BİRER BİRER GİTTİLER

“Bedeni henüz soğumayan ağabeyim adına.”

İnsanoğlunu en çok üzen ve de kahreden olayların başında kuşkusuz ölümler gelir.

Hele yakınızdakiler olursa…

Üstelik zamansız ise, daha bir etkilenirsiniz.   

Zira birlikteliğiniz süresince aradan geçen nice günler, aylar ve yıllar gözünüzde canlanır.

Bir yerde acısıyla, tatlısıyla geçmişi yeniden yaşarsınız.

Ne var ki onlar birer birer aramızdan ayrıldıkları için artık yokturlar.

Yüce Yaratan’ın takdiriyle ebedi hayata göç eylemişlerdir.

Geride kalan sadece silinmez hatıralardır.

                                                                     ***

Biliriz ki ebedi ayrılıklar üzerine yüreğimiz dağlanır.

Hele yıllar içerisinde birbiri ardı sıra gelen ölümler sizi ebediyen ayırmışsa, onca yıl süren birlikteliğinizi kolayına unutamazsınız.

Bu nedenle, nasıl bir tecellidir ki acılar küllenmeden,  yeni elim olaylarla yüz yüze gelinir. Ve bunlar, Kafaca Beldesinde konuşlanan akraba silsilesinin mensuplarıdır.

Kader birliği ettiğimiz eğitimci Mustafa ve ağabeyi Hasan Çolakoğlu’nun zamansız ölümü yüreğimizi dağlamışken, Erkan Sökmen’de onları takip etti.

Oysa Erkan’la yıllar boyu kardeşten öte birlikteliğimiz vardı.

Muğla Merkez Kafaca Beldesi, Merdivenli Mevkii ve üniversite tahsili için gittiğimiz Ankara’da acısıyla tatlısıyla Zeki Sökmen ağabey dahil nice yılları birlikte geçirmiştik.

Ve yıllar birbirini kovalar.

Derken, yaprak dökümü başlamıştır.

Çocukluğumuzu yaşadığımız Mehmet Çolakoğlu’nun acısı küllenmeden Muharrem Ülkü, Metin Gökalp ve eniştem Fettah Altınsoy da bu dünyadan göçüp giderler.

                                                                          ***

Ne edilse de yaprak dökümünün ardı arkası kesilmiyordu.

Dolayısıyla yeni acılarla sarsıldık.

Kuzenim Mehmet Gümüş ve yeğenim Aydın Çolakoğlu’nun ölümünün etkisi geçmeden, sıra sanki Muğla merkez ilçeye gelmişti.

Yakın dostlarım Suat Oyman, Gürkan Birgili ve Aydın Çakır’ın ardı ardına ölümleri, yeni üzüntülere sürükledi.

Nasıl sürüklemesin?

Onlar yıllarca tasada ve kıvançta birlikte olduklarımızdı.

Dedim ya yaprak dökümü devam ediyordu.

Bu kez Muğla basınında önemli yer tutan Hamle Gazetesinin kurucularından H.İbrahim Nizamoğlu’nun ani ölümü daha bir etkiler. Oysa kardeşi Hayati Nizamoğlu ile birlikte hayata geçirilmesi istenen projeler vardı.

Özellikle siyaset ve Muğla ekonomisi adına önemli atılımlar düşünülüyordu.

Ne var ki olmadı. Onun zamansız ölümü, düşünülen projelerin rafa kalkmasına neden oldu.

Artık kader ağlarını örüyordu.

Yıllar boyu ağabey-kardeş ilişkisi yanında birçok yönden birliktelik yaşadığımız Avukat Cavit Karaöz de aramızdan ayrılır.

Oysa o, Muğla politikası ve temsil ettiği siyasi eğilim bağlamında, simge isimlerden biriydi.

                                                                ***

Birbiri ardı sıra gelen ölümler üzerine acı üstüne acılar yaşamamıza karşın, yeni üzüntüler yakamızı bırakmıyordu.

