Montrö, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi Türkiye’nin çıkarına

1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile boğazların güvenliği Milletler Cemiyeti’ne bırakılmış, bundan 13 yıl sonra 20 Temmuz 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Milletler Cemiyeti’nin görevine son verildi ve Türkiye olarak Boğazlar üzerinde tam kontrol hakkı kazandık. 20 Temmuz 1956 yılında sözleşmenin süresi bitmiş, sözleşmeyi imzalayan devletler Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni değiştirmek için girişimlerde bulunmuşlar ancak başarılı olamamışlardır. O günlerden bugüne dönem dönem Montrö tartışmaya açılmıştır. Son olarak Kanal İstanbul ardında 104 Amiralin Bildirisi ile tekrar gündeme geldi. Daha uzunca bir süre daha bu konuyu ülkece konuşacağız gibi duruyor.

Montrö’ye göre Karadeniz’e kıyısı olmayan tek bir ülkenin aynı anda bulundurabileceği gemilerin tonajı 30.000 tonu aşamıyor. Tonaj ağırlığı nedeniyle uçak gemileri girmesi imkansız hale gelirken, belirlenen tonajın altındaki savaş gemileri de en fazla 21 gün Karadeniz’de kalabiliyor. Ayrıca Montrö’ye göre boğazlardan geçen gemilerin harç ve vergi ödemesi gerekiyor. 2019 verilerine göre boğazlardan geçen 42.000 gemi, kılavuz, römorkör, ve diğer yan hizmetler kapsamında toplam 143 milyon dolar ücret ödemiş.

Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı’ya göre; “1983 yılında 1 altın/frank, indirimli değeri ile 0.8063 dolara sabitlendi. Türkiye, sabit kuru 1 gram altını 2.78 dolar, 1 ons altını ise (31.1 gram) 86,38 dolar olarak kabul etmeye başladı. Şayet güncel kurlar ile hesaplansaydı, şu anki yıllık gelir olan 143 milyon dolar, asgari olarak 2.5 milyar dolara yakın bir meblağa ulaşacaktı. Bu rakam yaklaşık olarak Panama Kanalı’nın gelirine yaklaşıyor, Süveyş’in ise yarısına takabül ediyor.” Tabi bunlar barış halindeki Türkiye için geçerli. Savaş halinde hem ticari hem de savaş gemilerine boğazları kapatabiliriz.

Montrö, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi Türkiye’nin çıkarına. Geçiş gelirlerini artırmak istiyorsak Kanal İstanbul’dan önce “Altın-frank” paritesini tekrar gündeme getirmeliyiz. Eğer Kanal İstanbul yapıldığı takdirde korunması gereken Montrö’nün akıbeti ne olacak? Ve Karadeniz’e kıyıdaş ülkelere güvenliğinin nasıl sağlanacağını ne şekilde anlatacağız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.