Medeniyet dediğin

Bizim anladığımız dilde Medeniyet yaşamanın, iç içe geçmiş yaşamların gereğidir.

Ahşap, kerpiç, taş yapı, bahçeli evlerin apartman,

Eğreti köprünün viyadük,

Birbirini kesen hemzemin stabilize yolların otoban,

Medeniyet “Ha bi yol ver de geçeyim Hasan abi“nin de trafik lâmbası olmasıdır 

Medeniyet köyde kurda, kuşa, hayvanata terkedilen çöplerin şehirde konteynırlara atılmasıdır.

Medeniyet köyde toprağa, bağa bahçeye, fazlası derelere akıtılan suyun şehirde kanalizasyon ile iletilmesidir.

Medeniyet kimi zaman düzensiz kalabalığın düzenini sağlayan kurallardır.

Medeniyet köyde yaptığınızda kimseye zararı dokunmayacak işleri şehirde yapmanızı engelleyen yasaklardır”

İçerisinde bulunduğumuz zaman dilimi ideolojinin hayatımızdaki yerini daha seri bir şekilde terk ettiği bunun yerine herkesin daha rahat bir yaşam adına yeni arayışlar arifesinde olduğu bir süreç.

İnsanımız daha rahat bir hayatın ancak medeniyet ile daha fazla medenileşme ile olacağını düşünüyor ve medeniyet ifadesi geçer geçmez bu durumu Batı ile özdeştiriyor.

Avrupa ile aramızda var olan teknolojik yarıştaki makas aralığının her geçen gün bizim aleyhimize açıldığı da bir gerçek , ancak bu durum var diye Batının medenileşme adına nasıl milyonlarca insanı katlettiği gerçeğini de unutmamak gerekiyor.

 Medeniyet galiba saygı, tahammül ve terbiyeden geçiyor.

                                                                                                                                                                                    
Vahşi batı bunu Amerika’ da Kızılderililerin ve Yerlilerin kökünü kazıyarak saygılı bir şekilde, terbiyelice onlara tahammül göstererek ispatlamış. İki büyük halkın kökünü kazımış efendice .

Afrika kara kıtasına gelince Vahşi batı biraz daha nazikleşmiş; medenice siyah adamların elleri ve ayaklarına iri demir yığınlarından oluşmuş kelepçeler takmış.

Büyük gemilerle onları muhtelif Batı ülkelerine taşıyıp satmış.

Kürek mahkûmları yapmış.

Zor şartlarda çalışan bu insanları hastalanınca tedavi etmek yerine saygı çerçevesi içeresinde köpek balıklarına yem etmiş.

Doğada ki canlılara saygı gösteren bir batı medeniyeti göstermiş.

Köpekbalıkları aç kalmasın diye yıllarca kara derili kim bilir kaç bin insanı yem etti medeni batı.

Ailelerini paramparça etti. Vahşi batı kara derili Afrikalıların korkulu rüyası oldu.

Baba bir yana, anne bir, çocuklar bir yana darmadağın oldular. Her türlü zulme haksızlığa uğradılar.                                                                                                                                                          
Kelimelerle anlatılamaz bu. Şairin kelimeler kifayetsiz kalır dediği budur işte.

Medeni batı ,Vahşi batı ,Muasır batı

Çekik gözlü Uzakdoğu insanını Kara gemilerle uzaklara taşıdılar. Birçoğunu oracıkta öldürüp denize attılar yıllarca.

Avustralya’da o ufak boylu Aborjin’leri tarlalara gömdüler. Arazilerini ellerinden aldılar. Korku nedir bilmeyen bu kısa adamlar toplumuna bile yaptıkları zulümlerle korkuyu öğrettiler.

Kuzey Afrika’da o koca diye övündüğümüz, nitelendirdiğimiz Osmanlının 600 yılda yapamadığı şeyi yapıp 100 yılda anadili  Libya da ,Fas ta, Cezayir de ,Tunus ta, Senegal de, Nijerya da, Moritanya da Fransızca yaptılar. Ülkelere kendi öz dillerini kültürlerini unutturdular.

Şimdi yüzyılı aşkındır bize batı medeniyetini anlatıyorlar

                                                                                                                                                                            
 Vahşi, gözü dönmüş, gaddar, zalim, acımasız, kısmını silmişler karatahtalarından Batı medeniyetinin. Uygar, medeni, cici bir batı yapmışlar.

                                                                                                                                                                                  
 Bizi  uyutmanız mümkün bir süre. Hafızası taze gençler bilmiyor nasılsa sizi.

Kafkasya, Galiçya, Çanakkale, Irak, Sina ,Filistin, Hicaz, Yemen türküleri hala dilinizde, İran, Balkanlar’da yaptığınız katliamları bilmiyor hafızası taze gençler.

Filistin, on yaşlarında çocukların tanklara taş attığı. Afganistan, Irak, Suriye gemilerle Akdeniz’de çoluk çocuk azgın dalgalarla boğuşurken küçücük teknelerden denize düşüp ölen. Ölü çocuklarının kıyı kumsallara vurduğu vahşi batı bu işte gerçek yüzü bu. İşte göz önünde daha canlı kanlı.

Evet yüzyılı aşkın bir zamandır bize uygar, medeni, özgür, adil batıyı anlattığınız, bizi uyuttuğunuz ,uyuşturduğunuz için teşekkürler.

Akif’in sözleri daha anlamlı;

‘Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!

 Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!

 Tükürün ehl-i salîbin hayasız yüzüne!

 Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahlûku görün,

 Tükürün maskeli vicdanına asrın tükürün!’

Vahşi……… Batı medeniyeti.

Bu Habere Yorum Yapın