Bu defa Muğla siyaseti, özellikle basın dünyasının duayenlerinden Ünal Türkeş’in ölümü daha bir etkilemişti. Zira o gerçekten, pek çok konuda bir bilendi.

Kendine özgü gazetecilik anlayışı ve samimiyetiyle iz bırakan Ekrem Orhan’da, sanki sıra benim dercesine aramızdan ayrılıp gitti.

Heyhat…Yıllar itibariyle aramızdan öylesine çok ayrılanlar olmuştu ki.

Hele bunlar, kişisel bazda sizinle unutulmaz anları paylaşmışlarsa, ayrılık daha bir zordur.

Derken bir başka acı daha yüreğimi dağlar. Manevi evladım olarak gördüğüm Mustafa Aksan’ın ani ölümü şok etmişti.

Oysa yıllarca başarıyla sürdürdüğü Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden henüz yeni emekliye ayrılmıştı. Ne var ki Yüce Yaratan onu da aramızdan erken aldı.

                                                                         ***

Ve şimdi de Ayhan Zeki Sökmen’in ani ölümü.

Mesleği gereği yıllarca ülkemizin değişik kentlerinde önce Cumhuriyet Savcısı, sonrasında avukatlık yaptıktan sonra emekliliği seçmişti.

Onu daha ziyade mutlu eden, ailesiyle birlikte baba ocağı Merdivenli Mevki ve Kafaca Beldesinde yakın arkadaş ve dostlarıyla beraber olmasıydı.

Yıllar boyu kardeşten öte beraberliğimiz oldu derken bunu kastetmiştim.

O illa da baba evi Merdivenli derdi. Bilhassa muhterem eşi Sevgi hanımı kaybettikten sonra günlerini çoğunlukla burada geçiriyordu.

Günlük yaşantı içerisinde Muğla merkezde ikamet eden oğulları Mutlu ve Mete’yi ziyaret ettikten sonra yeniden baba ocağına dönerdi.

Eşini kaybedince, onun dünyasında sadece oğulları ve de kitapları vardı.

Kitapları diyorum, bir kişinin kütüphanesinde ancak bu sayıda kitap olurdu. Hem de her türden olmak üzere. Oğlu Mutlu’nun şu an sahip olduğu Beyazıt Kitapevinin açılmasında babası önemli rol oynamıştı.

Şahsen daha bir okuma alışkanlığı kazanmam ve de hatırı sayılır kütüphaneye sahip olmamda, Zeki ağabeyimin desteğini asla unutamam.

Zira çok uzun yıllar süren ve de günümüzde de devam eden birlikteliğimiz ya Kafaca Beldesinde ya da Merdivenli’de geçmişti.

Bu nedenle onunla birlikte, rahmetli kardeşi Erkan ve babaları rahmetli Mustafa amca ve Annesi rahmetli Hatice teyzemin sıcak yaklaşımlarını unutmam mümkün değildir.

Onlar bir yerde ikinci ailem gibiydiler.

İşte böylesine bir hayatımız vardı Zeki ağabey, kardeşi Erkan ve yeğenlerim Mehmet ve Mustafa Çolakoğlu ile.

Şimdi ise sadece yeğenim Uğur Çolakoğlu ve rahmetli Zeki ağabeyin oğulları Mutlu ve Mete kaldı.

                                                                 ***

Ne yazık ki, hayatım boyunca çok değer verdiğim kişilerden olan Zeki ağabey, zamansız bir şekilde aramızdan ayrılarak ebedi istirahatgâhına kavuştu..

Geride tarifi imkansız acılar bırakarak hakka yürüdü.

Ve sevgili ağabey…

Tüm dost ve sevenlerimizle birliktei sende bir şekilde bırakıp gittin ama bizler seni asla unutmayacağız.

Toprağın bol mekanın cennet olsun sevgili ağabey.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı
Muğla Yenigün Gazetesi

BEDAVA
İNCELE