımlar sergilerken, o gerçekten ayrıcalıklıydı.

Onun için asıl olan, ayrımcılık yapmadan görevin en iyi şekilde yerine getirilmesiydi.

Değil mi ki halk kendisine güvenerek iki dönem belediye başkanlığı gibi önemli bir görevin sahibi yapmıştı.

Öyleyse halkın ve de mensubu olduğu kentin sorunlarının tez elden çözüme kavuşturulması gerekirdi.

Kısaca, şartlar ne olursa olsun kentin sorunlardan arındırılması temel koşuldu.

                                                                          ***

Gerçekten rahmetli Orhan Çakır, iki dönem halkın teveccühünü kazandığı 10 yıllık süreçte, aynı yaklaşım içerisinde oldu.

Vatandaşlar arasında hiç parti ayrımı gözetmedi.

İlişkin olarak, dönemin iktidar partisi milletvekili Latif Sakıcı olmak üzere DYP il başkanı rahmetli Cavit Karaöz ve diğer partililerle olan yaklaşımları, örnek teşkil eden davranışlardan başkası değildi.

Aynı partiye mensup niceleri iktidar partisi mensuplarıyla bırakın diyalog içerisinde olmayı, selam sabahı keserken rahmetli Çakır;

“Asıl olan üstlendiğim görevi en iyi şekilde yerine getirmektir.

Değil mi ki halkımız şahsıma teveccüh göstererek beni belediye başkanı yaptı.

Farklı yaklaşımlar içerisinde olamayız demişti.”

Bu yaklaşımında abartı yoktu.

Zamanla kendisiyle Hamle TV’de gerçekleştirdiğimiz birçok söyleşide, aynı soruyu yöneltmiştim.

Siz CHP’li belediye başkanısınız.

Ülkemiz koşulları içerisinde farklı partiler, özellikle DYP mensuplarıyla diyalog içerisinde olmanız, eleştirilmiyor mu?

Hiç tereddüt etmeden;

Ben Muğla’nın belediye başkanıyım.

Seçimler öncesinde ilin sorunlardan arındırılması sözünü verdim.

Bunun için gerektiğinde iktidar partisi mensuplarıyla diyalog içerisinde olmam, yadırganmamalı.

Zira söz konusu ilişkilerin temelinde, Muğla’ya hizmet vardır.

Bunu gerçekleştirirken parti ayrımı yapmak bize, özellikle hoşgörünün egemen olduğu Muğla’mıza asla yakışmaz.

İşte böylesine bir görüşün sahibiydi rahmetli Çakır.

Yıllar boyu basın mensupları olarak, hiçbir parti ayrımı gözetmeksizin, kendisine müracaat eden kim olursa olsun elinden geleni esirgemediğini gözlemledik.

Yanı sıra belirttiğim gibi birlikte gerçekleştirdiğimiz nice TV programlarında da aynı yaklaşım içerisinde olmuştu.

Her defasında ve her platformda;

Ben hiçbir zaman vatandaşına ayrım yapan belediye başkanı olamam demişti.

Kabul edelim ki, gerek görev yaptığı süre içerisinde, gerekse sonrasındaki hayatında her kesim tarafından sevgi ve saygı görmesinin nedeni başkası değildi.

İçinde bulunduğumuz koşullarda Covid-19 nedeniyle halkın dışarı çıkmakta tereddüt ettiği süreçte, onu ebedi istirahatgâhına göndermek için onca yakın dost, akraba ve Muğla halkı cenaze törenine katılmışsa, tek söyleyebileceğimiz, rahmetli başkanın çok önemli izler bırakarak ebedi hayatına çekildiğidir.

                                                                    ***

Hiç kuşku yok, CORONAVİRÜS nedeniyle halkın sokağa çıkmakta tereddüt ettiği süreçte, rahmetli başkan Orhan Çakır’ı son yolculuğuna uğurlamak için gelen onca kalabalık, ne denli sevilip sayıldığının göstergesiydi.

Bu nedenle cenaze töreninde başkan Op.Dr. Osman Gürün görüşlerini yansıtırken; 

Orhan bey partide, aktif siyasette aldığı görevler, belediye başkanlığı ve sonrasında üstlendiği görevler ile Muğla siyasetiyle ilgili çalışmalarıyla çok farklı kesimlerden çok farklı insanlarla farklı ilişkiler kurdu.

Kendine has samimi, dobra ve ona has tavırlarıyla insanlarla çok özel ilişkiler içerisinde oldu.

Kuşkusuz ölüm hepimiz için var.

Ama son bulduğunda ne şekilde onu andığı ve toplumda ne kadar derinlemesine yer aldığının en güzel işareti bu.

Belli ki Gürün, samimi yaklaşımlar içerisinde rahmetli Orhan Çakır’ı anlatmaya çalışmıştı.

Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş’te farklı duygular içerisinde değildi.

Orhan abi’yi aktif siyasete başladığım gençlik yıllarımdan beri tanıyorum.

Partisi yanında belediye başkanlığı süresince çok önemli görevler yapmıştır. O iyi günde kötü günde insanları hep arardı. Belediye başkanından öte bir ağabey, bir dost gibi kimseyi ayırt etmeden halini hatırını sorar, yapabileceği bir şey varsa inanın yapardı.

Küsmek darılmak, kin tutmak gibi huyları yoktu.

Atatürkçü, cumhuriyet değerlerine bağlı çok iyi bir Muğla’lıydı.

Ardından damadı Tekirdağ Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay da aynı yaklaşımlar içerisinde görüşlerini belirtiyor.

                                                                                ***

Sonuçta, 23.Dönem Muğla Belediye başkanlığını 2. kez üstlenen Orhan Çakır’ın ne denli iz bıraktığı, dünyanın başına musallat olan Covid-19’a rağmen törene katılanlardan belliydi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çelenk gönderirken dönemin Muğla Valisi Cemil Serhadlı, CHP Milletvekilleri Mürsel Alban, Süleyman Girgin, Burak Erbay, CHP İl Başkanı Adem Zeybekoğlu, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, eski milletvekillerinden Feyzi Topuz ve sevenleri son yolculuğunda onunla beraberdi.

Kuşkusuz ölüm her fani için kaçınılmaz sondu.

Değerli başkan Orhan Çakır’da ebedi istirahatgahına doğru yol aldı.

Hem de çok sayıda sevenleri, arkadaşları ve dostları tarafından.

Toprağın bol, mekanın cennet olsun sevgili başkan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir