“MENTEŞE (MUĞLA)YÖRESİNE TÜRK (YÖRÜK) YERLEŞİMİ-COĞRAFİ AD DEĞİŞİMLERİ-SUHTE OLAYLARI-AYANLAR ÇATIŞMASI VE EŞKIYALIK HAREKETLERİ”

Tarih, her ulusun geçmişinde yaşanmış olayları içinde barındırır. Sadece genel tarihte değil, kentlerde yaşanmış önemli olayları da kentler, tarih içinde okuruna aktarır. Yani bir kentin geçmişindeki sosyal ve kültürel yapısını oluşturan gelişmeler, tarihi seyri içinde yaratılmış birikimi, bu anlatılanlar sayesinde öğrenilir. Kent tarihlerinin yazılması ve o kentle ilgili yazılmış edebi türlerin varlığı, ilgili kentin tarihi ve kültürel değerlerinin korunup, anlam kazanmasına da katkılar yapar.
Tarih, yüce heyecanların, hırs ve ihtirasların neden olduğu gelişmelere ışık tutar. Sonradan gelen devlet adamlarına ve önemli mevkilerde bulunan yöneticilere, yararlanabilecekleri ders içerikli miraslar bırakır. Yaşanmış geçmişi ”mişli geçmiş zamandan” alıp,”görülen geçmiş zamana” taşır. Böylece değerlendirilmelerin sağlıklı yapılmasına imkân tanımış olur.
Muğla kent tarihi, sağlıklı bir şekilde, Karya ile başlar, zamanımıza kadar uzanan uzun bir geçmişi gözler önüne serer. Bu uzun zaman kesiti içinde, kanlı işgallerin, fethedilen topraklara yerleşimin, yurt edinme kavgalarının zorlu mücadelesini anlatır. Biz bunlara yer verirken, Menteşe coğrafyasında yaşanmış hatıralardan çok, tarihi belgelerden hareket ettik. “Belgelerin konuştuğu yerde “demişler”,”söylemişler” gibi söylentiler susar” kuralından hareket ederek, eserimizi belgesel şekilde oluşturmaya çalıştık. Müşterek tarihin çocukları olduğumuz için, tarih ve edebiyatımızın beslendiği ortak kaynağın, Menteşe coğrafyasındaki gelişmelerini bu bütünle ilişkili olan şekliyle vermeye gayret ettik. Bunları yaparken, yöre insanına mutluluk vermiş gelişmeler yanında, yaşanmış acı olayları da göstermeyi ihmal etmedik.
Muğla tarihine ışık tutması amacıyla yazdığımız bu eserimiz,”yerel bir görüş” çerçevesinde ele alındığı için mevcut belgeler ağırlıklı olarak yöreyle ilgilidir. Belgelerin dilinin, orijinalinden hareketle günümüz insanının anlayacağı şekilde verilmesi ise, yaşanmış gelişmelerin daha iyi anlaşılması içindir. Üstünde bugün özgürce gezdiğimiz, sunduğu nimetlerden yararlandığımız bu topraklar, bizim yurdumuzdur. Bu muhteşem vatan, çok ağır bedeller karşılığında bu milletin vatanı olmuştur. Bu uğurda çok vatan evladı gitmiş, nice zekâlar, kafa yormuş, nice gönül ve fikir adamları acılara katlanmıştır.
Eserimizde Menteşe ve yöresi, bu bakış acısıyla ele alınıp yazılmıştır. Son elli yıldan itibaren Osmanlı arşivlerinin incelemeye açılması, tarihçilerin zengin kaynakları değerlendirmesine imkân vermiştir. Tahrir Defterleri”-“Mühimme Defterleri”-“Kadı Sicilleri” gibi Osmanlı kaynaklarının günümüz Türkçesi’ne aktarımı, sadece genel tarih için değil, kent tarihlerinin zenginleşmesine de önemli katkılar sunmuştur. Bu çalışmalar sayesinde, Muğla ile ilgili önemli bilgilere ulaşılmış, böylece Muğla”nın geçmişi, daha sağlıklı bilgilerle tanıma imkânı bulunmuştur.
Düşünce adamlarımızdan İsmail Habib Sevük, ”Borçlarımızın en ağırı, vatanımıza karşı olanıdır. Onu hiçbir kimse ödeyemez…” demiştir. Bu sözden hareket ederek, Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu imkânlar sayesinde okullarında okudum ve Cumhuriyet’in liselerinde öğretmenlik yapma fırsatını buldum. Bu imkânı bana veren ülkeme hizmetimi sadece öğretmen olarak değil, böyle eserler yazıp bırakarak da ödemeyi amaçladım. Bu yönde çeşitli konularda araştırma eserleri yazmam yanında, bilhassa Erzurum ve Muğla kentlerinin tarihi ve edebi zenginliklerini anlatan, önemli araştırma eserleri ve romanlar yazıp hazırladım. Bu çalışmalarım sırasında gördüm ki, tarihi ve edebi mirası zengin bir milletiz. Bu konuda yurdumuzdaki hangi ili araştırırsak araştırılım, bu zenginliği, derinlik ve genişliği görmemiz mümkündür.
Eserimiz tabii ki tam mükemmelliğe sahip değildir. Biz sadece uzun bir dönemin serüvenini, yaşanmış olayların özünü vermeye çalıştık. Bu eserden hareketle ileride daha hacimli eserlerin yazılmasının gerektiğinin görülmesini istedik. Onların da yazılacağına şüphe etmemekteyiz. Muğla’nın böyle zengin bir kültüre ve tarihe sahip olması ve bizlere böyle hacimli eserler yazdırması gurur vericidir. Bu eserimiz bu ülke insanına ve Muğlalılar’a da gurur verip, göğüslerini kabartmalıdır. Çünkü mazilerinde derin bir tarih, zengin bir kültürel yapı ve edebi birikimler mevcuttur. Tek yapılması gereken şey, köklü bir çalışmaya karar verip, geniş bir zaman ayırarak, bu çalışmaları yürütüp, önemli eserleri tarihsel belgelerden ve yöre insanının anlatılarından derleyerek ortaya çıkarmaktır. Bunları yapacak yetişmiş insanımız da mevcuttur.
Son olarak şunu belirteyim ki, eserimiz uzun ve yorucu bir çalışmanın ürünüdür. Yazımında ve oluşturulmasında büyük gayret ve titizlik gösterilmiştir. Buna rağmen gözden kaçan yazım hataları, bazı hususlarda eksiklerin olması kaçınılmazdır. Bu tür eksikliklerin hoş görüleceğini umarım. Çünkü çalışmam, geçmişi günümüzle tanıştırmak amaçlıdır. Fransız siyasetçi Alexis,” Geçmiş, eğer geleceğe ışık tutmuyorsa, ruh karanlıkta yürür.” Demiştir. Bizim tarihimiz, geleceğimize ışık tutmayı sürdürdüğü için böyle bir sorunumuz yoktur, yine de karanlıkta kalmamak için, tarihin aydınlattığı yolda yürümeyi sürdürelim. Bu amaçla yazılmış eserimizin yöre ve ülke insanına yararlı olmasını temenni ederim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: